Bu nedir kardeşim? Evet Cyle Larin elini uzatıyor Gökhan Gönül’ün yüzüne doğru lakin eski takım arkadaşının suratına vurmuyor ama Gökhan Gönül kendisini yere bırakmayıp adeta atıveriyor! Ve sarı kartı bulunan Cyle Larin ikinci sarıdan oyun dışında kalıyor, Beşiktaş da sahada 10 kişi…Aynı şekilde sarı kartı bulunan Fenerbahçeli Mert Hakan Yandaş, genç oyuncu Rıdvan Yılmaz’ı formasından çekip düşürüyor ancak karar ‘devam.’ Video asistan sisteminin başındaki elemanlardan sahadaki otoriteyi uyarı geliyor Mert Hakan Yandaş’ın pozisyonu için değil ama! Hakem Tugay Kaan Numanoğlu da ekrana giderek pozisyonu izliyor ardından da Fenerbahçe lehine penaltı kararı veriyor. Futbol yorumcuları da birbirlerine soruyor ‘Böyle penaltı olur mu?’ Yeni Türkiye’de oluyor ve Fenerbahçe de bir golünü penaltıdan buluyor. Ardından ne mi oluyor? Fenerbahçe kalecisi Altay Bayındır ceza alanından çıkıyor ve top eline değiyor. Direrkt kırmızı kart görmesi gekeriyor ancak ne VAR dedikleri sistemin başındaki ne de sahadaki otorite ne hikmetse bunu görmüyor. Beşiktaş muhalif, hakemler de iktidarın elemanları mı? Bu nasıl çifti standart? Sahadaki oyunu uzun süredir federasyonun değil yayıncı kuruluşun şekillendirip, yönettiğinin farkındayız ama bu resmen ‘kör göze parmak sokmak’ deyimiyle örtüştü… Yapılan oyuncuların emeklerine saygısızlık. Hangi hakem, hangi takım için bu kadar tutarsız kararlar verse aynı tepkiyi göstermek de bizlerin asli görevi, Beşiktaş için ayrıcalık söz konusu değil…

Tugay Kaan Numanoğlu’na bu görevi kim verdi? Futbol Federasyonu Merkez Hakem Komitesi mi yoksa yayıncı kuruluş mu? Benimki de soru ikisi de iktidarın kontrolünde laf!.. Sıradan bir hakem faciası izlemedik, gayet iyi organize edilmiş bir oyun izledik. Uzatmayla 95’inci dakikada sona ermesi gereken ama 100 dakika süren bir oyun!

Elbette bir de Beşiktaş’ın bileğinin hakkıyla kazandığı maç var üstüne üstlük hakemlerin çabalarına karşın. Beşiktaş Kadıköy’de Fenerbahçe’yi 4-3 yeniyor ve Beşiktaş’ın bir golünü takımın beceri yoksunu oyuncusu Necip Uysal atıyor. Sanırım bu karşılaşmanın özeti için yeterli anekdot olur! Zafer Arapkirli inat ve ısrarla “Pancu’nun ruhu oradaydı” diyor, haksız da sayılmaz. Beşiktaş, Fenerbahçe’yi 2005’de de aynı skorla 4-3 yenmişti, üstelik yine 10 kişi kalmıştı. Kaleye de zorunlu olarak Rumen futbolcu Daniel Pancu geçmişti hani… Pancu’nun ruhu Kadıköy’de miydi bilinmez ama attığı iki golle perdeyi açan Vincent Aboubakar’ın tüm benliği ile sahada olduğuna herkes tanıklık etti… Eş dost eksik olmasınlar hal hatır sormak için aramazlar ama maç bittiğinde ‘şunu da yaz’ istemiyle telefona sarılılar. Neymiş Sergen Yalçın için methiye yazacakmışım! Hadi oradan 40 küsür yıldır tek yengi için hiçbir teknik adamı ‘şişirmedim’ ben. Sergen Yalçın için de ayrıcalık yapmayacağım tabii ki… Bir hafta önce ‘Sergen Yalçın ile yürümez diyeceğim’ Fenerbahçe yengisinin ardından da ‘Büyüksün Sergen mi’ diyeceğim? Kusura bakmayın benle bağdaşmaz. Ha ama şunu yazabilirim; Sergen Yalçın seni kutlarım zira senin yerinde ben olsaydım hakeme saha kenarından girerek değil sahanın ortasına gider tepkimi dile getirirdim. Kendini iyi tuttun tebrikler…