CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun helalleşme çağrısı epey ses getirdi ülkemizde.

Önümüzdeki dönemde Kılıçdaroğlu’nun bu konuda gidebileceği noktaya göre tartışma daha da alevlenebilir.

Bu helalleşme meselesine anladığım kadarıyla herkes bir açıdan yaklaşıyor, benim de meseleye ilgim başka bir açıdan.

Ben bu helalleşme meselesine doğrusu sıcak bakıyorum, gerekçem de yine eski “yetmez ama evet” mantığı, bu açılım, diyalog meselesinde herkes bir eksik bulabilir ama ne kadar mesafe alınırsa alınsın, gelinen yeri yine de kıymetli bulacağım.

Benim meseleye ilgimin başka bir açı olduğunu belirttim yukarıda.

Benim ilgimi ekranlarda, basında rastladığım konuya eleştirel bazı yaklaşımların üslubu, gidebildiği noktalar çekiyor.

Çok farklı kesimlerden çok farklı eleştiriler geliyor.

Bu eleştirileri ve sahiplerini birer farklı siyasi konum noktası olarak alın, noktaları birleştirin, karşınıza ilginç, belki de bugüne dek pek görmediğimiz bir manzara çıkabilir.

Türkiye siyaset sahnesini farklı kriterlerle farklı biçimlerde teşrih masasına yatırabilir, farklı kesimler elde edebilirsiniz.

Yukarıda söylediğim noktaları birleştirdiğinizde de farklı bir kesim elde edeceksiniz.

Bu kesimin nasıl adlandırılacağını şimdiden kestirmek kolay değil çünkü muhtemelen yeni birliktelikler ortaya çıkacak.

Anlaşılan AKP’nin ve bileşenlerinin çok önemli bir bölümü bu helalleşme meselesine karşı çıkacak.

AKP ve bileşenlerinden kimler destek verecek bu sürece bu da çok önemli olabilir yakın gelecekte, geçerken bunu da not edelim.

MHP’nin de muhtemelen tüm katmanlarıyla bu helalleşme meselesine karşı tavır alacağını tahmin etmek zor değil ancak MHP içinde de biraz aleni, biraz mahcup bazı kesimler destek verebilirler.

Mevcut siyasi konjonktürde AKP ve MHP bileşenlerinin bu helalleşme sürecine karşı çıkmalarında zaten şaşılacak bir taraf yok.

Ancak, kimler bu bileşenlere katılacaklar, kanımca bu çok önemli. Karşımıza bu konuda çok ilginç bir koalisyon örgüsü çıkabilir.

Medya üzerine yoğun baskıların olduğu bu ortamda yayın hayatına devam edebilen bir, iki muhalif kanalda da bu sürece çok sert ifadelerle karşı çıkanlar var.

Bir muhalif (AKP’ye muhalefet) kanalda rastladığım bir programda iki kişi konuşuyorlar, biri Türkiye’nin liberal demokratlarını ihanetle (!!!!!) suçlayan bir gazeteci, diğeri de yaşını başını almış bir profesör, helalleşme sürecini yerden yere vurdular.

Kesinlikle bu tavra kızmıyorum, ifade özgürlüğüdür ama işte bu sürece muhalif noktaları birleştirdiğimizde bakalım karşımıza nasıl bir resim çıkacak.

Kılıçdaroğlu helalleşme konusunu gündeme taşırken varlık vergisi faciasına da (1942) konuyu getirdi, bence çok olumlu ama yine muhalif kanallarda gördüğümüz bir gazeteci, CHP eski milletvekili, kısa bir süre önce varlık vergisinin mimarı Şükrü Saraçoğlu için kitap yazdı ve yayınladı; oysa, aynı Saraçoğlu, 1942 yılında Müslüman olmayan yurttaşlarımız için “misafirperverliğimizi suiistimal etmesinler” diyebilmiş bir eski Başbakan, bakalım bu CHP’li eski milletvekili gazeteci arkadaş ve benzerleri varlık vergisi mağduru yurttaşlarımızla helalleşme işine ne diyecek?

Görüyorsunuz, bu mesele karşımıza farklı toplumsal kesitler ve ittifaklar çıkaracak. Bu yeni muhalif cepheye ben ülkemizin sığ derin devleti adını vereceğim, kimse alınmasın.

Bu helalleşme meselesi Türkiye’de gerçek iktidar kim, gerçek muhalefet kim, ortaya daha net bir fotoğraf çıkarmaya aday.

Türkiye’nin yüz yıllık yakın geçmişi öyle sadece laiklik ekseni üzerinden, AKP’ye muhalefet üzerinden okunamayacak kadar karmaşık muhtemelen.
Bu helalleşme konusu etrafında kimler AKP ve MHP ile hizalanacaklar, bazı kesimler, bazı isimler herkesi şaşırtabilir.

Bunlara hazırlıklı olalım.

Bırakın helalleşme konusunu bir kenara, mesela Türkiye’de kimler, DİB Başkanı Prof. Ali Erbaş’tan bahsetmiyorum, Diyanetin anayasal, yasal, kurumsal varlığından ve kimliğinden rahatsız, kimler bu kurumsal kimliğin yanında, noktaları birleştirdiğinizde çok şaşırabilirsiniz.

Hangi aydınlar (!!!) mesela fetvacı profesör Hayrettin Karaman ile yan yana duracaklar bu konuda acaba?

Aynı zihinsel egzersizi mesela MGK (Milli Güvenlik Kurulu) için yapın, aynı ölçüde şaşırtıcı bir ittifak örgüsü çıkar karşınıza.

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının bir sıfatı ve bu sıfatın “Türk” olmasında acaba yine kaç muhalif, özgürlükçü (!!!) aydın(!!!) MHP ile beraber hizaya geleceklerdir?

Helalleşme meselesi de biraz böyle istikşafi olacak galiba ama iyi olacak.