HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan’ın Kars’a gideceği açıklanınca valilik hemen harekete geçti. Kars’ta 15 günlük eylem ve etkinlik yasağı koydu. Gerekçe klasik; “Milli Güvenliğin sağlanması, kamu düzeni ve genel asayişin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, temel hak ve özgürlüklerin korunması.”

Hak ve özgürlükleri korumak adına ‘yasak’ yani…

Yasaklanan etkinlikler arasında 50 kişiyi geçen basın açıklaması, araç konvoyu, her türlü karşılama uğurlama, açlık grevi, oturma eylemi, miting de var tabii. Ama kamu kurum ve kuruluşları bu yasaklardan muaf…

Adrese teslim yasak.

Nitekim Pervin Buldan’ın dünkü ziyareti nedeniyle il dışından Kars’a gelmek isteyenler kente alınmadı. Konvoy karşılamasına izin verilmedi. Esnaf ziyaretine izin verilmedi. Parti binasının önünde açıklama yapan Buldan ve beraberindekilerin Kars Belediyesi’ne yürümesine izin verilmedi. Ancak kısa bir tartışmanın ardından sadece Buldan ve beraberindeki heyet belediyeye yürüyebildi.

Bu yasakları daha önceden de biliyoruz. 

Üç milletvekilinin vekilliği düşürüldüğünde yaşamıştık. Enis Berberoğlu, Leyla Güven, Musa Farisoğulları’nın vekillikleri düşürüldüğünde Dersim ve Antep gibi bazı illerde de aynı yasak devreye konmuştu. 

HDP’nin vekilliklerin düşürülmesine tepki için başlattığı Demokrasi Yürüyüşü öncesi ve sırasında da 10’dan fazla ile giriş-çıkışlar yasaklanmış ve eylem yasağı getirilmişti.

Sadece HDP’ye yönelik değil tabii bu yasaklar. Baroların çoklu baro sistemine karşı Ankara’ya yürüyüşünde de gördük bu yasağı. Tam da baro başkanları Ankara’ya vardığı anda valilik aniden başkentte 15 gün boyunca her türlü toplantı, gösteri yürüyüşü ve benzeri faaliyetleri kısıtlayıverdi!

Baro başkanları Ankara girişinde ‘valilik izni yok’ denilerek kente sokulmadı.

Ardından yaşananları biliyoruz…

Korkuyorlar; hele de sokaktan…

Hani yeni de değil bu korkuları.

Anımsarsanız 2017 Mayısının sonunda KHK ile işten atmalara karşı eylemlerin yapıldığı, Gezi’nin de yıldönümüne denk gelen günlerde Ankara Valiliği birden bire “cadde ve sokaklarda güneş battıktan sonra gece geç saatlere kadar ateş yakıldığı ve yüksek sesle çevreyi rahatsız edici şekilde şarkı, türkü, marş vb. sloganlar atılarak eylem yapıldığı görülmektedir” dedi. “Bu durum vatandaşlarımızı tedirgin etmekte, kamu düzeni ve güvenliğini bozmakta, terör örgütlerinin eylem yapan topluluklara yönelik bombalı saldırı yapma riskini artırmakta ve güvenlik güçlerinin bu olaylara müdahalesini zorlaştırmaktadır” diyerek güneş battıktan sonra şarkı, türkü söylenmesini, slogan atılmasını, toplantı ve basın açıklaması yapılmasını yasakladı.

Sokak korkusu devam etti tabii.

KCK ile ihraç edilen Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın eylem yaptığı Yüksek Caddesi’nde eylem, toplantı, gösteri ve şarkı söyleme yasağı getirdi. O da yetmedi Gülmen ve Özakça’nın önünde açlık grevi yaptığı İnsan Hakları Anıtı’na çıkan tüm sokaklar kapatıldı.

Hızlarını alamamış olacaklar ki Gülmen ve Özakça’nın tutuklanmasının ardından İnsan Hakları Anıtı’nı bariyerlerle çevirerek gözaltına aldılar.

Tam 430 gün sürdü bu gözaltı işlemi…

Sokaklardan korkuyorlar… İnsanların anayasal hakkı olan gösteri, toplantı ve yürüyüş yaparak tepkisini dile getirmesinden korkuyorlar…

Korktukça yasaklıyorlar.

İktidarı anlıyoruz tamam da HDP dışındaki muhalefet partileri neden sokaktan bu kadar korkuyorlar?