Argoyu çok sevmeme karşın köşe yazılarımda pek kullanmam. Benim yaş grubum belki de her taraf apartmanlarla dolmadan mahalle maçları yapıp, sokaklarda oynadığımız için, bilgisayarı sadece James Bond filmlerinde gördüğümüz için argoyu seviyoruz biraz. İşin içine çok değişik arkadaş çevresiyle beraber cezaevleri de girince Hulki Aktunç’un “Argo Sözlüğü”ne katkıda bulunanlar listesine girebildim. Sadece katkı sağlamadım, o sözlüğün hazırlanışını neredeyse başından sonuna kadar adım adım izledim.

Argodan başlayınca da günümüz siyasetini o şekilde tanımlamak istedim esasında: “Yalancıktan tayyare, selam söyle o yâre” Şimdi diyeceksiniz ki, bu kadar argo bilmeme karşın neden doğrusunu yazmadım “Ossuruktan tayyare selam söyle o yâre” diye.

Yazmadım, çünkü siyaset o kadar yalan üzerine kurulmuş ki, güven sıfıra inmiş durumda. Hani bir uçak yapılıyordu da, bilmem kaç yılında semalarda uçacaktı ya, biraz da ondan değiştirdim bu deyimi. Sadece uçak olsa iyi, hiçbişeyi yerli olmayan milli arabamız da var, daha neyimiz yok ki, suyu bile Erdoğan icat ettikten sonra gerisini siz düşünün. Kıyamete inanmam ama Erdoğan bigün “Bizden önce Kur’an mı vardı” diye sorarsa, işte o günün kıyamet günü olacağına inanırım.

Bu yalanlar esasında bir algı operasyonu, halkın büyük bir çoğunluğu uçağa binmediği için, o uçağın yapılıp yapılmadığı pek de sorun değil esasında. Partilere göre bir anket yapılsa ve hangi parti seçmeninin daha çok uçak kullandığı, araba sahibi olduğu yada buna benzer gerçekler ortaya çıksa, AKP seçmeninin en düşük seviyede olacağına inanıyorum. Binemediği yada kullanamadığı bişeyin de hayal olarak akılda kalması ve görmese de o kişiye yapılmış hissi vermesi yetiyor. Allah da öyle bir olgu değil mi, çözüm bulamayınca koştuğunuz ve yardım istediğiniz yada başarısızlığında suçu O’na attığınız.

Son zamanlarda başka bir yalan çıktı ortaya, anketler yapılıyor ve kararsızların oyunun ilk kez çok yüksek olduğu, 20’lere, hatta 25’lere dayandığı söyleniyor. Öyle bir üç kağıt varki, buna akademisyen ve gazeteciler de katıldı. Şöyle bir hesap yapılıyor, partilere verilen oylar toplanıyor, geriye kalan kararsız olarak TV kanallarında tartışılıyor.

Anketlerde ayrışmayı %100 üzerinden yapıyorsunuz, ankette ankete katılmayanların oranı alınmıyor. Esasında bence bir firma bu şekilde denemeli. Eğer oy alan partilerin toplam oy oranı %75 çıkıyorsa, geri kalan kararsızlarla oy vermeyeceklerin toplamı üzerinden bir kararsızlar tartışması yapılmaya başlanıyor. Yada kimi yandaş firmalar tarafsız sayısını çok göstererek, %51 barajın altını garantilemiş Cumhur ittifakının hâlâ kazanma şansının olduğu üzerine bir algı yapıyor.

Aşağıda verdiğim linkte 1950’den itibaren yapılan bütün seçimlerdeki oy oranlarını ve seçime katılma oranını göreceksiniz. Yıl yıl baktığınızda ilginç bişeyin farkına varacaksınız, özgürlük getirdiği söylenen 1960 darbesi sonrası yapılan 2 seçim Türkiye’deki en düşük seçime katılım oranı gözüküyor. Siyaset bilimcilerin incelemesi gerekiyor ama bana göre Adnan Menderes ve arkadaşlarının idam edilmesi sonrası merkez sağ sanki biraz sandığa küsmüş gibi gözüküyor.

Ancak daha da ilginci, bugüne kadar en yüksek katılım da 12 Eylül faşizmi sonrası yapılan 2 seçimde görülüyor. Buradaki müthiş yanılgı bence 12 Eylül faşizminin başbakan yardımcısı Turgut Özal’la Türkiye’ye demokrasinin geleceğinin sanılması ve herkesin sandığa koşması. Ancak bu oranı, yani demokrasi sanmayı bozan bişey var, o da 12 Eylül faşist anayasasına da aynı oranda kişi katılıp oy veriyor.

Sonuçta şöyle bir gerçek ortaya çıkıyor, ortalama alırsak Türkiye’nin seçime katılan seçmen sayısı %80’lerde dolaşıyor. Anlayacağınız bütün dünyada olduğu gibi Türkiye’de de hiçbir zaman %20 yada %25’lere varan bir kararsız seçmen yok, olma şansı da yok. Eğer bir gün olursa, o zaman seçime katılan sayısı %40’lara kadar çıkar Avrupa’daki gibi ama bunun için de sosyal devlet işleminin tamama yakın halldilmesi gerekiyor ki, seçmen artık oy vermese de sosyal devlette yararlanacağını bilsin.

Sonuç ne mi Türkiye’de, “Yalancıktan tayyare, selam söyle o yâre

Türkiye’de seçime katılım oranları: https://tr.wikipedia.org