2021 senesinde önemli sayılabilecek bir büyüme oranı yaşanacak ama bu büyümenin 2020 pandemi sorunlu baz yılı üzerinden gerçekleştiğini herkes biliyor, çeyrekler (üç ay) üzerinden açıklanan büyüme oranları geçen senenin (2020) aynı çeyreği ile mukayese ediliyor, oran büyük ama 2021 de bir önceki çeyreğe göre çok düşük çıkıyor.

2022’de Türkiye tekrar yüzde üç buçuk gibi işgücü piyasasına yeni gireceklere bile istihdam yaratması olanaksız yani işsiz sayısını yükseltecek bir büyüme oranına dönüyor.

Dünyanın en yüksek enflasyonlu ve faiz oranı en yüksek ülkeleri içindeyiz.

Düşük büyüme, çok yüksek işsizlik, çok yüksek enflasyon beraberliği stagflasyon kapımızda.

TL dolar karşısında dünyada en çok değer yitiren para birimlerinin en başlarında geliyor.

TL’den dolara karşı daha fazla değer yitiren yegane para birimi de Venezuela parası (Bolivar).

Yazıktır, Bolivar muazzam değer kaybediyor her gün ama Bolivar ismi Güney Amerika halkları arasında çok muteber bir isim, sömürgeciliğe karşı büyük bir mücadele veren bir isim; keşke Venezuela parasının ismi Bolivar değil de Maduro (Venezuela Cumhurbaşkanı) olsa idi.

İyi ki bizim paramızın da ismi Atatürk, İnönü, Kanuni ya da Fatih değil ama Türk Lirasının da her gün olağandışı değer kaybı çok üzücü; bence paramızın ismini Meclis kararı ile Erdoğan yapalım, Erdoğan bayılır, bu değer kaybı daha katlanılabilir olur böylece.

Bu arada Maduro ile Erdoğan ve Binali Yıldırım yakınlığı da malum; taşlar yerine oturuyor derken buna da değineceğim.

İki gün önce World Justice Project (WJP) (Dünya Adalet Projesi) 2021 senesinin uluslararası hukuk devleti endeksini ve sıralamasını yayınladı.

Sıralamada Türkiye korkunç bir  yerde; araştırılan, verilerine ulaşılabilen 139 ülke içinde 117nci sıradayız.

Geçen seneki sıralamada ise 128 ülke arasında 107nci sıradaymışız yani on ülke gerilemişiz.

Bu manzara karşısında Cumhurbaşkanı, AKP grup başkanları, milletvekilleri ve özellikle de Adalet Bakanı acaba kendilerini nasıl hissediyorlar?

Erdoğan yapmaz öyle bir şey ama Adalet Bakanı bu sıralama karşısında “ben işimi çok ama çok kötü yapmışım, durum benim için çok utandırıcı, beni ancak istifa ve okkalı bir özür  paklar” neden diyemiyor?  

Bu sene WJP yukarıda belirttiğim gibi 139 ülkeyi projektörlerine almış ve 139. sırada da yani hukuk devleti sıralamasının en kötü yerinde Venezuela görülüyor.

Tekraren ifade ediyorum, biz de 117nci sıradayız.

Venezuela’nın ulusal parası Bolivar da dünyada dolar karşısında en çok değer yitiren para.

Bu bir tesadüf mü?

Türkiye de bir sene içinde hukuk devleti endeksinde on sıra gerilemiş ve 139 ülke içinde 117.nci sırada.

Ulusal parası da Bolivar’dan (Venezuela) sonra en çok değer yitiren ülke.

Bu da asla bir tesadüf değil.

Taşlar yerli yerine oturuyor derken muradım bu korelasyon.

Hukuk devleti endeksinde küresel olarak en gerilerde olduğunuz zaman doğrudan yabancı yatırım kesiliyor, borsanızdan yabancılar kaçıyorlar, yerli yatırımcı da hukuk güvenliği, güvenceli mülkiyet hakları olmayınca böyle bir belirsizlik ortamında yatırım yapmıyor, parasını kaçırıyor.

Sıradan vatandaş da döviz ikamesi yapıyor yani tasarrufunu TL’den dövize döndürüyor.

Karşımızda maalesef ve maalesef hukuk devleti kepazeliklerinin iktisadi felaketlere dönüştüğünü idrak dahi edemeyen bir yönetim var.

Konumuz TÜGVA değil ama ortadaki manzara bir mahkeme kararının uygulanmasının polis yani İçişleri marifetiyle engellenmesi.

Neden “hukuk devleti kepazelikleri” ifadesi gibi çok sert bir ifadeyi tercih ediyorsunuz derseniz işte size somut bir örnek.

Devlet demek hukuk demek olmalıdır, bir yargı kararının uygulanmasını yine bir devlet birimi, İçişleri Bakanlığı engelleyebiliyor ise aklıma hukuk devleti kepazeliği dışında bir ifade gelemiyor maalesef.

Bizim seçmenin hukuk devleti kepazeliklerine duyarlığı maalesef çok yüksek değil, gelişmiş bir hukuk kulağı yok, muhtemelen Erdoğan da buna güveniyor.

Ancak, hukuk sadece hukuk demek değil.

Erdoğan’ın anlamadığı yaşanan hukuk kepazeliklerinin ekonomiyi, vatandaşın sofrasını vurduğu mutlak gerçeği.

Bizim seçmen de sofrasına, lokmasının azalmasına çok duyarlı, Erdoğan hukukun önemini ilk seçimlerde (?) ekonomi üzerinden anlayacak. 

Evet, geniş seçmen kitlesi için muhtemelen Kavala’nın, Demirtaş’ın AİHM kararlarına rağmen hala hapiste olmaları çok önemli değil.

Ama bizim necip halkımızın da pek anlamadığı mahkeme kararlarının uygulanmadığı ülkede geniş kitlelerin karınlarının doyması da pek mümkün değil.