3 Temmuz ve sonrasında Fenerbahçe medya ile de büyük sıkıntılar yaşamıştı. Araya duvarlar girmiş, genelde yüzyüze gelmemek şartıyla karşılıklı ciddi atışmalar, suçlamalar yaşanmıştı...

Yılların ardından başkanlığa gelen Ali Koç koltuktaki 4. yılını da futbolda kupasız kapattı ama önümüzdeki sezon için iddialı bir tablo ortaya koymayı başardı. 

Ve sezon finaliyle  beklenmedik bir TV ziyareti ile umulmayan isimlerin karşısına çıktı. Çıktı mı, yoksa dikildi mi demek lazım bilemedim ama tek başına bu kanala çıkması camianın bir kısmı tarafından baştan 'Sakın! Yargısız sualsiz Fenerbahçe'yi 3 Temmuz'da idam etmeye çalışanların karşısında ne işin var' tepkisiyle karşılaştı. 

Dinlemedi, çıktı başkan Ali Koç. Ve Haziran ile ağustos aylarında da yine başka 2 kanalda, yine benzer isimlerle ekranda yer alacağı da açıklandı.

"Beyaz Futbol" isimli programda başkan Ali Koç, sanırım başta tepki gösterenlerin de bir kısmının takdirini toplayan bir performans sergiledi.

Genelde bu tür programlarda ev sahipleri sakin olur, konuklar suçlama veya iddialar karşısında gerginleşir. Bu programda aksine Ali Koç son derece sakin bir şekilde cevaplar verip söz kendine geldiğinde sorularını sordu. Aksine, program sahiplerinden birini, ki Fenerbahçe taraftarının en hedefindeki ismi, öyle sözlerle boşluğa itti ki, söz konusu zatın zaman zaman ne dediği bile anlaşılamadı. 

Ülkenin en büyük hastalıklarından biri 'U' dönüşleri. Bu zat Ali Koç'un sorularına cevap verirken zaman içerisinde nasıl bir U dönüşü yaşadığını da belgesel tadında bir kez daha hatırlattı...

Bu programın asıl beklenen tarafı da buydu. Zaten çoğu zaman 'şov' esasını seçtiğinden spor izleyecisini kaybeden programda Ali Koç'un nasıl hesap soracağı merak ediliyordu. Kanımca da bu anlamda başkan camiasını memnun edecek bir şekilde zamanın hesabını sordu, muhataplarını kem-küme itti.

Bu arada arasının son derece bozuk olduğu eski başkan Aziz Yıldırım'a bir konuda sahip çıkıp konuyla ilgili malum zata uyarıları, bir başkana yakışır ve camiayı mutlu edecek seviyedeydi...

Sportif açıdan bakarsak...

Öğrendik ki Fenerbahçe'nin artık teknik direktör için 2 adayı var: Jorge Jesus ve İsmail Kartal. Başkan bu 2 isim arasında kararsız, en geç 1 hafta içerisinde belli olacağını söyledi. Jesus 2.5 aydır Fenerbahçe'yi inceliyormuş. Löw'le görüşülmüş, 'Hayır' demiş ama son günlerde tekrar 'Olabilir' mesajı vermeye de başlamış. 

Ali Koç'un konuşmaları sırasında en yadırgadığım yanıtı, 'Teknik direktör konusunda geç kalma durumu var mı' sorusuna 'Acele etmemize gerek yok' yanıtı oldu. Geçen yıllarda geç kalınmalar sonrası ne sıkıntılar yaşandığını hatırlayanlar niye yadırgadığımı anlar sanırım...

Jorge Jesus ile İsmail Kartal'ın benzer düzende çalışmalar yaptığını ve takımda kalması yönünde 14-15 isim için ortak karar verdiğini söylemesi, hangi isim olursa olsun Fenerbahçe'de düzenin bozulmayacağı yönünde olumlu bir sinyal oldu...

Zaman içinde 17 hocayla görüştüğünü ve 4 ismin 'Türkiye'de maç sahada kazanılmıyor' gerekçecesiyle Fenerbahçe'yi baştan düşünmediklerini söylemesi ise ülke futbolunun içinde bulunduğunu acı kaderin bir örneklemesiydi.

Hakemler, TFF, Trabzonspor, medya hakkında söyledikleri gerçekten günlerce konuşulacak, yetkililer tarafından en ince detayına kadar araştırılması gereken konular... Ama...

Ama'sı fena, konuşmaya gerek yok... Kimse kolay kolay düzenin, düzeninin bozulmasını istemiyor... Siyasetin sporun içine komple girmesiyle herkes tuttuğu köşeden son derece memnun...

Belli ki Ali Koç 3 Temmuz hesaplaşmalarına devam edecek ve yılların faturalarını camiası için ödetmeye gayret edecek. 

Ancak bu arada takımı bir an önce toparlayıp yola çıkarmazsa, 'Ne işin vardı Fenerbahçe'nin yanından geçemeyecek isimlerin yanında' diye kendisine hesap sorulur...

Aslında futbol da böyle bir nankör dünya işte...

Yeter ki top 2 direğin arasından girsin... Her şekilde haklısın... Girmezse...

'Yönetim istifa'!