Eğitimin tekeli Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), yerli ve milli içe kapanış ideolojisini büyük bir hızla hayata geçirme telaşında. Yerlici-millici çevrelerin sabrı tükendi. Vaat edilen dindar nesil bir türlü yeşermediği gibi yeşeren dindaş nesil de arzu edilen özelliklere sahip olamadı. Devlet kaynaklarıyla tasarlanıp üretilen bu siyasi dinin askeri olması hedeflenen gençlik, kendi havasında. Gençlik, çünkü, kendi havasında olandır. Gençliğin kimsenin üfürüğüne itibar etmeyişi, bizatihi kendisinin bir esinti oluşundandır. Az sıkıştırılınca kuvvetli rüzgara, çok sıkıştırılınca fırtınaya dönüşmesi bundandır. Şimdinin oturduğu yeri kaptırma endişesiyle fetva sallayan vaizleri, bir zamanlar hangi yamaçlarda iç ferahlığıyla estiklerini pek sorumsuzca unuttular. Gençlik, işte bu kendini tazeleme kabiliyetini umursamamış ihtiyarlığın sönük hafızasını sallamayandır.

MEB, TEKEL (i) gibi bir tekel. Diğer bütün bakanlıklar gibi, yerüstü ve yeraltı taşeronlara fason imalat yaptırsa da suyun başını-sonunu tutan o. Göstermelik bile olsa bakanlıktan icazet alınmaksızın hiçbir eğitsel faaliyet yapılamaz. Adında eğitim geçen bir faaliyetin günlük hayatta iş görür bir kazanım niteliği edinmesi ancak ve ancak MEB’in tesciliyle mümkün. Eğitim, kim ve nerede yaparsa yapsın biraz ideolojiktir belki. Velakin bizdeki gibi bahçesinden merdivenine, önlüğünden kitabına her unsurunu merkezi devlet aygıtının örgütleyip işlettiği ülkelerde eğitim hemen hemen tamamen ideolojiktir. Özellikle dünya tarihi ulus-devletleşme sürecine girdiğinden beri böyledir bu. (ii) Ve, kabaca, özerk eğitim kurumlarını iyi kötü ayakta tutabilmiş ülkeler ile tutamamış ülkeler arasındaki gelişmişlik farkı, bir uygarlık farkı ölçüsünde derin ve keskindir.

MEB’in “2023 Vizyonu” yerli ve milli içe kapanış ideolojisinin hem amentüsü hem elkitabı olarak okunabilir. Bu belgede MEB, öğrencilerin yeteneklerine göre bir müfredat hedeflediğini ve hatta kişiselleştirilmiş programlar tasarladığını belirtmişti. Bu amaçla zeka ve yetenek ölçmeye öncelik vereceğini ve bu ölçmelerin yerli ve milli araçlarla yapılacağını da haber vermişti. Ama bütün öğrencilere zeka testi yapılacağını yeni öğrendik.

MEB, yeteneğe göre eğitimin neye hizmet edeceğini kamuoyuyla paylaşmadı, paylaşmayacak. Böylesi kaderci uygulamaların yol açacağı telafisi imkansız sakıncaları tartışmaya ne niyeti var ne hazırlığı ne de böyle bir kabiliyeti. Yaldızlı kağıda sarılmış bulanık projeler dolabının ben yaptım oldu çekmecesinde bir talimatname olarak duracak.

Bütün öğrencileri zeka testinden geçirmek ise, MEB’in haddini bilmez Vizyon Belgesi’ni bile gölgede bırakan bir aşırılık. Demek ki Vizyon Belgesi’nde bahsedilen hedeflerin (MEB’in yerli ve milli amentüsü) yine Vizyon Belgesi’nde tarif edilen yordamlarla (MEB’in yerli ve milli elkitabı) tutturulamayacağı endişesi doğmuş. Bugüne dek öğrencileri testten teste koşturmak dışında bir meziyet edinememiş olan MEB, yerli ve milli içe kapanış hülyasını testlerin testi zeka testi marifetiyle gerçekleştirme hayaline kapılmış.

Yeteneğe göre eğitim bulanık bir anlayışın sağır fikirlerinden biriyse, bütün öğrencileri zeka testinden geçirmek karanlık bir anlayışın kör fikridir. Bu karanlıkta zeka testi nedir, kime uygulanır kime uygulanmaz, hangi zeka testi neye yarar, zeka ile yetenek arasındaki benzerlikler ve farklılıklar nelerdir gibi soruların hiçbir anlamı veya işlevi yoktur.

İki nedenle: Birincisi, eğer bu soruları çoktan sormamış ve cevaplarını hazır etmemişse, MEB bir eğitim teşkilatı değildir. Başı sonu birbirine karışmış bir korsanlık faaliyetinin hücre yapılanmalarından biridir. Örgütleme ve örgütlenme kabiliyetini yitirmiştir. Başkasının çaldığı havaya göre oynayan sıradan bir emir kulu haline gelmiştir. Tekel özelliği, korsanlık teşkilatına geçmiştir. Bu korsanlığa karşı mücadele etmek her yurttaşın etik görevidir. Yerine doğru düzgün özerk eğitim örgütlenmeleri kurma amacıyla.

İkincisi, eğer bu soruları çoktan sormuş ve cevaplarını da hazır etmişse, MEB bir teşkilattır ve bu ülkenin yurttaşlarının kötülüğüne çalışan bir teşkilattır. Bu haliyle MEB, bir tekel olmanın da ötesine geçerek eğitim görmek isteyen insanların zamanlarını, emeklerini, ve kaynaklarını sömüren ideolojik bir değirmendir. Don Kişot’un yanılıp da canavar zannettiği değirmen değildir bu, etrafta Don Kişot görmeye görmeye canavarlaşmış bir değirmendir.

Yerli ve milli içe kapanış hülyasının ideolojik değirmeni MEB, sömürü malzemeden ürettiği ve eğitim etiketi bastığı mamulleri, yine sömürdüğü yurttaşlara satmaktadır. Hem de mümkün olan en yüksek fiyata.

Zeka testi işte böyle bir mamul. MEB, zeka testinin alıcısının çok olduğunu biliyor. Hatta bu mamulü almak için insanların birbirini ezerek yarışacağını da biliyor. Bir izdiham yaratmakta olduğunu ve bu izdihamda altta kalanların da üste çıkanların da aynı çürük maldan zehirleneceklerini biliyor. Tekel olmak, çünkü, bunu gerektirir.

------------------------

(i) Bir zamanlar ülkemizde TEKEL diye bir kurum vardı. Bu kurum, tütün ve alkollü maddelerin tamamı üzerinde üretiminden dağıtımına tek otorite idi. Adının TEKEL oluşu, sektörde gerçekten de tekel oluşundan gelir.

(ii) Burada, ulus-devlet sürecinin açıklanmasında, küreselcilik yaklaşımını (globalism) değil, denksiz ve bileşik gelişim yaklaşımını (uneven and combined development) esas alıyorum.