Şşşt, sessiz olun, derbi var...

Seyircisiz maç olur mu? 

Demek ki olurmuş. 

Gerçi statta futbolcuların birbirine, teknik heyetin futbolculara seslenişleri yankılanıyor ama kuşkum yok ki, ekran başındaki taraftarların çığlıkları karşı, yan, alt, üst kattaki komşulara; hatta sokaklara yansıyor.

***

İlk yarı, iki takımın da heyecan verici oyununa sahne oldu.

Karşılıklı pozisyonlar nefes kesti. 

İki taraf da, olmayan orta sahayı çabucak geçip karşı kaleye yüklendi. 

Bir an önce sonuca gitme isteği, sarı kartlara neden oldu. 

Ne var ki bu güzel futbol, gol getirmedi... 

Bakalım ikinci yarıda neler olacak... 

***

Fenerbahçe ikinci yarıya daha iştahlı başladı. 

Üst üste bindirmeler Galatasaray kalesinde önemli tehditler oluşturdu. 

Az da olsa, evsahibi de pozisyonlara girdi. 

Heyecan? 

Vardı ve başrolde Fenerbahçe vardı... 

***

Sarı-lacivertlilerin Demokratik Kongo asıllı, Fransa doğumlu futbolcusu Marcel, maçtan önce, "Geçen sezon Kadıköy'de yenildiğimiz maçın intikamını alacağız" demiş.

Haberi yazan muhabire soruyorum:

Röportajı fransızca mı yaptın, ingilizce mi? 

Fransızca "vengeance" ve ingilizce 

"revenge"in iki anlamı var:

Evet, biri "intikam" ama diğeri "rövanş." 

Türkçe dersen, "intikam" başka, "rövanş" başka. 

Gazeteci kardeşim; Marcel'in, ingilizcede de fransızcada da tek karşılığı olan iki anlamdan birini,sakın kendi duyguların ve şefinin tercihi doğrultusunda algılamış olmayasın?.. 

***

Sizi bilmem ama bir takımın seyircisi önünde oynamasını şahsen ciddi avantaj sayarım. 

Hele bunlar Galatasaray ve Fenerbahçe gibi, aralarındaki maçlarda stadı tıklım tıklım dolduran rakiplerse... 

Müteahhit Federasyon Başkanı beyefendi demişler ki, "Pandemi tehdidi zayıflarsa, bu sezon maçlara kısıtlı sayıda seyirci alabiliriz." 

Nasıl yani? 

Ali Sami Yen'de seyircisiz oynanan maç, Şükrü Saracoğlu'nda seyircili mi oynanacak? 

Nasıl yani?..