Çıkan kısmın özeti: Bu yazı dizisi, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından yayınlanan 2023 Eğitim Vizyonu adlı belgenin siyasi bir doktrin bildirgesi olduğunu ifşa ve teşhir girişimi. Eğitimi, özerk yurttaşların ihtiyaç ve talepleri yerine siyasi iktidarın fantastik fikir-zikir dünyasına göre düzenlemeyi hedefleyen bu hamlenin yıkıcılığını mantıksal ve olgusal çözümlemeyle sergileme çabası.

Vizyon kılığına sokulmuş bu metin, bağnaz (özgürlük-karşıtı) ve baskıcı (demokrasi-karşıtı) bir siyasi projenin propaganda duvarlarından biri. Bu duvarda, düşünce ürünü kılığına sokulup akademik terminolojiyle kamufle edilmiş stratejik bir hareket planı asılı. Bu plan, yerli ve milli sloganıyla yürütülen düşmanlaştırma-yalıtma-yok etme politikasını MEB eliyle eğitim sahasına taşıma hareketi.

Vizyon belgesi, ne hazırlanışı sırasında paydaşlardan görüş aldı ne de yayınlanışından sonra kamuoyundan değerlendirme sordu. Siyasi iktidarın ideolojik programını tek doğru olarak dikte etmeyi bilerek ve isteyerek seçti. Böylesi tepeden indirme promosyon malzemeleri politik eleştiri yöntemiyle incelenecek argümanlar taşımaz. Olsa olsa argüman taklidi yapan dogmatik manzumeler barındırır. Metodolojiyi hiçe sayan, faillerin öznel hislerini hakikat yerine koyan bir projenin olası sosyopolitik etkilerine ilişkin öngörülerde bulunmaya kalkışmak, bu hayal dünyasını ciddiye almak olur. Akıl yürütmeye ve mantıksal bağlantılara dayanmadığı halde başkalarının zihinlerini şekillendirmeyi hedef alan bir faaliyetin, yol açacağı sonuçlardan önce, kendisini incelemek gerekir. Bu incelemeyle eşlenmemiş herhangibir etki analizi, hedeflerle çıktılar arasındaki ilintileri sınayamaz. Bu yüzden, dolaşımda tutulduğu sürece bu belgenin akademik bir değerlendirmeye tabi tutulması yanlışa ortak olmak anlamına gelir. En temel felsefi kavramlarla dalga geçen bir propaganda broşürü, akademik değerlendirme niteliğinde bir emek harcanmasını hak etmez de.

Geriye kalan seçenek, hiciv üslubuyla şerh düşmek. Bundan maksat, demokratik hak mücadelesinin gereği olarak, MEB’in taşeronluğunu yaptığı yerli ve milli gölge oyununun perdesini yıkmak, akademik ve teknik terminolojiye gömülü hokus-pokus numaralarını açığa çıkarmak, ve bu vizyon hokkabazlığının boyasını sökmek. Yazı serisinin başlığında ‘eleştiri’ kelimesini tutmanın sebebi ise, usulün esastan önce gelme ilkesine uygun bir “kendine gel” çağrısının kapısını açık bırakmak. Hiciv üslubu, çünkü, muhalif muhatap alınmadığında ve aklı yok sayıldığında, yegane makul ve barışçıl hitap biçimi.

Eleştiri serisinde şimdiye dek yedi bölüm yayınlandı.: Bu bölümlere, aşağıdaki başlıkların üstüne tıklayarak ulaşabilirsiniz.

2023 Eğitim Vizyonu Eleştirisi – Birinci Bölüm: Sözün Önü

2023 Eğitim Vizyonu Eleştirisi – İkinci Bölüm: Felsefesi

2023 Eğitim Vizyonu Eleştirisi – Üçüncü Bölüm: Temel Politikalar (1)

2023 Eğitim Vizyonu Eleştirisi – Dördüncü Bölüm: Temel Politikalar (2)

2023 Eğitim Vizyonu Eleştirisi – Beşinci Bölüm: Öğretim Politikaları (1) Okulöncesi ve İlköğretim

2023 Eğitim Vizyonu Eleştirisi – Altıncı Bölüm: Öğretim Politikaları (2) Orta Öğretim (Liseler)

2023 Eğitim Vizyonu Eleştirisi – Yedinci Bölüm: Öğretim Politikaları (3) Ek Düzenleme Alanları

Bu sekizinci ve son bölümde, MEB 2023 Vizyon Belgesi’nin ne maksatla yazıldığı bir kez daha vurgulanıyor ve yol açtığı, açacağı tahribatın – MEB’in dolaysız söylemeye yanaşmadığı – niteliği özetleniyor.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın gerçekten bir vizyonu var mı?

