Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Trabzon Milletvekili Ahmet Kaya 11 Aralık 2020 tarihinde TBMM kürsüsünden Genel Kurul merdivenlerine doğru iki rulo açıp uzattı.

Birinde CHP’nin yaptıkları, diğerinde AKP’nin sattıkları vardı. Birinci rulo 15 metre uzunluğundaydı. İkincisiyse 13 metreye ulaşmıştı.

Tersine doğru ilerlemekte AKP, rakibinin iki metre gerisindeydi. Ama -inşallah- 2023’e kadar bu mesafe kapatılacak, elde avuçta kalan varsa onlar da satılıp hedefe ulaşılmış olacaktı.

AKP lideri daha başbakanlığının ilk yıllarında misyonunu açıklamıştı:

-Ben başbakanım, ülkemi pazarlarım!

Pazarladı.

Müşteriler geldiler, baktılar, gördüler:

-Bu ülke güzel, pazarlanan her şeyi satın alabiliriz!

Aldılar.

Helali hoş olsun!

Satışlar sonrasında alanlar memnun, satanlar mutlu oldular. Her iki taraf da zenginleşti. Ama “minik” bir sorun ortaya çıktı.

Sadece ülke çok fakirleşti!

Pazarlama yıllarında iktidarın Maliye Bakanı olarak ülkenin kasası konumunda bulunan Abdüllatif Şener bu satışlara karşı çıktığını on beş yıl sonra, 1 Aralık 2020 akşamı Artı TV’de Fatih Yapıcı’ya açıkladı. Bir şey daha ekledi:

-Bu tavrım nedeniyle başbakan bana küsüyor iki ay konuşmuyordu.

Öğreniyoruz ki, dönemin başbakanı sadece pazarlamacı değil aynı zamanda duygusal bir yapıya da sahipti.

İktidardaki görev yılları daha uzun olan; dışişleri bakanlığı sonrasında da başbakanlık yapan Gelecek Partisi’nin lideri Ahmet Davutoğlu da zenginleşme-fakirleşme meselesine ilişkin “duygusal” bir soru tevcih etti:

-Sayın Cumhurbaşkanı servetinin kaynağını açıklamak zorundadır!

Bunu bizim gibi münafık solculardan biri sorsaydı, “Amaan zenginin parası züğürdün çenesini yorar.” der geçip giderdik. Ama söz konusu kişi eski başbakan yeni muhalefet partisinin genel başkanı.

Ülkenin hali pür melali böyleyken halis muhlis Karadeniz çocuğu CHP Trabzon milletvekili Ahmet Kaya var olan gerçeği Meclis’te boylu boyunca yere serdi.

Şimdi ne olacak?

Olacağı mı kaldı, daha ne olsun, kamu kurumları parsel parsel satılmış işte, diyenler olabilir.

Yönetimin değerlendirmesi, “Bu bakış açısı vizyondan yana hiç nasiplenmemiştir.” şeklinde tezahür edebilir.

Pazarlama-satış departman şeflerinin dikkatlice irdeleyeceği dönemi ceza hukukçuları da değerlendirebilirler.

Bilindiği üzere emlak/gayrı menkul işleriyle haşır neşir olanlar bir yerde “değeri yüksek” arsa tespit ettiklerinde onu yüceltmek için aralarında “kupon arsa” diye konuşurlar.

Yüksek mevkideki bir zevat vatan sevgisini ifade ederken “Üzerinde bulunduğumuz arsa çok değerli.” demişti.

Bir başkası da kupon arsaların kendisine sorulmadan satılmaması talimatı vermişti.Böylece pazarlanıp satışları yapılan tüm kamu varlıkları madalya gibi bir de unvan armağan etti:

-Kupon ülke!