Bir batıdan, bir doğudan. Arada batıdan, güneyden yağmur gibi gözaltı, tutuklama, ev baskını, şiddet, zulüm, işkence haberleri.

Öyle son 24 saatte değil. Son bir haftada değil. Son bir ayda da değil. Son bir yılda. Hatta diyelim ki 7 Haziran 2015’den bu yana sürdürülen, kesintisiz bir devlet terörü bu.

Alt alta kronolojik olarak yazsam sayfalar yetmez.

Tamam, genel olarak muhalif olan her kesime, iktidarın antidemokratik, hak hukuk tanımaz, insanlık dışı uygulamalarına, yanlış kararlarına karşı çıkan her kesime ve herkese yönelik bir polis ve yargı şiddeti söz konusu. Bu şiddetten duruma göre her kesim ve herkes payını alıyor.

Ama Kürtlere daha fazlası var.

Bir haftadır Diyarbakır’da ve Şırnak’ın ilçelerinde yine gözaltı, ev baskını, hakaret, şiddet, işkence eşliğinde HDP, HDK operasyonları sürüyor.

Son olarak Şırnak’ta bu sabah gerçekleşen ev baskınlarında yerine daha önce kayyum atanan Cizre Belediyesi Eş Başkanı Berivan Kutlu‘nun da arasında olduğu 18 kişi gözaltına alındı.

Şırnak ve İdil, Cizre, Uludere ile Silopi ilçelerindeki operasyonlarda Berivan Kutlu’nun yanısıra, HDP Şırnak İl yöneticisi Sekvan Kılınç, HDP İdil İlçe Eş Başkanı Nafiye Geçgel, HDP Silopi ilçe eş başkanı Kadir Kunur ve Silopi eski ilçe eş başkanı Aycan Azmaz, görevden uzaklaştırılan İl Genel Meclis üyeleri Elfesya Nas, Asuman Külter ve DTK üyesi Ekrem Şavluk, Şırnak HDP eski il eş başkanı Yakup Barkın, Cemil Gün, DTK delegesi Aydın Deniz, Şırnak DBP eski il eş başkanı Ayşe Altay, Şırnak il yöneticisi Dursun Çakır, Eski DTK üyesi Ali Güven, Balveren Beldesi DBP eski Eş Başkanı Leyla Erdem, HDP üyesi Meryem Aşkara, BDP Beytüşşebap eski belediye başkanı Faik Dursun ve Resul Uysal gözaltına alındı.


İKTİDARIN AMACI KÜRT OYLARINI SAHİPLENMEK 

Halkların Demokratik Partisi ve Halkların Demokratik Kongresi’ni kriminalize edebilmek, terörle ilişkilendirebilmek adına gerçekleştirilen ve asıl amacı HDP, HDK ile bileşenlerini fiilen çalışamaz hale getirerek kitlelerle ilişkisini kesmek amaçlı provokasyonlar bunlar.

İktidarın asıl amacı, olası bir seçimde HDP seçmenini, Kürtleri partisiz, örgütsüz bırakarak bu kilit öneme sahip oyları sahiplenmek. 

Bu nedenle bildikleri tek şeyi, yıllardır ve yıllardır yaptıkları tek şeyi yapmaya devam ediyorlar.

Devletin gücünü, şiddet kapasitesini gösterip insanları yıldırarak teslim alabileceklerini hesaplıyorlar.

Kürtlerin bu devlet gücü karşısında diz çökebileceğini ve tercihlerini kendilerinden yana kullanacaklarını zannediyorlar.

Çünkü o oylara fena halde ihtiyaçları var.

Kürtlerin oyunu alamazlarsa iktidarlarını sürdürebilmeleri neredeyse olanaksız. Bu bir matematik gerçek.

Üstelik de çok zor durumdalar. 

Son bir yıldır seçmen desteğini kaybettikçe kaybediyorlar. Gelen kamuoyu yoklamaları iktidar koalisyonu Cumhur İttifakı’nın artık yüzde 50 bir yana, yüzde 40’ı bile bulamadığını gösteriyor.

AKP’nin oyları geldi yüzde 30’lara dayandı. Küçük ortağı MHP’nin ise barajı geçmesi bile kuşkulu.

