Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Sözcüsü Faik Öztrak, AKP'de herkesin Erdoğan sonrasına hazırlandığını belirterek, "Erdoğan çıkmış bir davadan bahsediyor. Bu davanın, doların yeşili olduğunu, alınan ihaleler ve şişen banka hesapları olduğunu, üç beş ayrı yerden alınan ballı maaşlar olduğunu, uçan kaçan saraylarda yaşanan şatafat olduğunu, sadece milletimiz görüp, öğrenmedi. AK Parti örgütünün mensupları da görüyor" ifadelerini kullandı.

ZARRAB’IN CEBİNE GİRECEK KADAR KÜÇÜLDÜ BAKANLAR

Bu ülkede bakanlar; 30 yaşındaki İranlı Reza Zarrab’ın cebine girecek kadar küçüldüler. Elbise askılarından, ayakkabı kutularından, evlerdeki kasalardan, sıfırlanamayan rüşvet paraları ortalığa saçıldı. TBMM’nin hazırladığı araştırma raporu dahi sümen altı edildi. Bununla da yetinmediler. Bakanları da, şanlı bayrağımızı da bu rüşvetçiye dekor yapmaya kalktılar. “Cari açığımızı kapattı” diyerek, bu rüşvetçiye ödül veren, dünya üzerindeki ilk hükümet oldular.

Ve yine dünya üzerinde ilk defa, elbise askılarında rüşvet almaktan aklanmamış bir eski bakanı, Türkiye Cumhuriyeti’ne Büyükelçi yaparak, tarihin karanlık sayfalarına geçtiler. Peki, ardından ne oldu? Bu şahıs, Türkiye’den kaçtı. Amerika Birleşik Devletleri’nde itirafçı oldu. Amerika Birleşik Devletleri’ne, Irak’ta askerlerimizin kafasına çuval geçirildiğinde, verilmeyen nota, bu rüşvetçi için, bir değil, tam iki kez verildi. Şimdi ABD’de yürüyen Halkbank Davası, Demokles’in kılıcı gibi tepemizde sallanıyor. Bu kadroların, yozlaşmış kadroların işlediği günah ve suçlar, dış politikamızın ve milli güvenliğimizin yumuşak karnı, Aşil topuğu oluyor.

MEHMETÇİĞE NÖBET YAZILDI

Bugün Amerika Birleşik Devletleri, 1,5 milyar dolar verdiğimiz F-35’leri teslim etmiyor. Yetmiyor dedelerimizi soykırımcılıkla suçluyor. Yine sınırlarımızda ulusal çıkarlarımıza aykırı projelere yol veriyor. Erdoğan Şahsım Hükümeti de, tüm bunlara rağmen, 2,5 milyar dolar verdiğimiz S-400’leri hangardan çıkarmıyor, Meclis’e sormadan, Taliban ile Türk askerini bir başına bırakmayı göze alıyor, Mehmetçiklerimize Afganistan’da nöbet yazılmasını kabul ediyor, bunun sebebi ne? Bunun sebebi işte bu Aşil topuğunda aranmalıdır.

DERMEN TÜRKİYE CUMHURİYETİ VATANDAŞI YAPILDI

Şimdi Zarrab vakasına, bir de Sezgin Baran Korkmaz eklendi. Aşil topuğu bir iken iki oldu. Bu fotoğrafı bir daha gösteriyorum. Şu fotoğrafa bir bakar mısınız? Sezgin Baran Korkmaz, şu anda Avusturya’da, ABD’nin isteğiyle gözaltında. Onun yanındaki Jacob Kingston, bu da ABD’de, kara para aklama ve dolandırıcılık suçundan tutuklu. Yanlarında da Erdoğan… Bu fotoğrafta olmayan ama bu kara para aklama işinin göbeğinde olan, Amerika’da tutuklu bir başka isim daha var: Ermeni iş adamı Levon Termendzhyan. Namı diğer Lev Aslan Dermen. Neden? Çünkü bu kişi sonradan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı yapılmış.

