Tekirdağ’da şehir hastanesinin açılış töreninde yeterince alkış alamayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, alınmış:

"Ne oluyor ya, ölü toprağı serilmiş üstünüze. Allah allah..."

Tabii Reyis’ten komut gelince hemen alkışlar yükselmiş.

Erdoğan, benzer bıkkınlık ve cansızlık emarelerine daha evvel de rastlamış ve fırçayı basmıştı. Buradan kalkıp AKPnin içindeki memnuniyetsizliğe, ya da biat kültürüne bağlamayacağım- fazlasıyla sıkıcı ve çiğnenmiş konular.

Reyis, ağzından çıkan cümlelerin, toplumun ruh halini bilmeyerek de olsa deşifre ettiğinin acaba farkında mı? Ve “ölü toprağı”nı bizzat kendi yönetiminin serpiştirdiğinin?

Gerçekleri kendi de görüyor elbet, ama canını bunlarla sıkacak değil. Bunun yerine, iyice ustalaştığı “sanatına” başvuruyor:

Ekonomi uçuyor, böyle samimi demokrasi başka yerde yok, basın özgürlüğünde bir numarayız, hak ve adalet idealinin vücuda gelmiş hali AKP-MHP Türkiye’si...

BİR GÜNDE İSTANBUL’DA 164, TÜRKİYE’DE 92 KORONA ÖLÜMÜ!

Oysa gerçekler, aksini gösteriyor. En somut örneklerden biri, Koronavirüs salgını.

Devletin verileri gizlediğini, eksik yansıttığını herkes biliyor. WhatsApp gruplarından, eş dost sağlık çalışanından bilgi alarak yürüyor işler.

Sağlık Bakanı’nın Türkiye genelinde 92 hastanın öldüğünü duyurduğu gün, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, o gün sadece İstanbulda 164 hastanın öldüğünü duyurdu. Kaynak, Mezarlıklar Daire Başkanı.

Sakın"Üzerine ölü toprağı serpilmiş" gibi davrananlar, gerçekten üzerine toprak serilenlerin (ölülerin) çok daha fazla olduğunu duydukları, hastanelerin ful çektiğini, sağlık çalışanlarının hastaya yetişemez hale geldiğini biliyor olmasınlar?

Salgın tablosu giderek ağırlaşırken mutlu mesut, alkışlı kurdeleli yeni bir şehir hastanesi açılışının anlamsızlığını idrak etmiş olmasınlar?

Yoksa, üzerlerine ölü toprağı serpilmişcesine cansız, tepkisiz, duvar gibi olmalarının sebebi, yalan çarkına dahil olmanın getirdiği suçluluktan mı?

CHP’Lİ BELEDİYELER HER GÜN ÖLÜ SAYISINI AÇIKLAMALI

Görevi, varlığı şakşaklamaktan ibaret olanlarla uğraşmak, yahut bir dönüşüm, insani bir uyanış beklemek, beyhude çaba.

Gerçekleri muhalefetten talep etmekten, sivil toplumu desteklemekten, takip etmekten başka çare yok. Aksi takdirde, muhalif kanadın da üstüne ölü toprağı serpildiğini kabullenmiş oluruz.

Ve evet, gerçekleri talep etmek, gerçeğe sahip çıkmak için, onurlu ve adil bir yaşam için eleştireceğiz, zorlayacağız da...

CHP’li belediyelerin, artık ürkekliği bırakıp, gün gün koronadan ölenleri açıklamasının önünde nasıl bir engel var? HDP’li belediyelerin neredeyse tamamına el kondu, peki sizi tutan ne?

İmamoğlu, Büyükşehir Bilim Kurulu’nun İstanbul için 2-3 hafta kapanma önerdiğini de açıkladı. Kapanmanın nasıl yapılabileceğine dair tavsiyeleri sık sık tekrarlamak şart. Tepeden inme yasakları beklemenin ne manası var?

Türkiye’yi yönetenler, yalanlarla oyalamaktan başka çare bulamazken muhalefetin üzerine düşen, vatandaşın düzenli olarak, doğru bilgilendirilmesini sağlamak.

Gerçekleri söylemeye korkarsanız, siyaseten de bir geleceğiniz olmaz, olamaz. Üstelik, istemeseniz de suç ortağı olursunuz: Madem biliyordun niye zamanında söylemedin?

Siyasetçilerden, yönetimden gına getirmiş, güvensizliği arşa varmış kesimlerin de üzerine düşen, gerçeği talep etmekten vazgeçmemek. Yoksa şöyle mi demeli:

Ne oluyor ya? Üzerinize ölü toprağı mı serpildi?