Muğla’da 21 Temmuz 2020’de Pınar Gültekin’i katleden Cemal Metin Avcı ile ona yardım eden 5 sanık hakkında açılan davanın karar duruşması 20 Haziran’da Muğla 3'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Mahkeme, Cemal Metin Avcı hakkında verdiği ağırlaştırılmış müebbet cezasında “haksız tahrik indirimi” uygulayarak, cezayı 23 yıla indirdi. Avcı’ya yardım eden diğer 5 fail hakkında ise beraat kararı verildi. Karara karşı sokağa çıkan kadınlar birçok ilde sokağa çıktı. 

Davanın peşini bırakmayacaklarını ve sürecin takipçisi olacaklarını kaydeden Kadın Savunma Ağı’ndan Çiğdem Serin, “Karar iptal edilene kadar Pınar Gültekin davası bütün kadınların davasıdır. İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesinden cesaret alınıyor. Sözleşmenin feshedilmesi kadınları çok fazla savunmasız hale getirdi. Şiddet uygulayan pek çok erkeğin söylemlerine baktığımızda, sözleşmenin kaldırılmasından ve devletin kadın düşmanı politikalarında güç alıyorlar” ifadelerini kullandı.

 ‘ERKEKLER CESARETLENDİREN BİR KARAR’

Mezopotamya Ajansı’nda yer alan habere göre Serin, yargının aldığı tüm kararların kadınların aleyhinde olduğunu ve bu durumun kadın cinayetlerini arttırdığını söyledi. Erkeklerin yargıdan güç aldığına dikkati çeken Serin, son kararın da tüm kadınları etkilediğine işaret ederek, “Sokakta, evlerde, iş yerlerinde ve kampüslerde kadınları şiddete açık hale getiren bir karar. Erkekler cesaretlendiren bir karar” dedi.

‘ÖFKELİYİZ’

Kadın cinayetlerinin politik olduğunu belirten Serin, “Toplumsal cinsiyet eşitsizliği bir kez daha gözler önüne serildi. Bir kadın öldürülüyor ama failden çok, şiddet görenin hayatına mal olan bir süreci yaşadık. Bu karardan dolayı çok öfkeliyiz” diye konuştu.

‘DEVLET-ERKEK ŞİDDETİNİ TIRMANDIRMAYA DEVAM EDİYOR’

Davanın peşini bırakmayacaklarını ve sürecin takipçisi olacaklarını kaydeden Serin, “Karar iptal edilene kadar Pınar Gültekin davası bütün kadınların davasıdır. İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesinden cesaret alınıyor. Sözleşmenin feshedilmesi kadınları çok fazla savunmasız hale getirdi. Şiddet uygulayan pek çok erkeğin söylemlerine baktığımızda, sözleşmenin kaldırılmasından ve devletin kadın düşmanı politikalarında güç alıyorlar. Sözleşmenin kadınlar ve çocuklar için ne kadar önemli olduğunu bugün tırmanan erkek şiddetinden bir kez daha görüyoruz. Sözleşmenin kaldırılması devlet-erkek şiddetini tırmandırmaya devam ediyor” ifadelerini kullandı.

‘HAYATIMIZIN HER ALANINI ERKEK-DEVLET TARAFINDAN KUŞATILMIŞ DURUMDA’

Üniversiteli Feminist Kolektif’ten Gülşah Şahin, sanığın duruşmada "İstanbul Sözleşmesi’nin kaldırılması iyi oldu" ifadelerini kullanması ülkede gelinen noktanın özeti olduğunu söyledi. Şahin, cezasızlık politikasına tepki göstererek, “Bu dava, kadınların bu sistem ve erkek-devlet karşısında feminist öz savunmamızı nasıl öreceğimizi bir kez daha gösterdi. Hayatımızın her alanında erkek-devlet şiddetiyle karşı karşıyayız. Eğer fail sermayenin güçlü bir kolundansa devletin onu nasıl koruduğunu, akladığını ve cezasızlık politikalarıyla serbest bırakabildiğini bir kez daha görmüş olduk. Ciddi bir saldırı altındayız. Hayatımızın her alanını erkek-devlet tarafından kuşatılmış durumda” şeklinde konuştu.

 ‘ÖZ SAVUNMA AĞLARINI ÖRECEĞİZ’

Şahin, “Asla sokakları bırakmayacağız. Bulunduğumuz her alanda erkek şiddetine karşı örgütlü, öz savunma ağlarını öreceğiz. Ne olursa olsun İstanbul Sözleşmesi’nin de mahkeme salonlarını da bırakmayacağız."

‘PINAR VE DİĞER KADINLAR İÇİN MÜCADELE EDECEĞİZ’

 Kadın Savunma Ağı’ndan Güneş Doğdu ise, kararı tanımadıklarını ifade etti. Doğdu, “Fail en yüksek cezayı alana kadar sokaklarda olmaya devam edeceğiz. Pınar ve diğer kadınlar için mücadele edeceğiz. Burada yargı, açık bir şekilde, ‘bir kadını planlı bir şekilde öldürebilirsin ve sana ödül gibi bir ceza vereceğiz’ dedi. Katilin sırtını sıvazlayan eril zihniyet, onları kadına şiddet ve katletme konusunda teşvik ediyor. Kadınlar sokaklardan, haklarından ve adliye koridorlarından vazgeçmiyor. Burada olmaya devam edeceğiz” diye konuştu.