Esra Çiftçi 


Geçtiğimiz günlerde fitili ateşleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Yunanistan’a yönelik, “Bir gece ansızın gelebiliriz” ve “Yunanistan’ın anlayacağı dille konuşuyoruz” ifadelerine Yunanistan Başbakanı Kiriakos Miçotakis “Ben de onların anlayacağı dilde kendilerine, Yunanistan’da dayılıklara geçit yok diyorum” diyerek cevap verdi. Erdoğan, Yunanistan’ın hem Dedeağaç’taki ABD üssüyle hem de S-300 hava savunma sistemiyle Türkiye’yi tehdit ettiğini belirterek, “Ey Yunan, bak tarihe tek cümlemiz var: İzmir’i unutma” diye konuşmuştu. Bu açıklamanın ardından, Miçotakis cumartesi akşamı iş dünyasına yönelik yaptığı konuşmasında aynı konu ile ilgili olarak “Türkiye’den yükselen aslanvari kükremeler bizi korkutmaz, Yunanistan’a yönelik ifadeler bizi korkutamaz” demişti. 

TÜRKİYE YUNANİSTAN’A OPERASYON DÜZENLER Mİ? 

Erdoğan’ın bu çıkışlarından sonra, “Türkiye, Yunanistan’a bir operasyon düzenler mi” sorusu tartışılmaya başladı. TV kanallarında bu konu ağırlıklı olarak emekli askerler tarafından tartışılmaya, hatta haritalar çizilmeye başlamışken, Yunanistan başbakanı Miçotakis, “Türkiye ile Yunanistan arasında savaş çıkar mı” sorusuna, “Savaş çıkarsa bu ancak Türkiye’nin egemenlik sahasına saldırmasıyla mümkün olabilir. Ama Türkiye’nin böyle bir şey yapacağını sanmıyorum. Çünkü Türkiye, silahlı kuvvetlerimizin caydırıcı gücünü iyi tanımakta ve olası bir saldırı karşısında vereceğimiz karşılığın çok sert olacağını biliyor” yanıtını verdi. 

Türkiye-Yunanistan krizi neye evrilir? Türkiye-Yunanistan arasındaki karşılıklı restleşmeler neye hizmet ediyor? Tüm bu soruları Uluslararası İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. İlhan Uzgel +Gerçek’e değerlendirdi. 

“ERDOĞAN DIŞ POLİTİKADA HARARET İSTİYOR”

Yunanistan kamuoyunda Türkiye’nin çok yakından takip edildiğini söyleyen Prof. Dr. İlhan Uzgel, buna örnek olarak da Türkiye’de her bir yetkilinin ya da yetkili olmayanın yaptığı konuşmanın, açıklamanın, sıradan bir beyanın, bir emekli askerin röportajının Yunanistan’da çok daha fazla yankı getirdiğini belirtiyor. “Türkiye’de öyle değil. Türkiye’de Yunanistan’a dair gelişmeler yeterince takip edilmez. Türk halkı bu konuda biraz daha arkadan getiriyor daha az önemsiyor” diyen Uzgel, bunun nedenini ise tarihsel deneyim ve askeri güç açısından kendine özgüven olduğunu belirtiyor. Türkiye’nin bir süredir tansiyonu yükseltmeye çalıştığını, Erdoğan yönetiminin de “bir gece ansızın gelebilirim” tarzında yaptığı açıklamanın, Yunanistan’da büyük bir etki yaratacağını bildiğini söyleyen Uzgel, 

“Yunanistan ve Türkiye karşılıklı olarak bir gerilim siyasetini tercih ediyorlar. İki tarafında işine yarayacak yönleri var. Erdoğan seçime doğru dış politikada biraz hararet istiyor. Hatırlayın geçtiğimiz Mayıs ayından bu yana Türkiye, neredeyse Suriye’ye girdi, girmek üzere, haftaya girecek, yok Münbiç’e giriyor haberleri vardı. Erdoğan bunu çok gündemde tuttu ve aynı ifadeyi orası için de kullanmıştı. Fakat orada kapı kapandı hem Amerika hem Rusya hem İran hem Suriye, İsrail hepsi bir arada Türkiye’yi istemediler, yeni bir operasyona izin vermediler Suriye’de” diyor.

