Can DÜNDAR


ARTI GERÇEK - Son anketler, Türkiye’nin geleceğinin kararsızların elinde olduğunu gösteriyor. AKP’den umudu kesip kopan ve kendine gidecek yer arayan “Kararsızlar”, halen Türkiye’nin 3. büyük partisi durumunda… iki ittifak arasındaki gri alanda bekleyenler, kimden yana ağırlık koyarsa o kazanacak.

Bu kesimi kazanmak için muhalefetin onları, iktidar değişikliğinde bir şey kaybetmeyeceklerine, tersine kazanacaklarına ikna etmesi gerekiyor. Şu ana kadar bu beceriyi göstermiş değiller.

İktidarın ise onları yeniden kazanmak için elinde fazla kozu yok. İş veremiyor, eskisi gibi para dağıtamıyor, vaatlerine inandıramıyor. Elinde kalan tek kart, “beka meselesi”… Onları, Türkiye’nin varlığının tehlikede olduğuna, yükselen iç ve dış tehdide karşı güçlü bir liderlik altında birarada olmak gerektiğine ikna etmek zorundalar.

Ya öyle bir tehdit yoksa?

İşte bu noktada, iki tarihi demeci çerçeveletip zihnimizin bir köşesine asmak zorundayız:

Biri MİT Müsteşarı’nın 2014’teki bir toplantıda söylediği, “Sınırın öbür tarafına 4 tane adam gönderir, 8 tane füze attırırım” sözüdür.

Bu, Türk istihbaratının gereğinde kriz yaratma kapasite ve kararlılığının belgesidir.

Diğeri, Ahmet Davutoğlu’nun 2015’te Ankara katliamından sonra söylediği, “Terör saldırısı sonrasında anket yaptık; oylarımızda bir yükseliş trendi var” demecidir. Bu da, iktidarın, kaos ortamından nasıl oy devşirdiğinin kanıtıdır.

Bu iki demeç, bize iktidarın oyları gerilediği takdirde neleri göze alabileceğini öğretiyor. O yüzden, AKP-MHP oylarının hızla erimekte olduğu bu dönem, tam da iktidar bloku bu erimeyi durduracak bir hamle ararken, dışarda doğan her savaş ihtimaline, içerde gelişen her kaos tehdidine bu gözle bakmak ve temkinli yaklaşmak zorundayız.

Dün Ankara’da terör saldırısı ihtimaliyle ABD elçiliğinin kapılarını kapatması türünden haberler, bu fasıla dâhildir. Uzun sürmüş bir zulüm devrinin en zorlu final bölümündeyiz. Tetikte olmak görevimiz.