CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Benim, eşimin çocuklarımın telefonlarının dinlendiğini gayet iyi biliyorum" dediği anda İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’dan bildik açıklamalardan biri geldi. Kılıçdaroğlu’nu yalanlarken suçlamayı da ihmal etmedi Soylu:

“Kılıçdaroğlu'nun, tamamen gündemi değiştirme çabasıyla yaptığı ve gerçekle hiçbir ilişkisi olmayan açıklaması, devletimize ve güvenlik güçlerimizle ortaya konulan tüm mücadeleye iftiradır, bühtandır. Aynı zamanda devletimizi zafiyete uğratmaya da matuftur.”

Oldukça iddialıydı Soylu. Sanki bu ülkede onlarca, yüzlerce, hatta binlerce insan yasadışı bir şekilde dinlenmemiş gibi. İstihbarat birimlerinin yılda 4 ayrım birim tarafından en az 4 kez denetlendiğini söylerken Kılıçdaroğlu’na “savcılığa gidin” dedi.

Bir gün sonra bu kez Habertürk yazarı Kübra Par’ın "Kılıçdaroğlu'nun dinlenmediğine kimse inanmaz" yazısına twitter üzerinden yanıt veriyordu Soylu:

"Kübra Hanım, Yazık, üzüldüm adınıza. Hukukun izin vermediği kimse dinlenemez, ağır suçtur... Batının aparatlarının devletimizi itibarsızlaştırmak için, halkın endişe ve korkusundan faydalanma kurgusuna teslim olmuşsunuz...

Batıya hayranlık duyup kendi devletine kem bakmak... Ben kendimi ortaya koyuyorum ya iftira sahipleri?! Anamuhalefet başkanının dinlenmesi de devlet sapıklığıdır, Bunun iddiası da korkunç bir iftiradır!"

Ve dün HDP'nin İstanbul il binasına böcek diye bilinen dinleme cihazlarının yerleştirildiği ortaya çıktı.

HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, parti binasında buldukları dinleme cihazlarını basın mensuplarına gösterdi.

Oluç, Soylu’nun inkâr ettiği dinleme tartışmalarına atıfta bulurken “Bu tartışmalara katkıda bulunmak istedik. Şu önümüzde gördüğünü suç aletleri ile katkıda bulunmak istedik” diyordu.

Dinleme cihazlarının eşbaşkanların çalışma odalarında, kadın ve gençlik çalışma odaları ve toplantı odasındaki priz arkalarında, lambalarda ve bir de üçlü prizde bulunduğunu açıklıyordu.

Haklı olarak bunları kimlerin ve nasıl yerleştirdiğini soruyordu Oluç. Ve yanıtını da veriyordu:

"İl binalarımıza hukuksuz bir şekilde baskınlar yapılıyor. Emniyet güçleri yanlarında il yöneticilerimiz, muhtar, avukatlar olmadan il binalarımıza giriliyor ve bu suç aletlerini yerleştiriyorlar.

Türkiye'de bu kadar profesyonel çalışmayı yapabilecek iki kurum var; biri İçişleri Bakanlığı ve ona bağlı Emniyet İstihbaratı diğeri de Milli İstihbarat'tır."

Oluç'un verdiği bilgiye göre sadece dinleme cihazları da yerleştirilmemişti HDP binalarına. Diyarbakır il binasına başka şeyler de yerleştirilmişti ve bunun için de hukuki işlemleri başlatmışlardı.

Şimdi suç duyurusuna hazırlanıyor HDP, tam da Soylu'nun Kılıçdaroğlu'na işaret ettiği yere yani savcılıklara gidiyor...

Sonuç alırlar mı? İşte orası meçhul.

Ama peşini bırakmamak lazım bu böceklerin ve yasadışı dinlemelerin.

Ve “ana muhalefet liderinin dinlenmesi devlet sapıklığıdır” diyen Süleyman Soylu’ya sormak lazım; HDP binalarına o böcekleri hangi sapık yerleştirdi? Hangi sapık böceklerle legal bir siyasi parti binasındaki konuşmaları dinlemeye, hangi sapık o binalara başka şeyler bırakmaya kalktı?

Ve tabii “eski Türkiye’ye geri mi döndük” sorusunu da eklemek gerekir.

Malum, 2018 Nisan’ında Ahmet Şık, Cumhuriyet gazetesinde “emrindeki polislerin Soylu’yu dinlediğini” ve bu nedenle 7 polisin görev yerinin değiştirildiğini yazmıştı. Soylu’nun başında olduğu İçişleri Bakanlığı, söz konusu haberle ilgili açıklamasında, “esas maksadı, eski Türkiye’de olduğu gibi bu tip iddiaların ortaya konularak güvensizlik ortamı oluşturulmasıdır” demişti.

Yoksa bu “devlet sapıklığı”nı biz “eski Türkiye”den mi tanıyoruz?