Kadınlar yine buluştu; hakları için, kazanımları için, hayatları için… Türkiye’nin dört bir yanından geldiler. 35 ilden, 160’dan fazla kadın ve LGBTİ+ örgütünden…

Çeşitlilik, geldikleri şehirde neler yaşadıklarını, nelere maruz kaldıklarını ve hangi çözümleri ürettiklerini anlatışlarından açığa çıkıyordu. Meğer kadınlar neler neler yapmışlar. Hayatın umudu yine onlardaydı. Temsiliyet üzerinden çok sayıda kadın söz aldı. Hepsini tek tek yazmak yazının sınırlarını aşsa da bazı deneyimleri aktarmak, suyun uyumadığı gibi, kadınların da uyumadığını göstermesi açısından önemli…

Erkekler tarafından öldürülen kadınların davalarını takip eden kadınlar, birbirlerini nasıl bulduklarını anlattılar. Salondaki yüzlerce kadını deneyimlerine ortak ettiler. Örneğin Kocaeli’den gelen kadınlar, 9 yaşından beri babasının cinsel saldırısına maruz kalan, zorla evlendirilen, boşandıktan sonra aile evine dönmek zorunda kalan, “kutsal aile”de istismar ve tecavüz faili babayı öldürerek dur diyebilen kadının davasına çağrı yaptı.

OHAL süreciyle birlikte kapatılan kadın kurumlarının yokluğunun somut sonuçlarını paylaşan kadınlar da, güvenlik gerekçesiyle sokaklarda silahlı dolaşan bekçilerin varlığından, hayatın içerisinde aktif olan kadınların soruşturma ve tutuklama tehdidiyle karşı karşıya kaldığından söz ettiler.

Trabzon deneyiminden söz eden kadınlar ise kentteki milliyetçi ve ırkçı havanın nasıl güçlendiğini, buna rağmen kadınların erkek egemen mekân kurgusunu nasıl değiştirdiklerinden bahsettiler. Örneğin; Trabzon’daki kadınlar düzenli olarak erkeklerin gittiği bir kahveyi basıyorlar, o kahveyi kendi mekânları olarak ilan ediyorlar. İktidara yakın STK’ların bu yıl 25 Kasım etkinliğini kadınların katılmayacaklarını anladıkları için iptal etmek zorunda kaldığını, buna karşılık kent kadınlarının platform eylemini tercih ettiğini aktardılar. “Kadın mücadelesinin gerçek kimliğini açık bir şekilde kanıtlamış olduk” dediler.

İzmir’den kadınlar da feministlerin, siyasi partilerin, kitle örgütlerinin, sendikaların, LGBTİ+’ların içinde yer aldığı kadın platformunun 16 Nisan Referandum sürecinde birçok mahalle, ilçe ve pazarda “hayır”ı örgütlediğini anlatırken bu deneyimin bağımsız kadınların öznelliklerini açığa çıkartmasının önemine dikkat çektiler. “Kapitalist sömürüye, erkek egemen sisteme, şiddete, tacize, ırkçılığa, göçmen düşmanlığına, homofobiye karşı enternasyonal kadın grevinin örgütlenmesini önerdiler. İki gün süren buluşmada Arjantin ve İspanya deneyiminden etkilenilmiş olsa gerek, 8 Mart’ta kadın grevi önerisi çok vurgulandı.

Kadın Partisi’nden bir kadın ise yerel seçim gündemini buluşmaya taşıyarak “bağımsız kadın adaylar” çıkarılmasını ve bu adayların da desteklenmesi gerektiğini dile getirdi.

Mersin’den gelen kadınlar da 20 yıla yakın süredir kadına ve LGBTİ+’lara yönelik her türlü şiddete, çocuk istismarına, eşitsizliğe karşı mücadele verdiklerinden, davaları takip ettiklerinden, özellikle OHAL sonrası LGBTİ+’lar üzerinde baskıların arttığından söz ettiler. Eylem alanlarının sınırlandırılmak istendiğini söylediler. Valilik ve emniyetin bütün eylem ve basın açıklamaları için tek bir adrese izin verdiğini; ama onların bu sınırlamayı, kocası tarafından öldürüldükten sonra bedeni parçalara ayrılan “Cemile” isyanı ile aştıklarını aktardılar. Kayyım atanan Akdeniz Belediyesi bünyesindeki İştar Kadın Merkezi’nin kapatılması sonrası şiddet olaylarına çözüm üretmekte zorlandıklarından bahsettiler. Erkeklerle siyaset yapılan alanlarda kadın temsiliyetinin artması ihtiyacına vurgu yaptılar.

Urfa’dan kadınlar ise Suriye’deki iç savaş nedeniyle sınır hattında uygulanan özel politikaları anlattılar. Gözaltı, tutuklama ve hak ihlallerinin yoğun yaşandığı bir kentte kadınların bazen az sayıda da olsa bir araya gelmeye çalıştığından söz ettiler. “OHAL kaldırılsa da OHAL koşulları devam ediyor” dediler.

Karadeniz Ereğlisi’nden gelen kadınlar da bir kadın sığınma evinin açılması için imza kampanyası başlattıklarını aktardılar. Ensest vakalarının çok sık görüldüğünden, madende eşini erken yaşta kaybeden kadınların kayınpeder-kayınbirader taciz ve istismarına maruz kalışının yaygınlığından söz ettiler. Bu sorunlara karşı Karadeniz Ereğlisi Kadın Platformu olarak sivil toplum kuruluşlarıyla çalışmalar başlattıklarını, mahalle gezileri düzenlediklerini, yerel radyo programlarında seslerini duyurmaya çalıştıklarını söylediler.

Kadınların paylaşımlarındaki ortak vurgu; “Kadınların Birlikte Güçlü” olduğuydu. Kadınların hayatlarına, kazanımlarına sahip çıkma susuzluğunun bir güç yaratacağı kesin. 35 ilden gelen kadın, “birlikte güçlü” olmak için birbiri ile iletişim halinde olma kararı ile ayrıldı. 8 Mart’a giderken birlikte hareket etmek, yerel seçimleri gündem olarak tartışmak hedefler arasında…

Kadınlar yeniden bir başlangıç yaptı. Sara Ahmed’in dediği gibi, “Hareket aynı zamanda sığınaktır. Toplanırız, toplantı yaparız. … Bir hareket yalnızca bir hareket değildir; olanı dönüştürmek üzere harekete geçtiysek bir şeyin de hareket etmemesi, bir yerde durması gerekir.” “Birlikte güçlü” hem hareket, hem hareket etmemesi hedeflenen bir uğrak…