AİHM, 12 Eylül'de işkence gören Duman Bal'ın başvurusunu reddetti: Türkiye'den 'zaman aşımı' savunması

AİHM12 Eylül 1980 Askeri Darbesi'nin ardından 97 gün işkence gören Duman Bal'ın başvurusunu reddetti. Kararda, Türkiye'nin 'zaman aşımı' savunması dikkate alındı. Bal karara tepki gösterdi: Yapanın yanına kâr kalıyorsa yasalar ve anayasa niye var?

Abidin YAĞMUR


MERSİN - Duman Bal, 12 Eylül Askeri Darbesi'nin ardından şubat 1981’de Maraş'ta jandarma tarafından gözaltına alındı. O dönem 23 yaşında olan Bal, 97 gün boyunca işkence gördü. 'THKP-C Acilciler' üyesi olduğu iddiasıyla tutuklanan Bal, aynı yıl beraat etti ancak Elbistan Termik Santrali'ndeki işine bir daha dönemedi. Maruz bırakıldığı baskılar ve tehditler nedeniyle Elbistan'ı terk etmek zorunda kalan Bal, darbeden sonraki yıllar boyunca bir daha sigortalı, düzenli bir iş bulamadı.

30 YIL SONRA HUKUK MÜCADELESİ BAŞLATTI

12 Eylül 1980 Askeri Darbesini gerçekleştiren askeri ve sivil yöneticilerin yargılanmasını engelleyen Anayasa'nın geçici 15. Maddesi, 2010 yılındaki referandum ile kaldırıldı. İktidar, darbe suçuna karışanların ve o dönemde hukuksuz kararlar alanların yargılanacağını, darbe mağdurlarının da darbeciler hakkında davalar açabileceğini dile getirdi. Duman Bal da hukuk mücadelesi başlattı ve anayasa değişikliğinin ardından dava açan ilk 12 Eylül mağdurlarından biri oldu.

BAŞVURULARI SONUÇSUZ KALDI

2011 yılında Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvuran Bal, işkencecilerin ve onlara emir veren dönemin yöneticilerinin yargılanmasını istedi. Ancak savcılık 'zaman aşımı' gerekçesiyle takipsizlik kararı verdi. Duman Bal, bunun üzerine üst mahkemelere itiraz etti ancak karar değişmedi.

whatsapp-gorsel-2024-05-08-saat-17-04-58-4c7b8d91-kopya.jpg
Duman Bal

TÜRKİYE'DEN AİHM'E ZAMAN AŞIMI SAVUNMASI

Türkiye’deki tüm iç hukuk yollarının tükenmesi üzerine Duman Bal, AİHM'e başvurdu. 2010 yılında 'darbeciler yargılansın' diye anayasa referandumuna giden Türkiye, Duman Bal’ın başvurusu üzerine AİHM’e gönderdiği savunmada ise darbe döneminde başta işkence suçu olmak üzere çeşitli suçlara karışan kişilerin yargılanmasının önünü kesecek 'zaman aşımı' argümanına atıfta bulundu.

Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti adına savunma yazan Dr. Hacı Ali Açıkgül, savunma metninde şu ifadeleri kullandı:

"Başvurucu, söz konusu tarihten sonra İçişleri Bakanlığı veya Genelkurmay Başkanlığı aleyhine herhangi bir tazminat davası açmamıştır. (…) İşkence suçu cezasız kalmamalıdır ancak bu zaman aşımından sonra şikayetlerin ulusal adli makamlara iletilebileceği sonucunu çıkarmak da mümkün değildir. (…) Aslında başvurucu, 1990'lı ve 2000'li yıllarda, sürenin dolmasından önce iddialarını yetkili makamlara neden iletmediği konusunda bir açıklama yapmamıştır. (…) Askeri darbeyi ve anti demokratik uygulamaları gerçekleştiren ve sorumluların hesapsız kalmasına rıza gösterilemez. Ancak hukuk sınırları içerisinde hareket etmek aynı adalet duygusunun da gereğidir; aksi takdirde mağdurlarla ilgili yapılan işlemler sanıkların yaptıklarından farklı olmayacaktı. Bu bağlamda başlatılan soruşturma ve yargılamalarla tarihin açıklanamayan bir dönemiyle yüzleşilmeye çalışılmış, hikâyeler anlatılarak insanlara 'bir daha asla' deme fırsatının sağlanması hedeflenmiştir."

