Hürriyet yazarı Osman Müftüoğlu, Çin'den Türkiye'ye getirilen Coronavirus'e karşı geliştirilen Sinovac adlı aşının yapımına başlanmasının ardından geçirilen süreye dikkat çekti. Sağlık Bakanlığı'nın aşılama kampanyasını en geç 3-4 ay içinde bitirmesi gerektiğini vurgulayan Müftüoğlu, "Aksi takdirde, aşıya karşı bağışıklık kazanabilecek yeni bir koronavirüs, canımızı yakmaya devam edebilir." dedi.

Müftüoğlu'nun Hürriyet'te yayımlanan bugünkü yazısının ilgili kısmı şöyle:

BİR BİLGİ
HIZ MESELESİ NEDEN ÖNEMLİ 

Hayatın çoğu alanında hızdan hoşlanmayız! Ama söz konusu olan bir pandemiyse, hem de hayatı ciddi oranda tehdit eden bir viral pandemiyse ve elinizde o pandemiyi sonlandıracak herhangi bir aşı seçeneği de varsa, yapacağınız ilk şeyin mümkün olduğu kadar hızlıca hareket etmek, toplumun en az yüzde 60-80’ine bağışıklık sağlayacak bir aşı kampanyasını olabilecek en kısa sürede tamamlamak olmalıdır. Kısacası, aşı meselesi ve aşılama süreci içinde bulunduğumuz bu şartlarda, özellikle bu aşamada asla “uzatmaya” gelmez. Çünkü “uzatma” yani “zaman kaybı” virüsün kullandığınız aşıya -silaha- karşı mutasyon oluşturarak güç kazanmasına, direnmesine, dolayısıyla elinizdeki aşının etkinliğinin azalmasına yol açabilir. ANLATMAK İSTEDİĞİM ÖZETLE ŞUDUR: Sağlık Bakanlığımız açıkladıkları aşı rakamlarını mümkün olduğu ölçüde süratle ülkemize getirmeli ve aşılama kampanyasını en geç 3-4 ay içinde bitirmelidir. Aksi takdirde, aşıya karşı bağışıklık kazanabilecek yeni bir koronavirüs, canımızı yakmaya devam edebilir.

ÖNEMLİ
AŞI GELDİ, PANDEMİ BİTTİ Mİ?

Hayır, bitmedi! Bilelim ki aşı pandemiyi baskılayacak, kontrol altına almamızı sağlayacak bir numaralı seçenektir. Ama yine bilelim ki aşılama sonrasında da virüs bizimle birlikte olmaya devam edecek, etkisini muhtemelen “düşük profilli bir kış enfeksiyonu” şeklinde sürdürmeye devam edecektir. Tabii ki daha iyi bir ihtimal de var: Önceki SARS virüsü saldırısında olduğu gibi, bu virüs de kendiliğinden olumlu yönde mutasyonlara uğrayıp ortadan kaybolabilir. Ama görünen o ki bu çok küçük bir ihtimaldir. Ve yine görünen o ki virüs gezegenimizde varlığını sürdürmeye devam edecek, bir kış enfeksiyonu olarak bizimle birlikte yaşamını sürdürecektir. Ne var ki elimizde bu kadar fazla aşı seçeneği ve destek ilacı olduğu sürece önümüzdeki yıllarda bu virüsten korkmamızı gerektirecek bir durumun olmayacağı da aşikârdır.