Batılı devletlerin Belarus devlet başkanına karşı aldıkları sert tavır bir stratejik pazarlama çerçevesinde yapılmakta, ki tavizler karşılığında bu tavrı yumuşatabilsinler. Batılı devletler duygusal adımlar atmazlar, tüm adımlarını çok net soğukkanlı hesaplarlar. Son 10 yıl içerisinde Belarus'ta Batı taraftarı bir grup oluştu. Bu grubun başında Dışişleri Bakanı ve bakan Makee geliyor. Diplomasi dünyasında Belarus'un Batı'ya kayma fikrinin yaygın olması boşuna değildi. Rusya’nın tüm tepkilerine rağmen açık bir şekilde bu yapılıyordu. Moskova’ya karşı olan oyunlar aldatmaca, Batı'ya kayma ise gerçekti. Ve bu Batı'ya kaymanın öncü kadroları da diplomasi çalışanlarıydı.

Batı, Lukaşenko'nun Batı'da çalışan tüm diplomasi çalışanlarını kendine bağlamıştı. Hatta Dışişleri Bakanı açık bir şekilde Batılı ülkelerin istihbaratlarına çalışıyordu. Bu, Lukaşenko'nun onayıyla oluyordu. Tüm bunları düşündüğümüz zaman Belarus'un gerçek sahiplerinin Batı olduğunu anlarız. Herkes er veya geç Lukaşenko'nun gidici olduğunu ve gerektiği zaman Batı'nın, Belarus'a müdahale edeceğini, her şeyi istediği gibi düzenleyeceğini de biliyordu. Batı ülkelerindeki Belarus'un bazı elçilerinin davranışları bununla bağlantılıydı. Bulundukları ortam onları yanılttı. Kendi inisiyatifleriyle mi bu adımları attılar yoksa birileri mi attırdı bilemeyiz. Ama onlar aceleci davrandılar ve Lukaşenko karşıtı olduklarını açıkladılar. Böylelikle kendilerinin sonunu getirmiş oldular. Bu sonuç gerekenden daha erken davrandıkları için oldu.

Beyaz Rusya Katolik kiliseyi ve başkanı metropolit Tadeuş Kondruseviç'i izole etti. Bundan dolayı Belaruslu Katoliklerin dini lideri Polonya’ya dönmek mecburiyetinde kaldı. Yani Belarus vatandaşı olmasına rağmen onu Belarus'a bırakmadılar. Metropolit Kondruseviç açık bir şekilde Lukaşenko karşıtlarını örgütlüyordu. Lukaşenko bunu öğrendiği an ikinci vatandaşlığı olduğu gerekçesiyle, ki bu Belarus kanunlarına aykırı, ülkeye girişini yasakladı.

Batı taraftarı olan Belarus elitleri yeni Belarus elitleri olduklarına inanmışlardı ve Batı taraftarı bir Belarus'un oluşması için zamanın geldiğine inanıyorlardı. Bunun için en iyi zamanın devlet başkanı seçimleri olduğuna karar vermişlerdi.

Belarus'ta herkes blöf yapıyordu. Lukaşenko da Batı taraftarları da Batı'nın kendisi de. Bunu anlamayan tek kesim Belarus halkı idi. Bundan dolayı meselenin aslını astarını anlamadan Lukaşenko karşıtı protestolarda yer aldılar. Bağımsız Devletler Topluluğu'nun sembolü olmadığı için, Rusya taraftarları sokağa çıktıklarında ellerinde taşıyacakları bir sembolleri yoktu. Rusya bayrağı ise bu iş için uygun değildi. Bundan dolayı bu protesto Batı taraftarı bayraklara büründü ve protestoların liderliğini de Batı taraftarları üstlendi. Zaten bu kesim Belarus'ta resmi olarak çalışıyordu, kurumlaşmıştı ve açık bir şekilde Lukaşenko'nun memurları dahil insanları kazanıyorlar, örgütlüyorlardı. Hal böyle olunca duvarda asılı olan silah, gösterinin üçüncü perdesi açılınca patladı.

Lukaşenko farkına vardıkça ve yaptıklarının ona ters döndüğünü anladıkça çırpınmaya başladı. Batı buna müdahale etmek için Lukaşenko'ya diplomatik baskıyı artırdı.

Tabi ki Rusya Belarus'u kurtarmak için bir sürü adayı meydana sürecek. Bu adaylar da öne çıkmak için bir biriyle yarışacak. Bu durumda Lukaşenko daha rahat mücadele edebilecek. Bundan sonraki durumun nasıl gelişeceği Rusya’nın ne kadar hassas ve temkinli davranacağına bağlı. Batı'nın tehditlerinden dolayı BDT çözümü Lukaşenko için yegâne kurtuluş yolu oluyor. Ancak BDT bünyesinde siyasi hayatına devam edebilecek.

Bundan sonra Lukaşenko daha önce kabul etmediği BDT'yi kabul etmek mecburiyetinde kalacak. Tabi bundan sonrası çıkar çatışmasından başka bir şey değildir. Lukaşenko ne kadar çabuk davranırsa o kadar kazançlı çıkacak. Düşüneceği ve uğuruna mücadele edeceği şey belli.