Habertürk yazarı Fatih Altaylı, organize suç örgütü lideri Sedat Peker'in gündeme getirdiği ABD tarafından gözaltına alınan Sezgin Baran Korkmaz'a ilişkin bir yazı kaleme aldı. Sezgin Baran Korkmaz'ın kaçmadan önce kimlerle konuştuğu ve nasıl uyarıldığı konusundaki iddialara dikkat çeken Altaylı, "Niyeyse bu kişiler suskun. Ve tek bir savcı bile kalkıp bu isimleri “Gelin bir anlatın bakayım" diye çağırmıyorsa ve daha da kötüsü muhalefet bile bu konuda tek kelime etmiyor, susuyorsa bunda bir iş vardır. Ve bu işler eninde sonunda bir gün ortaya çıkar." diye yazdı.

Altaylı'nın Habertürk'te "Ne muhalefet soruyor ne savcılar" başlığıyla yayımlanan bugünkü yazısının ilgili kısmı şöyle:

Sezgin Baran Korkmaz’ın çevresinde şekillenen skandalda olayların göbeğindeki isim, belki de organizatör olan İnan Kıraç’ın sessizliği sürüyor.

Söylediğinin tam aksine Sezgin Baran Korkmaz’a önce kendisinin hisse sattığının, Korkmaz’ın Jan Nahum hisselerini daha sonra aldığının ortaya çıkmasına, ortak olmaktan rahatsız olduğunu iddia ettiği Sezgin Baran Korkmaz’la ele ele diz dize sergi gezip, dostluk yaptığının anlaşılmasına, şirketlerinin Sezgin Baran Korkmaz’la yaptığı anlaşmalara ilişkin Sermaye Piyasası Kanunu gereği KAP’a yaptığı açıklamalar ile şimdilerde yaptığı sözlü açıklamaların tutarsız olduğunun görülmesine ve yalan söylediğinin kesinleşmesine rağmen İnan Kıraç sessizliğini koruyor.

Beyaz bir Türk'ün kara para ile bu denli iç içe olması hiç konuşulmuyor, hiç sorulmuyor.

Kıraç ancak ve ancak soru sormayacak gazetecilerle bir araya geliyor.

Sorulara yanıt vermemeyi tercih ediyor.

Aynı durum Jan Nahum için de geçerli.

Üstelik Jan Nahum’la ilgili bir suçlama da yok.

Ama tüm bu ortaklık hikayesini anlatabilecek kişi o.

Suçlamaya muhatap olmadığı için de açıkça anlatabilir.

Ve tabii Sezgin Baran Korkmaz’ın ülke dışına kaçması ile ilgili Claude Nahum tarafından uyarıldığı ya da en azından uyandırıldığı iddiası.

Bu da Baran Korkmaz’ın kaçmadan önce kimlerle konuştuğu, Claude Nahum ile konuşup konuşmadığı HTS kayıtları ile ortaya çıkar.

Ama niyeyse bu kişiler suskun.

Ve tek bir savcı bile kalkıp bu isimleri “Gelin bir anlatın bakayım" diye çağırmıyorsa ve daha da kötüsü muhalefet bile bu konuda tek kelime etmiyor, susuyorsa bunda bir iş vardır.

Ve bu işler eninde sonunda bir gün ortaya çıkar.