Leyla Güven’in, Abdullah Öcalan’ın siyasi bir hükümlü olarak hem ailesi ile hem de avukatlarıyla görüştürülmemesine karşı başlattığı açlık grevinin 66’ıncı gününde İmralı kosterinin “bozuk” olmadığı haberi geldi. Öcalan’ın kardeşi Mehmet Öcalan devlet tarafından arandı, İstanbul’a geldi, İmralı adasına giderek görüşme yaptı. Görüşmenin yarım saat sürdüğü açıklandı. En son görüşmenin 2 yıl 4 ay önce yapıldığı düşünüldüğünde yarım saatlik bir görüşmenin “stres” alma amacı taşıdığı yorumu yapılabilir.

Görüşmenin içeriğine ilişkin hâlâ bir açıklama yok. Görüşmenin anlamı ve açlık grevleri arasındaki bağa ilişkin “ince” bir süreç işletildiği açık… Tek paylaşılan bilgi Öcalan’ın sağlık durumunun ve moralinin iyi olduğu… HDP Eşbaşkanı Pervin Buldan “birkaç gün sonra” demişti, HDP’li bazı isimler daha net bir tarih olmadığını söyledi.

Öcalan’la yarım saatlik bir görüşmenin yapılabilmesinin bir anlamı var. Ancak bu anlamın altının nasıl doldurulacağı da önemli HDP açısından. “Tecrit kalktı” olarak da yorumlayabilirdi HDP, ama açıklamalar bunun böyle değerlendirilmediğini gösteriyor.

İlk sinyal İmralı’ya gidildiğinin duyurulmasından saatler sonra avukatların Diyarbakır Cezaevi’nde olan Leyla Güven ile görüşmenin sağlık sorunları gerekçesiyle yapılamadığını açıklamasıyla verildi. Güven görüşmeden iki gün sonra da “Kimse bizden bu görüşme ile eylemi sonlandırmamızı beklemesin” dedi. Güven 50 Kürt siyasetçinin 2016’da başlattığı açlık grevlerini de hatırlattı ve “deneyimliyiz” mesajı verdi.

HDP’nin cezaevlerinde süren açlık grevleriyle ilgili kriz masası verilerine göre 226 kişinin eylemi sürüyor. Sebahat Tuncel ve Selma Irmak da “süresiz ve dönüşümsüz” açlık grevine başlayacaklarını duyurdu. Tuncel ve Irmak bu kararı ortak sohbete çıktıklarında almışlar. “Mutlak tecrit” son bulana kadar eylemlerine devam edeceklerini açıkladılar. Bu karar cezaevlerindeki 226 sayısını daha da artırabilir.

Hatırlanacağı üzere, 2012 yılında cezaevlerinde başlatılan açlık grevi, 68’inci gününde Öcalan’ın “eylemi bitirin” çağrısı ile son bulmuştu. Ardından da görüşmeler başlamıştı.

Ancak 2012’nin koşulları ortada yok. “Arap Baharı” sonbahara dönüşmemiş, Suriye’deki gelişmeler hızlanmamış, “olağanüstü devlet" formuna dönüş henüz başlamamıştı. Yani açlık grevi eylemlerine ilişkin Öcalan’ın 2012’ye benzer bir söz söylemesinin zemini yok gibi görünüyor.

Devletin bir dönem “müzakere” yürüttüğü isim Abdullah Öcalan’a yönelik tecridin kalkıp kalmayacağı belirsiz. Ancak “Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun” Madde 59 der ki; Hükümlüysen vekaletnamen olmadan avukatla üç kere görüşme hakkın vardır. Vekaletnamen olmadan yaptığın üç görüşmenin ardından sadece vekalet verdiğin avukatlarla görüşebilirsin. Madde 66 der ki; Hükümlüysen, tüzükte belirlenen esas ve usullere göre idarenin kontrolündeki ücretli telefonlar ile görüşme yapabilme hakkın vardır. Zaten telefonlar idarece dinlenir ve kayıt altına alınır. Bu hak, tehlikeli hâlde bulunan ve örgüt mensubu hükümlüler bakımından kısıtlanabilir.

HDP, görüşmenin içeriğine ilişkin yapacağı açıklamayı geciktirecek mi göreceğiz. Zira geciktirmenin de bir anlamı olacak.

Leyla Güven’in “kararlıyım” vurgusunun nasıl sonuçlar doğuracağını kestirmek güç, ama bilinen tek şey, binlerce insanın oyu ile yeniden seçilen bir vekilin yürümekte güçlük çektiği, sıvı almada bile zorluk yaşadığı…