Öyleyse gelsin operasyon. Gelsin gözaltılar, baskılar, şiddet, tutuklama, ağır cezalar, zindan, işkence... 

Buna rağmen ilginç bir şey oluyor.

Bunca gözaltına, baskıya, şiddete rağmen HDP’nin oyları azalmıyor, eksilmiyor.

Şimdiye kadar iktidar yanlısı kamuoyu şirketlerinin yaptıkları da dahil, seçmen yoklamalarında HDP hep barajı geçen oranlara ulaşıyor. 

Hatta son zamanlarda bu oranlarda bir artış gözleniyor.

HDP’NİN OYLARI AZALMAK BİR YANA ARTMAYA DEVAM EDİYOR
Son kamuoyu yoklamasını gerçekleştiren Avrasya Araştırma şirketinin bulgularına göre HDP’nin oy oranı, ilk defa yüzde 11.5’e yükselmiş görünüyor.

Yüzde 10,1 oranı olan kararsızlar dağıtılınca AK Parti'nin oy oranı yüzde 33,2, CHP'nin oy oranı yüzde 26,4, İYİ Parti'nin oy oranı yüzde 13,4, HDP'nin oy oranı yüzde 11,5, MHP'nin oy oranı yüzde 8,6 oluyor. 

Yeni kurulan DEVA’nın yüzde 2.8 ve Gelecek Partisi’nin oy oranı ise 2.8 olarak çıkıyor.

Bu durumda 2018 Milletvekili seçimlerine oranla AKP yüzde 9.3, MHP ise yüzde 2,5 oy kaybederek Cumhur İttifakı olarak ancak yüzde 41.8’e ulaşabiliyorlar.

2018 seçimlerinde oy oranı yüzde 33,9 olan CHP ve İYİ Partili Millet İttifakı’nın oy oranı ise ankete göre, 39,8 seviyesine yükseliyor.

Bu denkleme DEVA Partisi ve Gelecek Partisi’nin de eklenmesi ile birlikte Millet İttifakı’nın oy oranının 45,4 seviyesine yükseldiği görünüyor.

Böylece iktidarın, yani Cumhur İttifakı’nın Kürt oylarına ne kadar ihtiyacı olduğu daha iyi anlaşılıyor.

Bu gerçeği, aslında 31 Mart yerel seçimlerinde çok açık bir şekilde gördüler.

Metropollerdeki Kürt oylarının ve diğer bileşenlerinin oyları ile İstanbul’u, Ankara’yı, Mersin’i, Antalya’yı ve Adana’yı nasıl kaybettiklerini biliyorlar.

Kürt oyları olmazsa yerel iktidarın önemli bir bölümünü kaybettikleri gibi merkezi iktidarı da kaybedeceklerinin farkındalar.

Bunun için özellikle 31 Mart seçiminden sonra vitesi daha da yükselttiler.

HDP’ye ve destekçilerine yönelik baskı ve şiddeti otamatiğe bağladılar. 

Kesintisiz operasyonlarla, kayyım atamaları ve hukuksuz, uyduruk yargılamalarla HDP’yi hukuken değil ama fiilen kapatmanın peşindeler.

Onbinlerce parti yöneticisi, seçilmiş yerel yönetici, çalışanı, destekçisi, sivil toplum örgütü mensubu vb. kim varsa toplayıp zindana atıyorlar.

Ama bir bakıyorlar yapılan anketlere, HDP yine barajı geçmiş. Hatta daha da yükselmiş.

Operasyonlar, zulüm, baskı ve devlet şiddeti para etmiyor.

Burada bir hesap hatası olmalı.

Sonuç, son kamuoyu yoklamalarında görüldüğü gibi. HDP’nin oyu yüzde 11.5’a gelmiş.

Böyle giderse daha da artması kimseyi şaşırtmayacak.

Kürt sorununu inkar eden, Kürtleri dışlayan ve baskı ve şiddetle diz çöküp biat edeceklerini zannedenler şimdiye kadar hep hüsrana uğradı.

Bu yolda devam ederse, sıra Cumhur İttifakı koalisyonunda...

Hesap da, anketler de ortada.