MEB 2023 Vizyon Belgesi, ‘önsöz’ yerine ”Sözün Önü” tabir edilmiş bir sunuş bölümüyle başlıyor. Yapmacıklıktan kurtulabilse üslup denemesi sayılıp hoş görülebilecek bu talihsizlik, belgenin sonuna dek yakamızı bırakmıyor. Belgenin sonunda, bu kez de ‘sonsöz’ yerine ”Sözün Sonu-İşin Başı” tabiriyle bir sayfalık kısa bir sonuç bölümü kaleme alınmış (sf.128). Barındırdığı dilbilgisi ve anlam hatalarıyla beraber sayfalarca düzeltmeye muhtaç. Maksat bulanık olunca, sözün kısası bile ayıbı örtmeye yetmiyor. Cümle cümle şerh etmek lazım ki riyakarlık faş olsun.

”Eğitimin anlamı, içinde bulunduğu çağdan etkilenir. Yaşadığımız çağın koşullarını çocuklarımızın bugünü̈ ve geleceği için anlamlı kılmak öncelikli vazifemizdir. Temel sorumluluğumuz ise kültürel kodlarımız üzerine inşa ettiğimiz medeniyet iddiamızın yenilenerek dönüşmesidir.”

  • MEB, içinde bulunduğu çağdan etkilenmiyor. Aksine, etkilenmemekle övünüyor. Dahası, yaşadığı çağla ilişki kurmamayı büyük meziyet addediyor. Öyle olmasa ülkenin genç zihinlerini dünyadan yalıtıp kendine benzemeyen herkese düşman etmekten başka hedefi olmayan bir vizyon belgesini hazırlamazdı. Etkilenmek şöyle dursun, yaşadığımız çağı etkilemek peşinde. Böyle bir güç vehmediyor kendinde. ” Yaşadığımız çağın koşullarını çocuklarımızın bugünü̈ ve geleceği için anlamlı kılmak öncelikli vazifemiz” derken kastettiği, bu çağı biçimlendiren hesaba alınır koşullardan biri olmak. Bu koşul, MEB’e göre, akıl, mantık, ve evrensellikten ‘kurtarılmış’ bir neslin eliyle oluşturulacak. Bu yüzden ”kültürel kodlarımız” dediği ama ne olduğunu bilmediği hayali bir temelin üstüne medeniyet inşası iddia ediyor. Hem de yenilenip dönüşerek. Kibrin bu kerte ölçüsüzü eğitimden sorumlu bir devlet dairesinin değil, olsa olsa arife de maarife de düşman bir despotun karakteridir.

”2023 Eğitim Vizyonu, toplumumuzun ortak geleceği paydasında her kesimde seslendirilen daha iyi bir eğitim beklentisine ilişkin kaygı ve umudu temsil etmek iddiasındadır.”

  • Ortak gelecek veya ortak payda MEB’in umurunda olsaydı, müfredattan evrim veya cinsiyet eşitliği başlıklarını çıkartmaz, zorunlu din dersini ise zorunlu olmaktan çıkarırdı. Toplumun her kesiminin üzerinde ittifak etmediği konuların hazır ve basit çözümleri bulunmayabilir. Fakat o çözümler bulununcaya dek başvurulacak yöntemler vardır. Örneğin, çekilme (optout) olanağı tanırsınız; insanların bu konularda tavır almak için daha geniş bir zaman ve bilgi yelpazesine erişmesine fırsat yaratırsınız. Herkesi emir-komuta zincirine bağlamazsınız. Eğitim askerlikten biraz uzaklaşır. O zaman belki ciddiye alınacak bir söz etme imkanı zuhur eder.
  • Bu cümlede iyi gizlenmiş derin mesele, MEB’in toplumun ortak paydası ifadesini açıkça telaffuz edemeyişidir. Öyle der gibi görünüyor. Ama öyle demiyor, ”ortak geleceği paydasında” gibi muğlak bir tabir kullanıyor; ”noktasında” diyecekmiş de kopya olduğu çakılmasın diye kelimeyi değiştirmiş. Ve bozuk başladığı cümle bozuk devam ederek ”her kesimde seslendirilen daha iyi bir eğitim beklentisine ilişkin kaygı ve umudu temsil etmek iddiasındadır” derken de ikiyüzlülüğünü ifadenin müphemliğiyle örtmeye çalışıyor.
  • Anlamca, MEB’in her kesimin ”kaygı ve umudunu” temsil etmediğini biliyoruz. Bu konuda yalan söylemekten vazgeçmeyeceklerini de anlıyoruz. Dilbilgisi yönünden ise, cümleyi ”kaygı ve umut” terimleriyle değil, ”umur ve umut” terimleriyle kurmaları gerekirdi. Nereden çevirdilerse, İngilizcesi concern olan bu kelimeyi sözlükte ilk karşılarına çıkan karşılığa bakarak kaygı etmişler. Oysa burada concern, umur anlamında. Umur etmek, yani önemsemek, ilgilenmek, özen göstermek. MEB’den bu özeni bekliyor muyuz? Belli ki beklememek gerekiyor.

