51 eyaletten geldiler federal başkent Washington'da toplandılar, Kongre binasını bastılar. Kendi adamlarının başkan seçilmemesine zor yoluyla itiraz ettiler. Peki kimdi bu kitle? Trump'ın çağrısı ile Kongre’yi basan güruh bugün daha ‘kibar’ bir tabirle ‘beyaz üstünlükçüler’ (white supremacists ) denilen ama tarihi kökeni Ku Klux Klan terör örgütüne dayanan faşist bir hareketin militanlarıydı.

Ku Klux Klan’ı Amerikan filmlerinden tanırsınız. Hani şu taşra kasabalarının tüm eşrafının dahil olduğu, gece olunca başlarına beyaz kukuletalar giyip siyahları vahşice katleden örgüt.

Ku Klux Klan Amerikan İç Savaşı’nın ardından 1866'da kuruldu. Köleliğin kaldırılmasının ardından güney eyaletlerinde, siyahların özgürleşmemesi ve sürekli bastırılmaları için linçler, cinayetler, kundaklama vb. yoluyla en az 250 bin Afrikalı-Amerikalıyı katlettiler. Hemen her örnekte yerel polis şeflerini, şerifleri, FBI mensuplarını da içeren Ku Klux Klan terör grupları bu vahşetlerinin hiçbirinin hesabını vermediler. Filli bir dokunulmazlıktan yaralandılar. İç savaşın galibi kuzey burjuvazisi de güneydeki bu siyah düşmanlığına destek verdi. Zira siyahların nüfusun çoğunluğunu oluşturduğu ‘siyah kuşak’ ya da güney eyaletlerinde siyahların ‘eşit vatandaş’ sayılması kuzeyli kapitalistler için de bir tehditti. Onlar siyahlara daha az baskı uyguladılar ama kuzey eyaletlerinde siyahlar küçük bir azınlıktı*

İşte 6 Ocak’ta ellerinde Konfederasyon bayrakları ile Amerikan Kongresi’ni basan gruplar bu tarihin bir ürünüydü. Dün Beyaz Adam’ın güney eyaletlerinde azınlık olduğu halde tek efendi olması için teröre başvuran büyük büyük dedelerinin izinden gittiler. Beyaz-Anglosakson-Protestan egemenliğinin sorgulanmasına asla izin vermeyeceklerini sergilediler. ABD toplam nüfusu içinde beyazların azınlığa düşmeye doğru gittiği bir sosyolojik sürecin içerisinde ‘3. Obama döneminin’ başlayacak olması akıllarını başlarından almıştı. Başkanlığı döneminde sadece Latinolara değil Asyalılara (Özellikle Çinlilere) karşı da ırkçı saldırıda bulunmuş; George Floyd cinayetinin ardından sokaklara çıkan ‘Siyah Hayatlar Değerlidir’ aktivistlerinin üzerine ulusal muhafızları sürmüş olan ırkçı faşist Trump şahsında liderlerini bulmuşlardı. ‘Proud Boys’ (Gururlu Oğlanlar) gibi çeşitli adlar altında örgütlenerek ABD yasalarının sağladığı imkanlarla makineli tüfekler de dahil ellerinde silahlarla sokaklara çıktılar. (ABD yasaları teoride her ABD vatandaşına silah taşıma hakkı veriyor- ama pratikte bu egemen unsurun yani Beyaz Adam’ın hakkıdır. Bu hukuku kullanan Kara Panterler’e 1960'larda neler yapıldığını biliyoruz.)

Beyaz üstünlükçü çetelerin karşısında silahsız da olsa bir şeyler yapmaya çalışan antifaşist gençlerin 'Antifa' ağları ise Donald Trump tarafından ‘terör örgütü’ ilan edilmeye çalışıldı. Pek çok katliama imza atan beyaz üstünlükçü çeteler ABD'de resmen ‘iç terörizm’ grupları olarak tanınsalar da devlet pratikte bu gruplara müsamaha gösteriyor.

İşte Amerikan polisinin Kongre’yi basan faşist gruplar karşısındaki yumuşak yaklaşımı bütün bu tarih göz önünde tutulmadan anlaşılamaz. Kongre merdivenlerine tırmananlar Siyah Hayatlar Değerlidir (BLM) aktivistleri olsaydı ve niyetleri sadece seslerini duyurmak olsaydı dahi orada bir kan banyosu görebilirdik. Ama kongreyi basan Ku Klux Klan olunca polisler buna yol verdi.

Gerçi bu baskını Donald Trump ın ölüm parendesi (salto mortale) oldu. Siyaseten kendi ipini çekmiş oldu yalanlarla köpürttüğü kendi taraftarlarını bir çırpıda satarak onların da tepkisini çekti. Yaşananlar o kadar vahşi ve kabul edilemezdi ki Trumpçı gazete Washington Times, Kongre’yi basanların 'Antifa üyesi' olduğu yalanını atarak vebali karşı tarafa yüklemeye dahi kalkıştı. Trump’ın darbesi kendi kendini yok etti.

Ancak buna rağmen Ku Klux Klan’ın sırtı yine sıvazlanacak, Kongre baskını önemsizleştirilip ‘gerilimi tırmandırma’ siyaseti güdülecek gibi görünüyor. Daha şimdiden Biden ‘intikam peşinde değiliz’ açıklaması yaptı bile. Biden ‘kucaklayıcı liderliğine’ beyaz üstünlükçüleri de kucaklayarak başlayacak gibi görünüyor. Zira Trump artık gitti ‘kötü günler’ geride kaldı, beyazlar ABD'de azınlığa düşüyor ve beyaz üstünlükçüler her zaman lazım olabilir. Tıpkı iç savaştan sonra güney eyaletlerinde olduğu gibi.


* Bu tarihle ilgili daha kapsamlı bir anlatım için; Muhsin Yorulmaz’ın ‘Afro-Amerika’, Abstrakt Dergi, www.abstarktdergi.net