BELİZE’NİN YAPTIĞINI YAPAMADILAR

Koskoca Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin ve Türkiye Cumhuriyeti yargısının, 419 bin nüfuslu Orta Amerika ülkesi olan Belize’nin Parlamentosu’nun ve Belize yargısının yaptığını yapamaması bizim yüreğimizi acıtıyor. Sezgin Baran Korkmaz’ın iş ortağı Levon Termendzhyan’ın, Belize vatandaşlığı almak için, Belize’deki bir Bakana rüşvet verdiği ortaya çıkınca, Belize Parlamentosu ve yargısı ayağa kalkıyor, rüşvet alan bu bakan da görevinden oluyor.

'ZARRAB OLDU SARRAF, TERMENDZHYAN OLDU DERMEN'

Şimdi soruyorum, bu Sezgin Baran Korkmaz’ın iş ortağı olan Levon Termendzhyan, Türkiye’de nasıl Lev Aslan Dermen oluyor? Bu kişi Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığını nasıl alıyor? İranlı Reza Zarrab oluyor Rıza Sarraf. Ermeni Levon Termendzhyan oluyor Lev Aslan Dermen. Allah aşkına, kara para aklamakla suçlanan tüm bu isimler, nasıl bu kadar kolay, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı oluyor? Tertemiz Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı, kara para aklayan bu yabancılara neden paravan yapılıyor? Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı bu iktidar için, bu kadar mı ucuz? Bu kadar mı değersiz?

ERDOĞAN SONRASINA HAZIRLANILIYOR

Partide herkesin Erdoğan sonrasına hazırlandığı, birbirleri için dosyalar topladığını cümle âlem konuşmuyor mu? Ama Erdoğan çıkmış bir davadan bahsediyor. Bu davanın, doların yeşili olduğunu, alınan ihaleler ve şişen banka hesapları olduğunu, üç beş ayrı yerden alınan ballı maaşlar olduğunu, uçan kaçan Saraylarda yaşanan şatafat olduğunu, sadece milletimiz görüp, öğrenmedi. AK Parti örgütünün mensupları da görüyor. Şimdi onlara “Biz bir davayız. Davanın mensubu olanlar, birbiri aleyhine konuşmaz” diyerek, vicdanlarının sesini susturamazsınız. Kişisel menfaat ve ikbal peşinde koşanların, ulvî dava ve hedefleri olamaz! Ne güzel diyor Aliya İzzetbegoviç; “Ulvi hedef, aşağılık bir vasıtayı kutsal kılamaz, fakat aşağılık bir vasıta, her hedefi küçültebilir ve yıpratabilir”

ÜSTÜNÜ ÖRTMEYE KALKMAYIN

Erdoğan hafta sonu “Talan İstanbul Projesi” için, görüş açıklayan 104 emekli amirali kast ederek, “Hesapları soruluyor” dedi. “Sizin devletle, milletle ne işiniz var” diye de ekledi. Peki Erdoğan’ın emekli vekillerinin, 11 ayrı yerden 11 maaş alırken bu soru neden sorulmuyor. Onların devletle ne işi var? Ama emekli amiraller “görüş beyan edince”, hesap soruluyor. “Devletle, milletle ne işiniz var” deniyor. Peki, tarikat evinde sarıkla, cübbeyle yakalanan Muvazzaf Sarıklı Amiralin, hesabı ne oldu? Sayın Akar, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı soruşturmayı tamamladı mı? Tamamladıysa Yüksek Disiplin Kurulu’nu neden toplamıyorsunuz? Yoksa bu cübbeli Amirali, ordudan ihraç etmek yerine tüm özlük haklarını vererek emekli etmeye mi çalışıyorsunuz? Bunun için Yüksek Askeri Şura’ya kadar soruşturmayı ertelemek mi istiyorsunuz? Sayın Bakan, oturduğunuz makam, “Keşke Yunan ülkeyi işgal etseydi” diyenlere sahip çıkma makamı değildir. Kışlaya siyaset sokma makamı hiç değildir. Devletimiz baki, bu hükümet gidicidir. Milletimiz de bunu bilmektedir.