“TÜRK-YUNAN İLİŞKİLERİNDEKİ SORUNLARIN ÖNEMLİ BİR KISMI YAPAY”

Erdoğan’ın rotayı daha ucuz, daha kolay olmayacak bir yöne çevirdiğini söyleyen Uzgel, Türk-Yunan ilişkilerindeki sorunların önemli bir kısmının yapay olduğunu, buradan bir şey çıkmayacağını iki tarafında bunu bildiğini, iki ülkenin de NATO üyesi olduğunu, gerginlik siyasete lazım olduğunda devreye sokulduğunu ifade ediyor ve sözlerine şöyle devam ediyor, 

“İki ülke arasında bildiğimiz anlamda bir savaş olmaz ama şu olur. Erdoğan’ın seçimlere giden süreçte Ege’deki sorunları ve Türk-Yunan ilişkileri konusunu sıcak tutma ihtiyacı var. Çok sıkışırsa bazen gündemi değiştirmek, bazen de seçim sürecini etkilemek ve tabii muhalefeti hizaya getirmek ve kamuoyuna milliyetçi bir iktidar görünümünü yerleştirmek için. Küçük, insan yaşamayan bir adacığa küçük bir SAT komandosu operasyonu yapabilir. Böylelikle oraya bayrak dikilir, kendi medyası bunu “adaları geri aldık, bayrağımız inmeyecek” manşetleriyle artık ezberlediğimiz söylemlerle pazarlayabilirler. Bu ihtimal var. Bunun olabilmesi için de tansiyonun yüksek tutulması gerekiyor. O yüzden de Erdoğan’la aynı dönemde seçim yaşayacak Yunanistan da tansiyonu yüksek tutuyor.” 

“TÜRKİYE’DE MİLLİYETÇİ DALGAYI YARATMAK İÇİN BİR TEK YUNANİSTAN KULLANILMIYOR”

Yunanistan’da da tarihsel olarak Yunan devletinin, Türkiye karşıtlığını yüksek ve canlı tuttuğunu söyleyen Uzgel, bu meselenin Yunanistan’da gündem değiştirmeye faydalı olduğunu, Yunanistan’da da Türkiye ile eş zamanlı seçimlerin olacağını, milliyetçiliği her iktidarın da kullanacağını belirtiyor. Uzgel: 

“Türkiye için daha kritik olan Kürt meselesidir. Yunanistan’la ilgili “Yunanistan bizim muhatabımız değil, askeri olarak, güç olarak bizim muadilimiz değil” “İzmir’i hatırlayın” şeklinde artık çok yerleşik bir algı var. Bu söylem bir tür siyasi ergenlik aslında. “Biz sizi istediğimiz zaman döveriz” gibi bir ima var burada. Bu sosyal medya dilidir. Maalesef siyasetçiler de bu dili kullanıyor. Yunanistan’ı bir taraftan “kolay lokma, Türkiye’nin eşiti olarak görmeme” ile “tehdit” olarak tanımlama aslında birbiriyle çelişiyor. O yüzden, Yunanistan tehdidinin gerçekçi görünmesi için, araya ABD desteğini de katmak zorunda kalıyorlar.”

