OpenAQ’in temmuzda yayımladığı 212 ülkeyi kapsayan küresel hava kalitesi verilerini içeren rapor, hava kalitesi hakkında bilgiye erişimdeki önemli küresel eşitsizliği ortaya koyuyor. Rapordaki bulgulara göre, 212 ülkeden 109’u hava kirliliği verisi üretmiyor; bunun sonucunda da dünyada 1,4 milyar insan hava kalitesi verilerine erişemiyor. 

Temiz hava temel bir insan hakkı olmasına rağmen, hava kirliliği verileri Pakistan, Nijerya ve Etiyopya gibi kimi ülkelerde hiç üretilmezken, Çin, Brezilya, Hindistan, Endonezya, Güney Afrika ve Türkiye gibi kimi ülkelerde ise kamuoyuyla tam olarak açık ve şeffaf bir şekilde paylaşılmıyor. 

Dünya Sağlık Örgütü'ne (DSÖ) göre, her 10 kişiden 9'u yüksek seviyede kirletici barındıran hava solumasına rağmen; dünya nüfusunun yarısından fazlası hava kalitesi hakkındaki resmi verilere erişemiyor.

Hava kirliliğine bağlı olarak dünyada her yıl gerçekleşen 4,2 milyon erken ölümün yüzde 90’ının düşük ve orta gelirli ülkelerde yaşandığını da hemen burada not düşelim. Bu rakam, Ebola, HIV/AIDS, tüberküloz ve sıtma nedeniyle gerçekleşen ölümlerin toplamından 2,7 milyon daha fazla. 

Güney Afrika’daki bilim insanları, ‘ülkedeki hava kirliliğinin küresel modellerin tahmin ettiğinden yaklaşık dört kat daha yüksek olabileceğini’ öngörüyorlar. Yapılan bir çalışma, kimi alanlarda havadaki kirletici partikül madde (PM 2.5) seviyelerinin 3,7 kat düşük tahmin edildiği bulgusu yer alıyor.

Oysa tedavide hastalık teşhisi nasıl önemliyse, solunan havayı iyileştirmek için de önce kirlilik seviyesini bilmek gerekiyor. 

BİLGİ EKSİKLİĞİ HAVA KİRLİLİĞİ İLE MÜCADELEYİ ENGELLİYOR

Hava kalitesine erişimin burada atılması gereken ilk adım olduğunu söyleyen OpenAQ kurucusu atmosfer bilimcisi Dr. Christa Hasenkopf, hükümetlerin bu verileri kamuoyuna açarak bilim insanlarının, politika analistlerinin ve aktivistlerin erişim sağlamasına imkan yaratacağına vurgu yapıyor: “Bu durum kamu tarafından üretilen verilerin potansiyelini ve etkisini artırır, yenilikçi teknolojileri teşvik eder ve toplumu harekete geçirir.”  

Zira hava kirliliğine dair bilgi eksikliği, insanların hükümetlerden hava kirliliğiyle mücadele etmelerini talep etmesini engelliyor. Rapora göre, temiz hava çalışmalarına zengin ülkeler ve bireyler destek sağlamıyor. Küresel ölçekte, vakıfların her yıl 150 milyar dolardan fazla fon sağladığı tahmin ediliyor. Ancak, dış hava kalitesiyle ilgili finansman, bu meblağın yalnızca %0,02'sine denk geliyor. 

Ortada veri yoksa veya veriye erişimde sıkıntı varsa sorunun boyutu anlaşılamadığı gibi, toplumsal farkındalık da pek olmuyor. Hükümetin, bağımsız tarafların doğruladığı veriler sağladığı durumda, hava kalitesi konusundaki farkındalık halkın geneline yayılabilir.  

TÜRKİYE’DE HAVA KALİTESİ VERİLERİNE ERİŞİMDE SIKINTI VAR

OpenAQ’nun hava kalitesine tam şeffaf erişim için tanımladığı dört kriter var: Fiziksel veri, istasyon bazlı ve koordinatlı veri, detaylı zamansal veri ve programlı erişim. 

Türkiye’de 16 STK’nın bir araya gelerek oluşturduğu Temiz Hava Hakkı Platformu’nun yayımladığı Karar Rapor 2020’de, Türkiye’nin hava kalitesine tam şeffaf erişim için tanımlanan bu dört kriterden sadece birine, ‘programlı erişime’ tamamen uyduğunu belirtiliyor. 50 milyondan fazla nüfusa sahip en kalabalık ve  tam açık veri erişimi olmayan 13 ülke listesinde ise Türkiye, Mısır ve Vietnam’ın ardından 10’uncu sırada yer alıyor.