İTİRAZI DA REDDEDİLDİ

AİHM de Duman Bal’ın, cezaevinden çıktıktan sonra herhangi bir resmi makama işkence iddiasıyla başvurmadığına, suç duyurusu için 2010 yılındaki referandumu beklediğine dikkat çekti ve zaman aşımı gerekçesiyle başvuruyu reddetti. 2023 yılının aralık ayında Duman Bal’ın itirazını yeniden ele alan mahkeme ret kararında ısrar etti ve Duman Bal’ın 13 yıllık hukuk mücadelesi sonuçsuz kaldı.

'15. MADDE VARKEN HAK ARAMA İMKÂNIMIZ YOKTU'

Şimdi 66 yaşında olan Duman Bal, Mersin'de seyyar satıcılık yapıyor. 12 Eylül'de hakkında açılan davadan beraat etmesine rağmen 'arşiv kaydı' nedeniyle iş bulamadığını anlatan Bal, "Beraat kararını o zamanın jandarması tanımadı. Beni Elbistan’dan sürmek istediler. Annemi babamı tehdit ettikleri için Elbistan’dan ayrılmak zorunda kaldım. Yakın olduğu için Mersin’e geldim. Mersin’de ikamet etmeye başladık. Herhangi bir işe giremedik. Kaybolan haklarımızı arama imkânımız yoktu çünkü anayasanın geçici 15. maddesi vardı" diye konuştu.

'YAPANIN YANINA KÂR KALACAKSA ANAYASA NİYE VAR?'

Anayasa değişikliğinin ardından hukuk mücadelesine başladığını ancak hem Türkiye'deki mahkemelerinden hem AİHM’den ret yanıtı aldığını vurgulayan Duman Bal, “Ben hükümet edenlere şunu soruyorum: 15 Temmuz’da başarısız bir darbe girişimi oldu diye her tarafı velveleye verip ortalığı ayağa kaldıran insanlar, biz 12 Eylül’de işkence görmemize rağmen, sürgün edilmemize rağmen neden hiçbir işlem yapılmıyor. Bizim her tür hakkımız elimizden alındı. İşe girme hakkımız elimizden alındı. GBT sorgulamaları nedeniyle işe giremedik. Ben şimdi soruyorum: Biz 60 yaşın üzerinde olan insanlar olarak hangi işyerinde çalışabiliriz? Bizi niye açlığa ve yoksulluğa mahkûm ettiler? Bu ülkede yapılan her iş, yapanların yanına kâr kalıyorsa bu ülkede yasalar ve anayasa niye var?” dedi.

'ALDATMA VE KANDIRMA PLATFORMUNUN OYUNUNA GELDİK'

2010 referandumunda anayasanın geçici 15.maddesi kaldırılınca umutlandığını dile getiren Bal, "En azından yargılanacaklar, biz de kaybettiğimiz haklarımızı alacağız diye umutlandık. Ne yazık ki siyasi irade bizi aldatma ve kandırma platformu olarak kullandı. Biz aldatma ve kandırma platformunun oyununa geldik" diye konuştu.

'İŞKENCE GÖRDÜK DİYE SUÇ DUYURUSUNDA BULUNSAK YİNE İŞKENCEYE ALINIRDIK'

Türkiye’nin AİHM’e verdiği savunmada "Zaman aşımı var. Başvurucu o dönemde şikayetçi olmamış" argümanını sunmasına tepki gösteren Duman Bal şunları söyledi:

“Anayasanın 15. maddesi gereği suç duyurusunda bulunma şansımız yoktu ki. O günün şartlarında 2010 yılından önce bir savcı suç duyurusunda bulundu, görevden alındı. Bir savcı görevden atılıyorsa biz sıradan vatandaşların hangi merciye başvurmaya hakkı vardı? Zaten öyle bir hakkımız yoktu ki. Ben işkenceye uğradım deme şansımız da yoktu çünkü tekrar işkenceye alınırdık. Biz işkenceden kurtulduğumuza seviniyorduk. Yasa ve kanun uygulanmıyordu ki ben işkenceye maruz kaldım diye savcılığa dilekçe verseydim. Ben diyorum beni sürgüne göndermek için o zaman 90 yaşında olan babamı işkence ile tehdit ettiler. O şartlar altında hangi insan işkenceyle ilgili şikayette bulunabilir? Bundan sonrası siyasetçilerin elinde. 12 Eylül mağdurları olarak bizlerin yaşamını düzeltecek düzenleme yaparlarsa yaparlar. O günden beri benim sigortalı bir işe girme şansım olmadı."

Öne Çıkanlar