Türkiye’de, hem Yunanistan’ı tehdit olarak görmeme ama bir yandan da başka ülkelerin son dönemde Amerika’nın Türkiye’ye karşı kışkırttığı bir komşu olarak görme eğilimi olduğunu söyleyen Uzgel, AB’nin beğense de beğenmese de kendi üyesi Yunanistan’ın arkasında durmak zorunda olduğunu belirtiyor. “AB bizim sınırımız Yunanistan sınırıdır, bunu çok önceden açıkladı, ilan etti. Dolayısıyla burada AB açısından bir kafa karışıklığı yok. Amerika açısından öyle değil. Amerika açısından mesele biraz daha farklı” diyen Uzgel, Amerika’nın şimdiye kadar bir denge politikası izlediğini ama son birkaç yıldır ABD’nin Yunanistan’ı bu coğrafyada stratejik ortak olarak tercih ettiğini ve Yunanistan’la yoluna devam ettiğini; Türkiye’yi bazı alanlarda yedeklediğini gösterdiğini, o yüzden de dengeyi tamamen koparmamakla birlikte Yunanistan’ı biraz daha fazla kollayan bir yaklaşımı olduğunu söylüyor. 

“DOĞRUDAN BİR SEÇİM YATIRIMI”

Uzgel, ABD’nin bütün bunlara rağmen Türkiye’nin hassas olduğu, Yunanistan’ın karasuları 6 mil iken hava sahasını 10 mil ilan etmesini kabul etmediğini, karasularını 12 mile çıkarma konusunda ise destek vermeyerek Türkiye’ye daha yakın durduğunu ekliyor ve şöyle devam ediyor,

“Cumhurbaşkanı’nın adaların işgal altında olduğunu söylemesi de son derece sorunlu. Bir defa, Ege’de iki tür ada var. Biri Yunanistan’ın egemenliğinde olan adalar, Yunanlılar yaşıyor üzerinde ve bunun tartışılır bir kısmı yok. Bir de statüsü belli olmayan ve üzerinde insan yaşamayan kaya ve adacıklar var. Yunanistan bunların bir kısmını kendi aidiyetine kattı ve AKP hükümeti, ulusalcıların, Mavi Vatancıların bütün ısrarına rağmen bu konuyu Yunanistan’la ilişkilerde gündeme getirmedi.”

AKP hükümetinin nolduysa birdenbire Yunanistan’a ilişkin açıklamalar yapmasının seçim yatırımı olduğunu söyleyen Uzgel, şimdiye kadar sesini çıkarmadığı bir konuda birdenbire şahin kesilen Erdoğan’ın bu açıdan hiçbir ikna ediciliğinin olmadığını belirtiyor. 

“YUNANİSTAN BATI’YA DAHA FAZLA ROTA KIRDI”

ABD’nin Yunanistan’da yeni üsler açmasına ilişkin Yunanistan’dan destek bulup bulmadığını sorduğumuz Uzgel, 
“ABD Yunanistan ile savunma antlaşmasının kapsamını genişletti, buna dayanarak üsler açtı. Yunanistan, Rusya ile Amerika arasında dikkatli bir denge politikası izliyordu. Rusya’dan uzaklaşıp, Amerika’ya yakınlaşmayı tercih etti. Bu çerçevede İsrail ile de ABD’nin Mısır, BAE gibi diğer müttefikleriyle de yakınlaştı. Fransa ile çok daha yakın, onunla da askeri antlaşması var ve savaş uçakları dâhil yeni silahlar alıyor.”

Yunanistan’ın Batıya daha fazla rota kırdığını söyleyen Uzgel, Amerika’nın Yunanistan’ı askeri olarak hem güçlendirdiğini hem de yeni üsler açtığını belirtiyor. Deniz yoluyla askeri malzemelerin Dedeağaç limanına geldiğini, oradan Balkanlara çok kolay ulaştırıldığını, dolayısıyla Amerika’nın bu hattı daha çok kullanmaya başladığını belirtiyor. Yunanistan ile Amerika’nın tarihin en yakın dönemini yaşadığını, bunu da Türkiye’ye borçlu olduğunu söyleyen Uzgel, Yunanistan’da Amerikan karşıtlığının çok güçlü olduğunu, Türkiye karşıtlığının ABD karşıtlığını bitirme noktasına getirdiğini, gerginlikten ABD’nin faydalandığını ifade ediyor.