Tam tamına yirmiikibuçuk dakika olmuştu 

Yani ilkyarının yarısı, saniyesi saniyesine geride kalmıştı. 

Mert'in degajı kısa düşüp rakibe pas oldu. 

Neyse ki hatasını, muhtemel golü önleyerek yine kendisi telafi etti... 

***

Beş dakika sonra Mahmut'un yaptığı faulün cezası, bence kırmızı kart olmalıydı. 

Ama hakem sarıyla geçiştirdi. 

Saniyeler sonra da Rusya'nın golü geldi... 

O ana kadar oyunlar hemen hemen denkti. 

Sırıtan tek kişi Burak'tı.

Milli takımda gençleştirme operasyonu Lucescu'yla başlamıştı. 

Aslında Şenol Güneş de aynı yoldan gitmeyi tercih etti. 

İyi de kardeşim, bu şahsın pili bitik; görmüyor musun? 

Canını dişine takıp oynayan çocuklara ayıp oluyor hoca... 

***

İkinci yarı, oyuna girer girmez haksız bir sarı kart gören Cengiz'in de katkısıyla hareketlendi. Yine bu futbolcunun enfes pasını, müsait durumdaki Burak, kafayla direğe çarptırmayı başardı. 

Neyse ki 62'nci dakikada Melih'in, canını dişine takıp auta çıkmadan yakaladığı ve kaleciyi aşırttığı topa Burak yetişemedi de, Kenan beraberliği sağladı... 

Üç dakika sonra da Cengiz'in sert şutunu, Rusya kalecisi doksana giderken uçarak çıkardı... 

***

Dakika 76. Mert 1 saniyede 2 gol birden kurtarıyor. 

79'da ise bu kez sahanın yıldızı Cengiz'in bombası direkten dönüyor. 

Bitime dört dakika kalana kadar, derler ya, "maçın hakkı beraberlikti." 

Ben de öyle diyordum. 

Fakat Zeki öyle bir gol kaçırdı ki, işte o zaman "tüh" dedim... 

***

Özetlersek:

Cengiz'i 45 dakika sahaya sokmayan 

Şenol Güneş'in, malum şahsı uzatma bölümünün son 9 saniyesine kadar oyunda tutmasına anlam vermek mümkün değil. Bitkinliği ve bezginliği bir yana; bu kişi, birbirinden yetenekli ve istekli gençlerin hevesini de törpülüyor. 

Yazık...