Can DÜNDAR


ARTI GERÇEK - İktidar içindeki fillerin yargı tepişmesi, bugün birkaç sembolik davadaki kararlarda gösterdi kendini:

Anayasa Mahkemesi’nin Enis Berberoğlu için verdiği yeni ihlal kararında…

Fahrettin Altun’un CHP Üsküdar İlçe Başkanı için açtığı davanın düşürülmesinde...

Yine Altun’un şikâyetçi olduğu davada Canan Kaftancıoğlu için 6 yıla kadar hapis istemiyle iddianame yazılmasında…

Ve nihayet Gezi’nin 9 sanığı hakkındaki beraat kararının bozulmasında…

Bir süredir devam eden kavganın fitili dün, Süleyman Soylu’nun “Anneme küfredenler neden tutuklanmıyor” tweetiyle yeniden ateşlenmişti. İçişleri Bakanı, yıllarca kendisinin yaptığı ya da desteklediği türden hakaretlerden birine muhatap olunca feryat etmişti.

Buna Adalet Bakanı Gül, “Klavye başına geçip sosyal medyada tutuklama siparişi verenlere sesleniyorum” diyerek şu cevabı vermişti:

“Türkiye Cumhuriyeti’nde kanunlar işler. Beğenmeyen gider, itiraz hakkını kullanır, ama yargıya parmak sallayamaz”.

Böylece bizim yıllardır yakınıp durduğumuz hukuksuzluktan, bizzat bakanların da müşteki olmaya ve birbirlerine vurmaya başladığına tanık olduk.

Hayır, bence bazılarının dediği gibi, “iyi polis-kötü polis oyunu” oynamıyorlar. Çünkü yargı atışmasının arka planında, iktidar koalisyonu içindeki bir bilek güreşi, daha da geri planda, Avrupa çizgisiyle Avrasyacılar arasındaki çatışma var.

Erdoğan’ın, AB’nin ekonomik yaptırım tehdidini durdurmak, ABD’nin yeni yönetimine şirin görünmek ve acil maddi destek bulmak için içerde -sembolik de olsa- adımlar atması lazım. Buna hiç niyeti olmadığını, hatta elinden gelse dışarda kalan kim varsa hepsini içeri tıkmak istediğini biliyoruz; ama mecburiyetler başka… Mecbur olduğunu yapmaya kalktığında da karşısında MHP-Soylu fraksiyonunu buluyor. Ve bu kirli oyunu, herkes kendi piyonlarıyla oynuyor.

Korkunç olan şu ki, insanlar hapiste ya da mahkemede, kendi hakları, özgürlükleri, gelecekleri üzerinden yapılan bu dalaşın, sonuçlarına katlanmak zorundalar.