Fenerbahçe’nin yakın tarihinin tartışmasız en şanslı teknik direktörü Erol Bulut oldu. Bunu anlamanın en kolay yolu da maçlar öncesi yedek kulübesine bakmaktan geçiyor.

Göztepe maçı öncesi kulübedeki 10 isme bir kişi daha ekleyip sahadaki Fenerbahçe’nin karşısına çıkarsak ve yedek takım kazansa, herhalde büyük şaşkınlık yaşanmaz...

Erol Bulut’un en büyük sıkıntısı bu kadar ismin arasında onbir çıkarmak...

Sahadaki oyuncu ise formanın süreklisi olmak için devamlı iyi oynamak zorunda. Zira her mevkinin 2 alternatifi hazırda bekliyor...

Göztepe karşısında son derece diri başladı Fenerbahçe. Sonrasında Göztepe oyunu ağırlaştırma çabasına girse de Sarı Lacivertlilerin tecrübeli ayakları ciddi yoklamalarda bulundular.

Hafta içi Erol Bulut’un ‘Bu sezon Ozan’ın yılı olur’ şeklinde demeci vardı. Gerçekten Ozan çok farklı hamlelerle futbolunun üzerine koymaya devam ediyor. Ciddi özgüven kazanmış görüntüsünün yanında futbol aklını da geliştirirse, kendisini Fenerbahçe’de ciddi bir gelecek bekler... Şunu da belirtmek gerekir ki güzel oynadığı anlarda faydası olduğu kadar  seyir keyfi de veren performans sergiliyor... Sanki takımın en iyi transferi...

3-2 kazanılan bir maçta yine Altay’ın başarısını da unutmamak gerek. Çıkardığı toplar bir kez daha takımın lehine skorun kaderini etkiledi.

Yeni kurulan bir takım olarak Fenerbahçe’nin başlarda sıkıntılar yaşaması çok doğal. Ama kaybetmeden, üstelik kazanarak gitmesi moral performans açısından da iyi.

Sarı Lacivertliler Avrupa kupası oynamadılar ama hazırlık maçları dahil hiç kaybetmeden gidiyorlar ve kazanma alışkanlığı elde etmeye gidiyorlar. 

Geniş kadroda bu alışkanlığı kazanması çok daha kolay olabilir.

Erol Bulut’un şu dönem en büyük görevi, bu kadar yeni ismi birbiriyle hızlıca kaynaştırmak olmalı. Kalite sonrasını getirecek gibi...