”Söz konusu iddianın toplumsal mutabakat üzerine kurulu yol haritasını sunmak, hedef ve eylemlerimizin ana eksenini tanımlamaktadır.”

  • ”Söz konusu iddia” neydi, bir kez daha belirleyelim: MEB, ‘kültürel kodlarımız’ dediği hayali bir temel üstüne, halihazırda yüksekliğinden şüphe etmediği ‘medeniyetimizi’ dönüştürerek yüceltecek yerli ve milli ama her nasılsa bütün insanlığa hitap edebilen nesiller yetiştirecek. Öyle ki dünya bu mümtaz neslin ‘yeniden dirilttiği’ mutena medeniyetinin uyruğuna ve hatta buyruğuna girecek. Kendi hayal aleminin cezbine kapılıp aklıselimden kopmuş bir MEB’in ”toplumsal mutabakat” sözleri etmesi basit bir samimiyetsizlikten ibaret görülemez. Burada ağır bir aldatma politikasıyla karşı karşıyayız. Yüksek ahlak olarak tanıtılan bir entrikayla. Kendine taraf olmayanı bertaraf etmekle övünen bir imha harekatıyla. MEB ”hedef ve eylemlerinin ana eksenini” toplumsal mutabakat değil, düşmanlaştırma ekseninde ”tanımlamaktadır.” Yetişmekte olan genç zihinleri bu düşmanlaştırma politikasının neferleri haline getirmekten gurur duyarak.

”Bugünün sorunlarına çözüm üretirken yarını tehlikeye atmadan, dünün çözümlerini mükemmelleştirmeden, yeni bir anlayış yaratarak bizden olan ama aynı zamanda bizden farklı çocuklar yetişmesi için ortak bir hedefe ilerleyeceğiz.”

  • Cumhuriyetin yüzüncü yılını gözüne kestiren bir propaganda broşürünün vizyon (tasarlanmış bir geleceğin, gerçekleşmiş olsa nasıl olacağının tarifi) iddiasıyla yazılmasını, sosyopolitik paradigmayı değiştirme hamlesini bir vitrin süsüyle şirinleştirme çabasına yormak gerek. Milli Eğitim Bakanlığı’nın gerçekten de bir vizyonu var ve şu anda attığı her adım eğitim alanını geri dönüşü zor bir yola sokarak biçimlendiriyor. Gözü kendi ideolojisinden kamaşmış MEB, nesneleştirdiği genç özneleri birer boş tabela[1] gibi görüyor. Zannediyor ki öğrencinin kafasını ne ile isterse onunla doldurabilir. İnsanın, hele de genç insanın kendiliğinden öğrenme eğilimini ve kapasitesini yok sayıyor. Bu gibi ideolojik programları ilk kez günümüzün MEB’i uygulamıyor. Fakat sosyolojik toplum kesimlerini sosyal kırılma hatlarına bölme işlemi ilk kez mevcut bakanlığa nasip oluyor.

”2023 Eğitim Vizyonu, yukarıda ifade edilen duygu ve düşüncelerle kaleme alındı. Uzun ve yorucu bir çalışmanın ardından ortaya bir yol haritası çıkarıldı. Ekip olarak bir maraton koştuğumuzun bilinci içinde gayret sergiledik. İyi niyetle yapılan her yapıcı uyarıyı dikkate aldık. Sonunda, herkesin kendinden birçok katkı ve nokta bulacağı bir çerçeveye ulaşıldı.”

