Habertürk yazarı Fatih Altaylı, ABD'de çocuk tacizinden tutuklanmasının ortaya çıkmasının ardından Marmara Üniversitesi'nde Doç. Dr. Abdüssamed Köse'nin istifa etmesi üzerine bir yazı kaleme aldı. 

İstifayı yeterli görmeyen ve durumun rezalet olduğunu kaydeden Altaylı, "Burada bu atamayı yapanların, bu kişiyi üniversitede işe alanların bölüm başkanı yapanların da sorumluluğu ya da sorumsuzca davranışı söz konusudur. Ortada ya bir sistem hatası ya da bir kişi suiistimali vardır. Bu da araştırılıp ortaya çıkarılmalıdır. O görevlendirmenin altındaki her imza hesap vermelidir. Sistem hatalı ise sistem değiştirilmelidir." diye yazdı.

Altaylı'nın Habertürk'te "Adını mı beğenmiştiniz" başlığıyla yayımlanan bugünkü yazısı şöyle:

Girişimdeki cümle için bağışlayın ama başka türlü söyleyemezdim, “Lan biz okulların servis şoförleri arasında tacizciler olabilir araştırılmalı, sicile bakılmalı diye haber yaparken, bir tescilli çocuk tacizcisinin üniversitede öğretim üyesi hatta daha da ötesi bölüm başkanı yapılacağını aklımıza bile getiremezdik” diyeceğim.

Gerçekten olacak bir iş değil.

Amerika’da güvenlik güçlerinin çocuk tacizcilerini tespit etmek için yaptığı bir operasyonda oltaya takılan ve internette tanıştığı bir çocuğun evine cinsel taciz maksatlı giderken yakalanıp yargılandıktan sonra hapse atılan ve ruhsatı elinden alınan Abdüssamed Köse serbest bırakıldıktan sonra Türkiye’ye geliyor.

ABD’de kalsa sürekli takip altında olacak olan ve bir mahalleye taşındığı anda bütün mahalleye “Çocuk tacizcisi mahallenize taşındı” diye mahalle halkı uyarılacak olan bu kişi kapağı Türkiye’ye atmakla ne kadar doğru bir iş yaptığını kısa sürede anlıyor.

Çünkü Türkiye’de geçmişi hiç dikkate alınmadan üniversitede öğretim üyesi oluyor daha da beteri “Psikoloji Bölüm Başkanlığına” getiriliyor.

Ciddi bir psikolojik tedavi görmesi gereken kişi bölümün başına atanıyor. (Belki de psikiyatrik tedavi.)

Rezalet ortaya çıkınca tescilli çocuk istismarcısı ve tacizcisi üniversitedeki görevinden istifa etti.

Bazılarınız buna da şükür diyebilir.

Çünkü genel olarak böyle durumlarda son yıllarda bir vurdumduymazlık, bir umursamazlık hakimdi.

“Ne var canım bir gençlik hatasıymış” diye konu kapatılabilirdi.

Bu yüzden bazılarınız istifayı yeterli ve doğru bulabilir.

Bense ise öyle görmüyorum.

Bu büyük ötesi bir rezalettir.

Burada bu atamayı yapanların, bu kişiyi üniversitede işe alanların bölüm başkanı yapanların da sorumluluğu ya da sorumsuzca davranışı söz konusudur.

Ortada ya bir sistem hatası ya da bir kişi suiistimali vardır.

Bu da araştırılıp ortaya çıkarılmalıdır.

O görevlendirmenin altındaki her imza hesap vermelidir.

Sistem hatalı ise sistem değiştirilmelidir.

Yoksa benzeri başka rezaletler evlatlarımızı emanet ettiğimiz her eğitim kurumunda ortaya çıkabilir.