Türkiye’nin hava kalitesiyle ilgili verilerin anlık ve açık paylaşımı için 3 yıldır yapılan çalışmalar sayesinde çok daha kullanıcı dostu bir altyapıyla havaizlemegov.tr sitesi üzerinden veri paylaşımı sağladığını belirten Platform, burada ölçüm istasyonlarının koordinatları olsa da, sorunun bu istasyonların hangi kriterlere göre kurulduğunu belirten çalışmaların kamuoyuyla paylaşılmaması olduğuna vurgu yapıyor: “Özellikle sanayi tesislerinin olduğu bölgelerdeki istasyon sayısının azlığı veya veri kalitesindeki yetersizlik büyük bir sorun olmaya devam ediyor. Hava izleme istasyonlarından anlık olarak gelen veriler görülmesine rağmen, bu veriler içindeki yanlış verilerin silinmediği ve hatalar olabildiği söylendiği için anlık verilerin güvenilirliği ile ilgili soru işaretleri oluşmakta.” 

İstasyonların sayısı, ölçüm günü sayısı ve verilerin doğruluğu konusundaki sorunlar çözülmediği sürece tam ve açık veriye erişim sağlanamaması, hava kalitesi konusunda analiz yapmayı oldukça güçleştiriyor. 

‘SANAYİ TESİSLERİNİN EMİSYON BİLGİLERİ PAYLAŞILMIYOR’

Ayrıca, Türkiye’nin yasal mevzuatında Partiküler Madde (PM) kirliliği açısından başta kanser olmak üzere sağlığa en çok zarar veren PM 2,5 kirleticisi için sınır değerler belirlenmiyor. 2019’da 60 ilde yıl boyunca mevzuata göre yeterli PM 2,5  verisi yok. Oysa PM 2,5, tüm dünyada hava kirliliği kaynaklı sağlık sorunlarını incelerken kullanılan gösterge bir kirletici. Temiz Hava Hakkı Platformu’na göre, Türkiye’de  PM 2,5 istasyonları yaygın olmadığı için, illerin yüzde 74’ü ile ilgili hava kirliliğinin sağlık etkisi ile ilgili yorum yapmak mümkün değil. 

Verileri indirilebilen hava kalitesi izleme istasyon sayısının 2019’da 211’den 257’ye çıkarılmasını sevindirici bir gelişme olarak niteleyen Platform, buna karşılık sanayi tesislerinin emisyon bilgilerinin hâlâ kamuoyu ile paylaşılmamasını ise sorunlu buluyor. 

Bir merkezdeki verilerin hava kirliliğini değerlendirmede sağlıklı bir şekilde kullanılabilmesi için izleme istasyonunun yıl içindeki günlerin en az yüzde 75’inde veri üretmiş olması gerekiyor. Karar Rapor 2020’ye göre, 2019’da Türkiye’nin 30 ilinde yeterli ölçüm yapılmadığı için hava kalitesi (PM 10 ) bilinmiyor. Uzun yıllardır veri alınamayan bazı yerler arasında özellikle Aliağa gibi yoğun sanayileşme sebebiyle hava kirliliği riskinin yüksek olduğu bölgeler olduğu gibi, 2018’de en yüksek PM 10 seviyelerinin ölçüldüğü Kahramanmaraş’taki Elbistan istasyonunda 2019’da yeterli veri alınamadığı için hava kalitesinin takip edilemediği belirtiliyor.

Dünyada her 8 ölümden 1’ine yol açan hava kirliliği çözümsüz bir sorun değil ama çözüm yolu, kirliliği olması gerektiği gibi ölçmek ve kararları veriler ışığında almaktan geçiyor. 

Temiz Hava Hakkı Platformu, Türkiye’de hava kalitesinin kalıcı olarak iyileştirilmesi için, tüm hava kalitesi ölçüm istasyonlarının veri kalitesinin acilen artırılması gerektiğini belirtiyor. Ayrıca, PM 2,5 kirleticisinin tüm illerde ölçülmesi, çevre yatırımlarını tamamlamamış kömürlü termik santralların çalıştırılmaması ve planlanan sanayi tesislerinin sağlık etki değerlendirmelerinin yapılması gerekiyor.