Yağmur KAYA


ARTI GERÇEK- Şartlı tahliyede 1 Ocak’ta yapılan yasa değişikliğiyle tutukluların tahliye edilmesi engelleniyor.

Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) üyesi Avukat Destina Yıldız, Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunan müvekkili Aydın Akdoğan’ın yapılan bu yasal değişikliğe göre bırakılmadığını vurguladı. Müvekkili Aydoğan’ın şartlı tahliye yasasına göre 12 Haziran 2020 tarihinde tahliye olması gerektiğini söyleyen Yıldız, “Ancak işlediği suçtan pişmanlık duymaması, çıktıktan sonra örgütsel faaliyetlerine devam edebileceği ihtimali, henüz toplumla bütünleşmeye hazır olmadığını belirten idare ve gözlem kurulu kararına dayanılarak tahliye edilmedi” dedi.

‘İŞLEDİĞİ SUÇTAN PİŞMAN OLDUKLARI YÖNÜNDE KRİTERLER EKLENDİ’

Yıldız, müvekkili hakkında hazırlanan raporda, “Bir topluluk  içinde ve belli kurallara  uymakla hükümlünün süre gelen fiil ve davranışları ve iyi halli olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği hükümlünün şartlı tahliye edilerek kurumumuzdan salıverilmesi halinde örgütsel faaliyetlere devam edeceğei, işlemiş olduğu suçtan pişmanlık duymadığı , toplumla bütünleşmeye hazır olmadığı , toplum için tehlike arz edeceği kanaati hasıl olduğu gerekçesiyle şartlı tahliyeden faydalandırılmaması” ifadelerinin yer aldığını belitti.

Yıldız, iyi hal durumu ilgili kanunun 89.maddesinde tutukluların hapishane kurallarına uymaları, haklarını iyi niyetle kullanmaları, yükümlülüklerini yerine getirmeleri, toplumla bütünleşmeye hazır oldukları gibi kriterler dikkate alınarak disiplin kurulu ve idare tarafından belirlendiğini ve “Bu kriterlere ayrıca tekrar suç işleme ve mağdura zarar verme riskinin düşük olup olmadığı da eklendi. Bu değerlendirmenin ise tutukluların iyileştirme programlarına, eğitim öğretim programlarına, spor faaliyetlerine, kültür ve sanat etkinliklerine katılımı, almış olduğu sertifikalara, kitap okuma alışkanlıklarına, diğer mahpuslarla, kurum personeli ile ve diğer kişilerle ilişkileri, işledikleri suçlardan dolayı pişman oldukları gibi kriterlere göre düzenlenmiştir” dedi.

‘DİSİPLİN CEZALARININ BULUNMAMASI YETERLİ DEĞİL’

Bu değerlendirmenin ise Aile, Çalışma ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığından birer personelin katılımı ile idare ve gözlem kurulları tarafından altı ayda bir yapılması yönünde düzenleneceğini söyleyen Yıldız, “Yeni düzenleme ile birlikte mahpusların sadece disiplin cezalarının bulunmamış olması yeterli olmayacak. Birçok kriterine göre değerlendirilecekler.

‘KİŞİ MAHKEME KARARI OLMADAN TUTULMAYA DEVAM EDİLECEK’

Bunlar içinde en önemlisi ise mahpusun işlediği suç nedeniyle pişman olup olmaması ile ilerde yeniden suç işleme ihtimalinin olmasına ilişkin değerlendirmeler. Kişinin herhangi bir mahkemenin kararına dayanmaksızın suç işleme ihtimaline dayanılarak hapishanede tutulmasına devam edilecek” dedi.

‘BU UYGULAMA YÖNETMELİKTEN ÖNCEDE UYGULANIYORDU’

Yıldız, “Bu uygulama kanun değişikliği ve yeni yönetmelikten önce de aynı hapishanede uygulanıyordu. Aydın Akdoğan’dan önce 2019 yılında Çekdar Yürek isimli mahpusun da ilk seferinde aynı gerekçelerle şartlı tahliyeden faydalanması engellenmişti. 6 ay sonra yapılan incelemede ise tahliye edilmesine karar verildi ve tahliye edildi.

Yine Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Hapishanesinde Şakir Bülbül isimli mahpusun da yakın zamanda aynı gerekçelerle şartlı tahliyeden faydalandırılmadığını öğrendik” diye konuştu.

‘SUÇ İŞLEME İHTİMALİ NEYE DAYANILARAK YAPILACAK’

Düzenlemenin birçok açıdan keyfiliğe sebep olabileceğini söyleyen Yıldız, “Mahpusların yeniden suç işleme ihtimallerine dayanılarak mahkeme kararı dahi olmadan özgürlükleri kısıtlanmaya devam edilecek. Kişinin yeniden suç işleyeceği kanaati neye dayandırılarak yapılacak belli değil. Ayrıca bu kanaat, kurullarda yer alan kişilerin öznel düşüncelerine dayanacak. Mahpuslar işlemedikleri suçlar nedeniyle cezalandırılacaklar.

‘ÖZEL BİR POLİTİKANIN SONUCUDUR’

Bu, Anayasa ve İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi düzenlemelere aykırı bir durum. Hukuk güvenliği açısından da çok tehlikeli bir durum. İdarelerin hukuka aykırı ve keyfi uygulamalarını kabul etmeyen ve bunları protesto eden, çıplak arama dayatmalarını kabul etmeyen, aramalarda gardiyanlara “ekstra kolaylık” sağlamayan, yazdığı mektuplara el konulan mahpuslar idare tarafından “iyi halli değil” şeklinde değerlendirilecek.

Bu düzenlemeler, koşulsuz itaat eden, haksızlıklar ve toplumsal olaylar karşısında ses çıkarmayan, baskıya boyun eğen bir insan modeli yaratmayı amaçlamaktadır. Yani bu yönüyle de özel bir politikanın sonucudur” dedi.