  • Mevcut hükümetin herhangi bir uyarıyı dikkate aldığı bugüne dek görülmedi. Hükümetin ve bakanlıklarının politikası, tepeden indirme düzenlenmelerin yüksek sesle çığırtkanlığını yapanları nemalandırmak, çığırtkanlık etmeyenleri nemalarından mahrum etmek, eleştirenleri ise cezalandırmaktan ibaret. MEB’in başına bakan sıfatıyla atanmış memurun siyasi sorumsuzluğu, başkalarının ne dediğini işitme zahmetini ortadan kaldırıyor. Üstelik, memurbakan, bu sorumsuzluktan kalkarak hangi uyarının iyi niyetli olduğuna karar verme cüreti de bulabiliyor. Gönül isterdi ki Türkiye ölçeğinde bir coğrafyanın insanları eğitim sahasında ”Bârikai hakikat, müsâdeme-i efkârdan doğar;”[2] sözünü düstur edinebilsin. MEB, bu düsturu edinmenin önündeki ilk ve büyük engellerden biri.

”Her gün hatırlamalıyız ki, bu bir yolculuktur. 2023 Eğitim Vizyonu’nun ışığında sunulacak öneriler, daha nitelikli çalışmalar yapmamıza katkı sağlayacaktır. Yazılan eylemleri acele etmeden ama hedeflenen hiçbir maddeyi ertelemeden, öngörülen takvimde tek tek uygulamaya geçireceğiz. Gerçekleştirilen her sürecin etki analizlerini yapacağız. Alınan mesafeyi belirli aralıklarla milletimizle paylaşacağız.”

  • MEB, eğer bir öneri sunulacak olursa, o önerinin de 2023 Eğitim Vizyonu’nun ışığında olması gerektiği yönünde baştan kulağımızı büküyor. Kim ne derse desin bildiği yoldan şaşmayacağını böbürlenerek ifade ediyor. Kendi çalıp kendi oynayacak. Bağımsız izlemedeğerlendirme usulüne başvurmayacak. Kendi programının etki analizini yine kendisi yapacak. Öğrencilere ve bize kala kala bu propaganda marşının nakaratlarına eşlik etmek kalacak.

”Kısacası, 2023 Eğitim Vizyonu’nun sorgulanması ve eleştirisi kendi içimizde hiç sonlanmayacak.”

  • MEB, dünya literatürüne kendi içinde eleştiri diye bir tür hediye ediyor. Bu başarıyı ilk kim kutlayacak, hep beraber göreceğiz. Oysa bunun doğru adı, nerede neyi yanlış yaptığını hiç sormamak, kadim medeniyet akıldanelerinin kuyruğundan ayrılmamak, çünkü yanlış yapacağına ihtimal bile vermemek. Hakikate inanmayı bile beceremiyor MEB, inancını hakikat diye zorla kabul ettirmeye çalışıyor.

”Emeği geçen, katkı sağlayan, dua eden, umut veren herkese çok teşekkür ederiz. Biliyoruz ki, işimiz asıl şimdi başlıyor.”

  • MEB’in birşey bildiği yok. Bilmek; akılla, araştırmayla, sınamayla olur. İdeolojik program yürütmek bilgi gerektirmez. Kulaktan duyduğu kadarıyla hükmetmeyi becermek, yeter. Arasıra bilenlerden akıl sorar gibi görünebilir, zevahiri kurtarma kabilinden. Öğrenme maksadı yoktur bu gibi akıl sormalarda. İdeolojik eksik bırakıp bırakmadığını tartma gayesi vardır. Duyduklarıyla uyuşanları alıp uyuşmayanları kulak arkası edeceğini kendi resmi belgesinde kendi ağzıyla ilan ediyor.
  • Vizyon belgesini ”işimiz asıl şimdi başlıyor” diye retorik bir cümleyle bitirmek, emrin ifasına yönelik bir taahhüt. Yirmibirinci yüzyıl başında Türkiye’de yaşayan kırk milyon gencin bir yarısını diğer yarısına düşman etmekle, tamamını dünyadan koparıp yalıtmakla ve akranları gözünde küçük düşürmekle tarihe geçecek bugünün pek vizyoner Milli Eğitim Bakanlığı.

2023 Eğitim Vizyonu Eleştiri dizisi bu bölümle sona erdi. Milli Eğitim Bakanlığı’nın vizyonuna ve faaliyetlerine ilişkin değerlendirmeleri başka yazılarda yine ele alacağım. Bu yazı dizisinde, bir yandan içerik diğer yandan biçim açısından bir metin okuma üslubu denemek istedim. Bu denemeyle, MEB’in belirsizliğe bürümeye çalıştığı ideolojik programının, eğitim kavramının her görünümüne ters ve eğitim kelimesinin her anlamına aykırı olduğunu göstermeye çalıştım. Kendimizden başlayarak yaşadığımız coğrafya insanları yararına en hayırlı işlerden birinin Milli Eğitim Bakanlığı’nın önce milli ve sonra da bakanlık kısmının lağvedilmesi olduğuna inanıyorum.