Süheyla KAPLAN


ARTI GERÇEK - Sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, iktidarın Mısır ve Suudi Arabistan'la ilgili izlediği politikaları eleştirdiği için Türk-Alman Üniversitesi tarafından soruşturma başlatılan Prof. Dr. Mehmet Murat Erdoğan'a Almanya’daki akademisyenlerden destek geldi. 

Mainz Üniversitesi Çeviri, Dil ve Kültür Bilimleri Dekanı Prof. Dr. Dilek Dizdar üniversitelerin fikir özgürlüğünün merkezi olduğunu, bağımsız olmaları gerektiğini ifade ederek "Bir öğretim üyesi sosyal medyada bir yorum yazıyor, söylem çözümlemesiyle bilimsel olarak da belgeleyebileceğiniz anlam kaymalarına dikkat çekiyor. Yazılanlar hoşunuza gitmeyebilir, üsluptan rahatsız olabilirsiniz, ancak hoşumuza gitmeyen herşeyi suç unsuruymuş gibi gösterirsek sonumuz ne olur?" dedi.

Türk-Alman Üniversitesi heyeti tarafından bünyelerinde görev yapan bir akademisyen hakkında hukuki sürecin başlatılmasını eleştiren Dizdar, "Üniversiteler herhangi bir politik baskıya maruz kalmayan yerler olmalı. Üniversitelerin varlık anlamı budur. Üniversitelerin özgür olmadığı yerlerde bilim de gelişemez" diyerek Türk-Alman Üniversitesi rektörlüğünün sergilediği tutumun geniş bir tepkiye yol açması gerektiğini ifade etti.

'AK TROLLERİN LİNÇ KAMPANYASIDIR'

Essen’de Siyaset Bilimci, göç ve uyum uzmanı Prof. Dr. Burak Çopur, Türk-Alman Üniversitesi’nde Türkiye’nin dış politikasına dair iktidarı eleştiren Öğretim Üyesi Prof. Erdoğan hakkında hukuki sürecin başlatılmasını AK trollerin linç kampanyasına bağladı.

Çopur; "Üniversite yönetiminin böyle bir linç kampanyasını destekleyerek kendi öğretim görevlisi,  uluslararası saygın göç uzmanı Prof. Dr. Murat Erdoğan’a soruşturma açması bu rektörlüğün nasıl yandaş bir yönetim olduğunu tekrar gözler önüne serdi" dedi.

Türk-Alman Üniversitesi’nde yaşanan bu durumun ilk olmadığını da hatırlatan Çopur, "Bu skandal ilk değil.  Hatırlarsanız Türk-Alman Üniversitesi sözde akademisyen Dr. Taceddin Kutay'ın ırkçı ve homofobik paylaşımlarda bulunmuştu. Bu kişiyi protesto eden öğrenciler dekanlık tarafından çağrılıp göz dağı verilmeye çalışılmıştı. Ayrıca bu üniversite Almanya tarafından maddi olarak desteklenmektedir. Gelecek günlerde bu olay muhtemelen Alman basınında da konu olacaktır. Böyle devam ederse bir gün Almanya desteğini çekebilir çünkü akademik özgürlüğü ve fikir hürriyetini savunamayan bir üniversite Almanya’da üniversite sayılmaz. Bu olaylar Türk-Alman Üniversite için bir utanç vesikasıdır" şeklinde görüş bildirdi.

'BU SALDIRILAR İLK DEĞİL'

Düsseldorf Üniversitesi (IUBH) Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kemal Bozay iki ülkenin diyaloğu açısından bu durumun olağanüstü olduğunu belirterek "Akademisyenlere Türkiye'deki saldırılar ilk değil. Ancak Türk-Alman ortak üniversite projesi olan bir kurumda bir akademisyen hakkında sırf twitter'da attığı bir yorumundan dolayı soruşturma açılması ülkenin hala akademisyenler ile uğraştığını gösteriyor" dedi.

Fikir özgürlüğünün küresel bir boyutu olduğuna dikkati çeken Bozay 'Prof. Murat Erdoğan'ın sosyal medyadaki paylaştığı görüşü herkes benimsemek zorunda değil; ancak bu durum fikir özgürlüğüne saldırıdır. Bu üniversitenin iki ülkeyi birbirine bağlayan yanı var. Olayı kınıyorum' şeklinde görüş bildirdi.

'İKTİDARLARINI AYAKTA TUTMAK ADINA BİLİM İNSANLARINA SALDIRIYORLAR'

KHK ile ihraç edilen Gaziantep Üniversitesi eski öğretim üyesi ve Berlin'de yaşayan akademisyen Dr. Nevra Akdemir konuyu şöyle değerlendirdi:

"Sosyal medya hesabından bir akademisyen eleştiride bulunabilir. Politikacılara yönelikse şiddetli de olabilir. Kullanacağı ifadeler kendini bağlar. Türkiye'de 1990'lı yıllarda karikatür dergilerinde ve bazı yayınlarda kimi zaman küfüre kadar giden yorumlar olurdu. Ancak hiç bu denli iktidarlar tarafından ciddiye dahi alınmazdı. Özellikle son yıllarda dünyanın her yerinde aşırı sağcı iktidarlar kendi iktidarlarını ayakta tutmak adına bilim insanlarına saldırmaktadırlar. Ya bizdensin; bizden değilsen ihanet içindesin gibi söylem oluşturdular. Bir akademisyen hakkında da soruşturma açılmasını böyle değerlendiriyorum."

"Bir öğretim üyesini terörize etmek fikir ve bilim özgürlüğü ile bağdaşmaz "Akdemir konuşmasını şöyle sürdürdü: 

"Bu durum üniversitelerin vasatlaşma eğilimi göstermesinden bağımsız düşünülemez. Neyin ifade özgürlüğü çerçevesince görülüp görülmemesi gerektiği anayasada belirlenmiştir. Sürgünde bir akademisyen olarak bizim başımıza gelenlerle aynı bir durum. Memleketim adına üzülüyorum."