Son günlerde tartışılan konular ilginç olmaya başladı, tartışmalar dizboyu. Bunlardan birincisi Fikri Sağlar’ın türban yaklaşımı ve ona yapılan bana göre haksız saldırılar. Sonrasında gazeteci Can Ataklı’nın seçim ve Edroğan’ın nasıl gidebileceği tartışması. Can Ataklı’nın bütün söylediklerini dinlediğinizde darbe karşıtı olduğunu anlarsınız ama 2 tümce alırsanız suçlu ilan edebilirsiniz, aynı şu an sevgili Ahmet Altan’ın yaşadığı gibi.

Son olarak da eski genelkurmay başkanı İlker Başbuğ’un söyledikleri var. Ona göre Menderes seçim paketini açıklasa 27 Mayıs darbesinin olmayacağı ve kontr-gerilla diye bişeyin olmadığı. Başbuğ’un söylediği 2 konu da doğru değil ama bugün bunu yazmayacağım, belki ileride yazarım.

Bugün Muhsin Batur’dan bahsedeceğim, bugüne değin 2,5 darbeye katılmış Muhsin Batur’dan. Ancak darbelerden önce bilinmesi gereken önemli bir olay daha var, o da Batur’un “Anılar ve Görüşler” adlı kitabında. Batur bir dönemi “Tren yolu ile Elazığ'a intikal edilecek; bir süre orada eğitim gördükten sonra o zamanlar Dersim denilen bölgeye gideceğiz. Tren yolculuğumuz 40 kişinin paylaştığı kapalı yük vagonlarında pek ilkel ve zor koşullar altında gerçekleşti. Elâzığ'ın biraz uzağında Harput'un eteklerinde çadırlı karargâh kurduk ve bir müddet sonra ilk durak Pertek olmak üzere harekete geçtik ve iki ayı aşkın bir süre özel görev yaptık. Okuyucularımdan özür diliyor ve yaşantımın bu bölümünü anlatmaktan kaçınıyorum.” diye anlatır. Anlatmak istemese de Muhsin Batur’a bu olaydan sonra Dersim katliamında başarısı nedeniyle Dersim Madalyası verilmiştir. Kendisi o genç yaşta Sabiha Gökçen ekibinde yer almıştır. Dersim Katliamı’nda ilk uçuşunu yapar Batur.

Aradan yıllar geçer ve Muhsin Batur Eskişehir’de albay rütbesiyle Teyyare Komutanlığı’nda görevlidir. Adnan Menderes Eskişehir’e gelir ve oradan sonra seçimleri açıklayacaktır. Askeriyeye gider ve hepimizin bildiği gibi “Merhaba asker” der ancak askerler arkalarını döner. Bu emri Muhsin Batur vermiştir ve 26 Mayıs’ı 27 Mayıs’a bağlayan gece Adnan Menderes’i tutuklar. Adnan Menderes’e gözaltına kelepçe takılmasına karşı çıkmış ve bunu anılarında demokratlık nişanesi olarak yazmıştır.

Adnan Menderes Eskişehir’de tutuklanırken, Celal Bayar da Ankara’da Cemal Madanoğlu ve arkadaşları tarafından bir anlamda derdest edilir. Aradan yıllar geçer ve Muhsin Batur’u 9 Mart 1971 darbe girişiminde görürüz. Bu darbe girişiminin adı “Madanoğlu Darbesi” girişimidir. İlginç değil mi, 27 Mayıs’ta Celal Bayar’ı gözaltına alan Madanoğlu ile Eskişehir’de Adnan Menderes’i gözaltına alan Batur, 9 Mart 1971 darbe girişiminde buluşurlar. Ancak Muhsin Batur o sırada hava kuvvetleri komutanı olduğundan bu davadan yırtar ve 3 gün sonraki 12 Mart 1971 darbesinin 3 önemli komutanından birisi olur.

9 Mart darbe girişimi sonrası devlet erkânı da yazılmıştır esasında, aşağıdaki belge bunu açıklıyor:

Buradaki Selim Bey Faruk Gürler, Selim Bey Muhsin Batur, Nuri Bey de Celil Gürkan’dır.

9 Mart darbe girişimindeki en önemli kişi esasında aralarına ajan olarak giren Mahir Kaynak’tır ve İlhan Selçuk ile yapışık kardeşler gibi dolaştığından ortada sır neyim kalmamış, ancak darbeciler arasında 12 Martçıların da olması davanın beraatla sonlanmasına neden olmuştur. 

Aynı Muhsin Batur daha sonra CHP’den senatör olarak seçildi. Deniz Gezmiş ve arkadaşları onun komutanlığında asıldı, Mahir Çayanlar, İbrahim Kaypakkayalar, Sinan Cemgiller onun darbeciliğinde asıldı ve CHP kendisini cumhurbaşkanı adayı yaptı. Seçilmesine ramak kalan Muhsin Batur bu yazdıklarıma karşın demokrat komutan olarak anıldı.

Bu yazdıklarımı 15 Temmuz’a uyarlayın, Hulusi Akar’a, Adil Öksüz’e, Hakan Fidan’a ve benzerlerine bir yer bulun.