2021 senesinin herkese sağlık, mutluluk getirmesini dileyerek bu senenin ilk yazısına başlayayım.

Bir SBK Holding'i meselesi var gündemde, SBK ismi holdingin sahibi Sezgin Baran Korkmaz’dan geliyor.

Mesele Türkiye için çok ama çok vahim sonuçlara gebe, Anayasa Mahkemesi'ne kadar gidiyor konu.

Meselenin detaylarına girmiyorum, isteyen internetten ulaşabilir, sadece çok kısa bir özet.

ABD’de Kingston kardeşler (iki kardeş) ABD hazinesini sahte teşvik belgeleriyle yarım milyar dolar dolandırıyorlar, soruşturma açılıyor, bu paranın bir bölümünü aklamak için 132 milyon dolarını Türkiye’ye SBK holdingin yatırımları için getiriyorlar ama ABD Mahkemesi bu parayı şimdi geri istiyor.

İşin içinde ABD var, bir Halk Bankası meselesi var, Türkiye 6 Kasım 2020’de Korkmaz’ın mal varlığına el koyma kararı alıyor ve yurt dışına çıkış yasağı getiriyor.

İki olay arasında ne ilişki var, bilemiyorum, bir iddiam olamaz, okurların takdirine bırakıyorum ama İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı İrfan Fidan da 27 Kasım 2020’de HSK tarafından Yargıtay’a atanıyor.

Ancak, İrfan Fidan’ın Yargıtay ataması HSK tarafından yapılmadan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı İstanbul’da bir Sulh Ceza Mahkemesine Sezgin Baran Korkmaz’ın mal varlıkları üzerine konan tahdidin ve yurtdışına çıkış yasağının kaldırılması için başvuruyor ve Sulh Ceza Hakimliği 17 Kasım’da altında İrfan Fidan’ın da imzası olan talebi kabul ediyor.

29 Aralık günü SBK Holdinge bir operasyon yapılıyor, on kişi gözaltına alınıyor ama anlaşılıyor ki, Holdingin tepesindeki isim Sezgin Baran Korkmaz çoktan yurt dışına çıkmış bile.

Şimdi de, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı başvurusu ve Sulh Ceza Hakimliği kararı ile tahditleri kaldırılan Korkmaz aranıyor savcılık tarafından; daha çok ararlar.

Altında bugün için Yargıtay üyesi olan ama Anayasa Mahkemesi'ne atanması gündemde olan, 27 Kasım 2020 öncesi ise İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olan İrfan Fidan’ın imzası olan bu tahditlerin kaldırılması talebi ülkemizde daha çok konuşulmaya aday.

Maalesef işe çok ciddi bir şaibe karışmış durumda.

Zaten 107 Yargıtay üyesinin bir gün dahi Yargıtay’da çalışmamış olan birisini Yargıtay’dan AYM’ye aday olarak birinci sıradan göstermesi bile başlı başına bir sıkıntılı durum idi, SBK meselesi durumu çok daha vahim hale getirdi.

Erdoğan’ın önünde şimdi birini AYM’ye ataması için üç kişilik bir liste var, en çok oyu alan(!) kişi de İrfan Fidan, muhtemelen de Erdoğan Fidan’ı AYM’ye atayacak.

Bu atama zaten çok ağır bir kriz yaşayan Türkiye yargısının salâsı olacaktır, bundan emin olabilirsiniz çünkü AYM’nin yeni üyesi üzerinde bu SBK meselesinin gölgesi, haklı ya da haksız bir biçimde hep kalacaktır.

Masumiyet karinesi esastır, Sayın Fidan’ı sorumlu ilan edemeyiz ama AYM’ye de ismi bu konularla beraber geçmeyen birisi atanamaz mı?

Erdoğan çok büyük bir sorumluluk altındadır, kimi siyasi beklentiler, 17-25 Aralık’ın uğruna çok önemli kurumları tartışılır hatta artık tartışılmaktan bile uzak noktalara taşımak çok vahim sonuçlar üretmektedir.

Bir devlet kendini oluşturan kurumları ayakta olduğu kadar vardır ve kurumlar büyük bir çöküntü yaşamaktadır.

En başta da yargı maalesef.