İnsanlar, aylarca, yıllarca hukuk kurallarını çiğnenerek hapishanelerde rehin tutulurken… 

Adil yargılanma talebiyle açlık grevine başvuranlar hayatlarını kaybederken… 

Kaç kişinin corona pozitif olduğu, kaçının hastalıktan öldüğüyle ilgili resmi rakamlar giderek inandırıcılığını yitirirken… 

Sağlık çalışanları korkunç çalışma koşulları yüzünden peş peşe hayatını kaybeder, mesleği bırakmaya zorlanırken…

Kadınlar göz göre göre yaşamını yitirir, kadınları koruyacak sözleşmeden vazgeçmeye kalkılırken…

Ekonomi politikaları yüzünden enflasyon devamlı yükselir, dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 2.438 TL’ye çıkar, gelir uçurumu büyürken…

Hepsi ve daha fazlasını yaşarken… 

Cumhurbaşkanı rejimi Akdeniz’den Ortadoğu’ya fetih söylemleri, minberde kuşanan kılıçlar, çıkarma maliyeti belirsiz gaz müjdesine sarılıyor. Herşeyde yerlilik, millilik, büyüklük iddiası var ve habire hayaller pompalıyor. 

Bu hayallere, muhalefetin çoğunluğu destek veriyor. Onların hayalleri de “Ah bir seçim olsun, nasılsa gidecekler” üzerine kurulu. 

YERLİ VE MİLLİ BOSTON DYNAMICS

Hayal etmek, kendine güvenmek iyidir. 

Tabii altını doldurabiliyor, gerçeklerle temasınızı kaybetmiyor ve bu hayalleri gerçekleştirmek için doğru, gerekli adımları atabiliyorsanız.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a soracak olursanız, her türlü adımı, herkesten önce atıyor.

Haftasonu “teknoloji odaklı sanayi hamlesi”nin tanıtımını yapıyordu. Bunun için 200 milyon lira yatırım yapılmış. Rekabetçi teknoloj alanında çığır açılacakmış. 

“Ekonomimizin tökezlemesi için ellerine ovuşturanlara inat” üretecek, istihdam sağlayacakmış.

Herşeyin millisi, yerlisi, hepsini yapabiliyoruz…

Ne güzel… Ama nasıl

Açılıştaki “yapay zeka robot” şovu, nasılın özeti aslında. 

İzleyenlerin yarı dehşet yarı endişeyle karışık bakışları arasında, dört ayaklı robot –alimallah köpeğe benziyor- Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanına hoplaya zıplaya gelip yanında diz çöküyor. 

Reis, “Hazır mısınız?” diyerek heyecanı yükseltiyor ve robotun üzerinde yerleştirilen tabletteki bir butona “Ya Allah Bismillah” diyerek basıyor. 

Tabii robotun Boston Dynamics ürünü olduğu dikkatli gözlerden kaçmadı. 

BİR TUŞA BASMAK İÇİN 74.500 DOLAR

Boston Dynamics şirketinin ürettiği birkaç robot var… Türkiye’nin yerli ve milli teknolojik yatırımını tanıtmak için kullanılan SPOT modeli, insan için tehlikeli ve zahmetli alanlarda kolaylıkla hareket edebiliyor.

Uzaktan kumandayla dar ve engebeli alanlarda dolaşabiliyor, 360 derece görüş kabiliyetine sahip. Bu özellikleriyle insanın fiziki sınırlarının zorlandığı yerlerde rahatlılıkla komut alıp “iş” yapabiliyor. 

SPOT’un etiket fiyatı 74.500 dolar

Bir soru, bir tuşa basmak için mi bu kadar paranın harcandığı... 

Ama asıl konu, yerlilik ve millilik iddiasını ortaya koyarken o çok eleştirilen Batı’dan çıkan bir ürünün kullanılması…

Teknolojide yeni bir çığır açma iddiasındayken, neden bilimsellikten giderek uzaklaşan, reddeden bir siyasetin güdüldüğü…

Gerçekten teknolojik hamle yapılacaksa, son 18 yılda bütçedeki MEB payının neden yüzde 17.8’den 4.65’e gerilediği…

Buna karşılık Diyanet’e ayrılan bütçenin, neden MEB’in iki katından fazlası (11 milyar 520 milyon TL) olduğu... 

Bunlar hiç mi akla gelmez? Hiç mi sorulmaz?

Eş dost kapitalizmi yüzünden liyakatin unutulduğu, yeni fikirlerin baltalandığı, beyin göçünün Cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyesine çıktığı bir dönemde, nasıl bir teknolojik hamle yapılabilir?

Örnek alınan, Çin gibi ucuz yedek parça, taklit ürün yapmaksa, o tren de kaçtı. Çin, artık Batılı ülkelerle rekabet eden, zorlayan türlü teknolojik gelişmenin merkezi oldu. 

Hayallere devam, iyi güzel de neyle ve nasıl?