Dünyada COVİD-19 salgın hastalığıyla “en iyi mücadele eden ülke” durumunda bulunduğumuzu bizzat Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan açıklamıştı.

Bu iddialı tespitte yerden göğe kadar da haklıydı! Çünkü günlük vaka sayıları bir hayli düşüktü. 25 Kasım 2020’ye kadar vaka sayısı 6.800 civarındaydı.

Doktorlar ise itiraz ediyorlardı:

-Gerçek sayılar çok daha yüksek, açıklayın neyle karşı karşıya olduğumuzu görelim!

Üst düzey yöneticiler doktorlara kızıyorlardı:

-Mücadelemizi başarısız gibi gösteriyorsunuz!

Ülkenin imajı gerçeklerden daha önemliydi!

Sonra Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Cumhurbaşkanı’nın iftihar ettiği sayıların “gerçek olmadığını” ifşa etti:

-COVİD-19 Günlük vaka sayımız 6 binlerde değil, 30 binlere dayanmıştır!

Bu beyanat Türkiye’yi salgında Avrupa Birinciliği kürsüsüne oturttu!

COVİD-19 Salgın hastalığı tam anlamıyla bir savaş görünümü arzediyor. Sadece cephesi ve siperleri yok. Düşman sinsice sızıyor ve katlediyor. Karşı koymak için “akıllı olmak” gerekiyor.

Gel gelelim böylesi büyük savaşlar bile geleneklerin terk edilmesini sağlanamıyor.

Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlı İmparatorluğu Ordusunda Mareşal rütbesiyle görev yapan Liman von Sanders’in İş Bankası Yayınlarından çıkan “Türkiye’de Beş Yıl” adlı anılarında gerçeklerin saklanması meselesine vurgu yapıyor.

Ordu Baş Müfettişi olan Sanders Paşa 1913-1918 yılları arasında yaşadıklarını kaleme almış. Alman Generali olan Liman von Sanders Çanakkale Savaşı sırasında da 5. Ordu Komutanı olarak destansı direnişin en tepesindeki askerdi. Birinci Dünya Savaşı öncesinde ordu birliklerini denetleme turuna çıkıyor:

“Çorlu’da feci durumda bulunan 8. Tümen birliklerini teftiş etmiştim. Subaylar 8 aydır maaş almamışlardı. Erat kötü besleniyordu. Çorlu istasyonunda beni karşılayan şeref kıtasının çizme ve postalları yırtıktı. Askerlerin bazıları ise yalınayaktı. Tümen komutanı erat yürüyemediği için büyük çaplı manevraların yapılamayacağını söyledi.”

Alman general durumu Harbiye Nazırı Enver Paşa’ya bildiriyor. Derhal düzeltilmesini istiyor.

Peki ne oluyor?

Enver Paşa Tümen Komutanı Albay Ali Rıza Bey’i emekliye sevk ediyor!

Bunun üzerine Sanders, Enver Paşa’ya gidiyor ve diyor ki:

“Bana hakikati söyleyen subaylar azledilirse, Türkiye’de hiçbir askeri faaliyette bulunmam mümkün olmaz!”

Ali Rıza Bey tekrar eski görevine dönüyor. General olarak savaşta büyük yararlık gösteriyor.

Sanders Paşa’dan devam edelim:

“Bunun üzerine beni yanıltmak için başka yollara başvuruldu. Teftiş etmek istediğim birliklere levazım dairesi başkanı tarafından alelacele yeni elbiseler gönderiliyor. Fakat ben gittikten sonra geri alınıyordu. Alman generalin çirkin ve nahoş şeyler görüp şikayet etmemesi için hastalar, zayıf bünyeliler ve kötü eğitilmiş olanlar saklanıyordu.”

COVİD-19 Savaşında da Türk Tabipleri Birliği, Liman von Sanders pozisyonunda bulunuyor. Ne yaşandığı bilinsin ki, ona göre önlemler alınsın istiyorlar.

Ama hastalıklı gelenekler bütün ihtişamıyla varlığını koruyor:

-Bana gerçekleri söyleme!