Yapılan işte başarının temeli kuşkusuz istikrardan geçer…

Örnek Türkiye… Son derece istikrarlı bir şekilde gittiği ve bunun birçok ülkede kıskançlığa neden olduğu bile konuşuluyor…

İstikrar sorarsanız zamlar diyebiliriz. Her yıl zammın yağdığı Türkiye’de en az zamlananlar sıralamasında ilk 3 pek değişmez: İşçi, emekli ve asgari ücret…

E doğal olarak, istikrar da kişiye göre değişebilecek bir başarıyı beraberinde getirir!

Sezona yoğun transferle giren Fenerbahçe bir türlü istediği futbol ve başarıda istikrarı yakalayamıyor. 3 hafta kazanan takım, 2 hafta kaybediyor. ‘Artık dikiş zor tutar’ derken olmadık bir galibiyet alınıyor. Sonra yine düş kırıklığı…

Bu dönem Sarı Lacivertliler Covid ve sakatlık derken bir türlü ideal onbiri yakalayamaz oldular.

Kasımpaşa karşısına çıkacak onbir açıklandığında ise şaşkınlık vardı. Arkadaş grubumla kısa telefon trafiğinde herkes adeta puzzle oynuyor, kimin nerede oynayacağını bulmaya çalışıyordu… Yedekler ise akılları karıştırıyordu, ‘O niye oynamıyor, bu nasıl oynamaz’ diye.

Maç başladı… Sezon itibarıyla ilk kez Gustavo’yu stoperde, Sadık’ı solbekte izledik…

3-0 kazandı Fenerbahçe… Kazanan haklıdır dersek, Sarı Lacivertlileri kutlamak gerekir.

Ancak tarzımız şakşakçılık olmadığı için akıllardaki soru işaretlerini ortaya koymamız daha uygun…

3-0 kazanan takımda Pelkas ve Thiam öne çıkan isimlerdi. Sadık ve Mert Hakan beklenenin üzerindeydiler. Sinan Gümüş nasıl bir onbirde yer alıp 79 dakika sabredildi, büyük soru işareti.

Ama asıl soru, Fenerbahçe’nin oyun kurucusu kimdi?

Oyun sistemi neydi?

Futbol keyif ve umut verdi mi, yoksa galibiyet yeterli mi?

Bir futbol bilgini, üstadı falan değilim ama kendi adıma bunları çözemedim…

Kasımpaşa’nın çok eksiği vardı. Yerine daha etkin bir takım olsa galibiyet bu kadar kolay gelir miydi?

Bunları zaman gösterecek…

Fenerbahçe yaklaşık 10 gün aradan sonra bir maç oynadı. Mini devre arası gibi bir şey. Kuşkusuz Erol Bulut ve ekibi, istikrarsız gidişata karşı bazı önlemler ve değişiklikleri bu süreçte ele almıştır. Doğru yolda mı, istikrar yakalanacak mı, şimdilik bekleme konumuna geçmek lazım!

İlk belirti perşembe günü oynanacak Alanyaspor maçında ortaya çıkacaktır. Bu maç da kazanılırsa 3 maç üst üste kazanmış olacaklar ki, bu önemli bir avantaj.

Ama ‘2 ileri 1 geri’ ile hedefe gitmek zor… Hele Fenerbahçe gibi kırılgan ve gözler önünde olan bir takım için büyük sıkıntı…

***

Bu sezon hakemler gündeme gelme konusunda zirve yapmış durumdalar. Bu satırları Fenerbahçeliler yoğunlukta okuyor, tepki gösterebiliyorlar ama kimse kızmasın etmesin. Kanımca hakemler net olarak çok kötü.

Ama ona veya buna değil, herkese kötüler. Bu maçta da garip hatalar, kararlar vardı. Söz konusu Fenerbahçe diye hatalar daha çok gündeme gelebiliyor ama isyan edenler tüm maçları izlemeliler. Örneği o kadar çok ki… Bir tanesi Erzurumspor – Gaziantepspor maçı… Uzatmalarda Gaziantep aleyhine verilen ve 2 puana mal olan penaltı 3 büyüklerden birine verilse, ki zaman zaman verilmiyor değil, ortalık bir kez daha yangın yerine dönerdi… Nitekim sık sık da yangınlar çıkıyor. Dolayısıyla hakemler konusunda fazla konuşmaya gerek olmadığını düşünüyorum…

Peki, niye mi yazdım? Bazı dostlar yazılar sonrası ‘Her şeyi yazıp eleştiriyorsun da hakemi niye yazmadın’ diyorlar, haklı olarak… Ama hangi maçta hangi birine yetişebiliriz ki?

O işi hakem hocalarına bırakmak lazım diye düşünüyorum. Ekranlarda cacık yapmaktan, ruh çağırmaktan falan vakit buldukça onlar konuşsun, daha iyi…

***

Derken galibiyet sonrası açıklamalarda bulunan Ali Koç’un sözleri geldi kulağıma. ‘İyi yoldayız’ dedi başkan Koç…

Katılmam zor buna…

Fenerbahçe iyi başlamıştı sezona. İlk 7 maçta sadece 2 beraberlikle puan kaybı vardı. Son 8 maçta ise 4 galibiyet 4 yenilgi var. İyi yol buysa ve böyle sürecekse, iş çok zor Fenerbahçe için…