En kaliteli adamlarını siyahların oluşturduğu Sivasspor, UEFA Avrupa Ligi'ne devam edebilmek için, üç puan alması gereken bir maça çıkıyordu. 

Maç rakip takımın, Maccabi'nin sahasındaydı. Yani, dilimizde ve beynimizde hiç sakınca görmeden yer verdiğimiz ırkçı ve son derece bayağı bir söylem olan "korkak Yahudi"lerin diyarı İsrail'de... 

***

Tatsız-tuzsuz, kör döğüşü gibi bir maçtı. Hadi Maccabi'nin "Bana tek puan da yeter" gibi bir bahanesi vardı ve savunmayı sıkı tutunca, hücumda zayıf kaldılar. Buna karşılık, eksik de olsa, son yılların zorlu takımı Sivasspor'dan 96 dakikada tek tehlikeli şut çıkmaması, henüz bilemediğimiz farklı sorunları olduğu izlenimi uyandırdı...

Bu arada Saborik de uyandı ve 66. dakikada göstere göstere golü atıp, işi 66'ya bağladı... 

***

Bu maçın Maccabi lehine sonuçlanacağını, sanırım virüse yakalanan Rıza hoca dahil hepimiz tahmin ediyorduk. Tamam, Maccabi birinci sınıf bir ekip değil ama Sivas da önceki yıllardaki Sivas değil. Ayrıca testleri pozitif çıkan futbolcularının da karantinada olması nedeniyle Tel Aviv'e biri kaleci, toplam üç yedekle gelmek zorunda kalmaları, elbette önemli eksiklikti. 

Neyse, sağlık olsun... 

***

Dönelim salı gecesine.

Efendim, bilmeyen de aman ne hümanist, demokrat, çağdaş millet diyecek. 

PSG-Başakşehir maçının dördüncü hakemi, herhalde şuurunu kaybedip Webo'ya "negro" dediği anda memleket ayağa kalktı. İhaleye hile karıştırmakla suçlanan koronazede federasyon başkanı, hastane yatağından canlı yayına bağlanıp olayı kınadı. (Sanırsınız ki Amedspor'a düşman muamelesi yapan, Yıldız Savaşları'ndaki şerefsiz Darth Maul'dur). Tepki göstermeyen ne rte kaldı, ne Kılıçdaroğlu, ne Spor Bakanı, ne büyük dama-at Göksel beyler. Maçın ertelenmesi geç saatlere kalınca gazeteler tepki koymayı perşembe de sürdürdü. 

Gel gör ki iktidar yandaşları ve yalaka medyadan tek kişi bile, rte'nin ırk ve mezhep ayrımcılığına ilişkin sözlerini, bırakın kınamayı, avuçları patlayıncaya kadar alkışlamışlardı bir zamanlar.

Zamanın cumhurbaşkanı adayı olan başbakanın, Selahattin Demirtaş ve Kemal Kılıçdaroğlu'nu, aklınca küçümsemek için sarfettiği sözlere, altı yıl önce 8 Ağustos günü kimin karşı çıktığını hatırlıyor musunuz? Bu kişinin Devlet Bahçeli olduğunu unuttuğunuzu sanmıyorum. İşin trajikomik yanı, rte'yi ayrımcılık yaptığı gerekçesiyle yerden yere vuran Devlet beylerin, Mersin'deki aynı konuşmasında, kendisinin de ayrımcılık yapmasıydı. 

Ayrıntılar için aşağıdaki linki tıklayınız ve bedensel sağlığınıza olduğu kadar akıl sağlığınıza da mukayyet olunuz. 

Her türlü virüsten tez günde kurtulma dileğiyle...