24 Haziran seçimleri Türkiye'de bir milat olmalı ve bu şans var. Her parti kendisini seçimi kazanmaya endekslemiş durumda ama bu odaklanma ülkenin sorunlarını çözebilecek mi, işte asıl mesele budur.

Peki, siyaset nasıl kazanacak ve değişim nasıl sağlanacak?

Türkiye'de son yıllarda çok hızlı değişimler yaşandı. Türkiye adeta dünyanın en hızlı siyasi gelişmelerini yaşadı ama bunlar çoğunlukla siyaset alanını daraltan olaylar oldu. Siyaset alanının genişlemesine en çok ihtiyaç duyulan ve gerçekten her açıdan kavşak noktasında olan bir yer için bu talihsiz bir durumdu. Zira ülkenin büyük sorunları çözüm yerine çözümsüzlüğe itildi. Sonuç gittikçe artan kutuplaşma, konuşamama hali ve rijitleşmiş bir toplum görüntüsü oluştu. Ülkede bir patlama yaşanmaması için bu seçimin en hayırlı sonucu siyaset alanını genişletebilecek varyasyonların oluşma ihtimalidir.

Siyaset denince hep olumsuz kavramlar gündeme geliyorsa bu o ülkede ve insanları arasında demokratik bilinç eksikliği yüzündendir. Siyasetin zor bir sınav olduğu ve güç ile imtihan edilmenin kolay bir ahlaki sınav olmadığını hepimiz biliriz. En azından bu sefer gecikme olsa bile seçim yarışmacılarından toplumun isteği bu olmalıdır. Ahlaki bir şeffaflığı sağlayacak siyaset vaadi konusunda seçmen titiz bir muhakkik olursa hem öncesinde hem de sonrasında yeni hayal kırıklıklarını önleyebilecektir.

Sorunları çözme sanatı olan siyasetin kuvvetlenmesi için kişi insafına bırakılmayacak denetim mekanizmaları son derece önemlidir. Bu parti içi ve toplum nezdinde oluşturulmalıdır. Bir çok deneme olduğunu biliyoruz bu alanı genişletmek isteyen, ama çoğu başarısız kalmıştır. Mesela sivil toplumun her kesiminin siyaset alanını denetleyebileceği bir mekanizma oluşturulmuştur ama ne yazık ki gereken ilgiyi görmemiştir. Sivil toplumun samimi emektarı Şanar Yurdatapan'ın öncülük ettiği Türkiye küçük Millet Meclisleri'ni en azından bu dönemde güçlendirsek bile siyasetin gelişmesi için yeterlidir. Her ay, her parti yetkilisinin, milletvekilinin her kesimden STK'nın katıldığı ve birlikte toplantı yaptığı bir tarzdır bu. Sivil toplum övgüsünü ve yergisini bu mecliste anlatabilir, milletin vekilleriyse eleştiri veya tekliflere açıklık getirir. Bu çok güzel fikrin yeterli destek bulmadığını gözlemliyoruz. Çünkü parti başkanı ne derse onu belleyen vekiller ve adı sivil toplum olan temsilcilerin demokrasi bilinci yeterli olmadığı için katılımcı demokrasinin mükemmel örneği olacak bu proje yeterli sesi getirmiyor. Bu noktada özeleştiri yapması gereken toplumun tüm kesimleridir ve istediği iktidar oluşsa bile meselelerin hakkaniyetle çözülmeyeceğini herkes bilmelidir. Çünkü şikayete gelince çok sızlananlar maalesef yapılması gerekende en zayıf olanlar oluyor.

Teklifim tüm toplumadır ve heyecanlardan sıyrılıp demokrasiyi, hukuku geliştirecek siyaset alanı için uzun vadeli çalışmaları hedeflemeleri gerektiğini hatırlatıyorum. Siyaset alanı gücü eline geçirenin zorbalık yaptığı bir alan olmamalıdır ve bu ahlaki olgunluğa ulaşmış bir toplum için zor değildir.

24 Haziran seçimleri seçimlerden bir seçimdir. Türkiye'de her zaman "önümüzdeki seçim çok önemli, bu yüzden ilkeleri terk edebiliriz" hastalığı olmuştur. Bu yüzden hastalık hiç bitmemiş defalarca uzaklardan ithal çözümlerle yeni çareler aranmıştır. Oysa bunu yapanlar çarenin oturdukları yerde ve kendi samimiyetlerinde olduğunu görseler bu çırpınmalara hiç gerek yoktu. Bu seçimde her parti temsilcisine bu demokratik katılım mekanizması için ne vaad ettiğini sormanızı tavsiye ederim. Bu ihmal edenin de kendisini geliştireceği en sağlıklı metoddur. Seçim yarışının heyecanlardan uzak kalıcı kazanımlara vesile olmasını gönülden istiyorum. Bu konuda özgün teklifleri olanların şahsımı bilgilendirmesinin çok kıymetli olduğunu da ekleyerek yazımı bitiriyorum.

@gergerliogluof

www.omerfarukgergerlioglu.com