Covid-19’un etkisinin hala sürdürdüğü, aşı tartışmalarının alevlendiği günlerde yine kömürlü termik santraller gündemde…

Geçen hafta kömürlü termik santral inşa etmenin ve bu santrallerden üretim yapmanın artık nasıl verimsiz bir enerji projeleri olduğuna dair önemli bir rapor açıklandı.

WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) ve SEFiA’nın (Sürdürülebilir Ekonomi ve Finans Araştırmaları Derneği) birlikte hazırladığı “Yenilenebilir Enerji Çağında Kömürün Fizibilitesi: Hunutlu Termik Santrali Örneği” raporu , Adana’da inşaatı devam eden Hunutlu Kömürlü Termik Santral örneği üzerinden kömür yatırımlarının neden artık kar getirmediğini ortaya koydu.

Halihazırda Adana’yı iyice yaşanmaz hale getirecek kömürlü termik santral yatırımlarından ve bu yatırımların odağındaki Çin sermayesinden şu yazıda bahsetmiştik.

Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK) lisans verilerine göre, Türkiye’de işletmede (otoprodüktör ve 50 MW’ın altındaki daha küçük santraller hariç) 28 adet kömürlü termik santral var. 

İnşa halindeki kapasite içerisinde dokuz adet termik santral bulunuyor. Bu dokuz santralden biri de Adana Yumurtalık’taki Hunutlu Termik Santrali. 

Santral, Çin’in Türkiye’deki en büyük doğrudan yatırımı olması ve ithal kömüre dayalı ultra super kritik kömür teknolojisi kullanması bakımından dikkat çekici.

Bölgedeki duruma dair şöyle bir hatırlatma yapalım…

Halihazırda İskenderun Körfezi’nde Adana’da Tufanbeyli Termik Santrali ile İsken Termik Santrali ve Hatay’da Atlas Termik Santrali olmak üzere üç tane faaliyette olan santral var.

İskenderun Körfezi’nde Adana’da yapılması planlanan, ön lisans, lisans ya da ÇED süreci başlamış olan Ayas, IC İçtaş ve Sanko termik santralleri bulunuyor.

İskenderun Körfezi’nde ve Türkiye'de şu anda inşa halinde olan tek kömürlü enerji santrali Hunutlu…

Adana’nın Yumurtalık ilçesi Sugözü Köyü’ne yapılmak istenen Hunutlu Termik Santrali, EMBA Elektrik, Çin’in en büyük enerji şirketlerinden Shanghai Electric Power (SEP) ve yine Çinli AVIC International Project Engineering ortaklığında ilerliyor.

Projenin yatırımından Shanghai Electric Power sorumlu.

Anlaşmaya göre, her biri 660 MW gücünde iki üniteden oluşacak elektrik üretim tesisinde toplam kurulu güç 1,32 GW.

Faaliyete geçtikten sonra her yıl 9 milyar KW/saat elektrik üretmesi ve Türkiye genelindeki tüm elektrik arzının yüzde 3’ünü oluşturması planlanıyor.

Projenin maliyeti 1,7 milyar dolar

Finansman Bank of China (BOC), China Development Bank (CDB) ve Industrial and Commercial Bank of China (ICBC) tarafından Hunutlu Termik Santrali, Çin açısından sıradan bir yatırım olarak görülmemeli.

Bu, Çin’in Türkiye’deki en büyük doğrudan yatırımı.

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, Eylül 2020’de, Çin’in 2060’tan önce karbon nötr olma hedefine ulaşacağını ve gelecek 10 yılda seragazı emisyonlarının zirvesine ulaşacağını söyledi.

Dünyanın en büyük emisyon kaynağı Çin, daha önce sadece 2030’un en yüksek emisyonların sınırı olacağını hedeflemeyi taahhüt etmişti. Ülkenin Coronavirus krizine verdiği ekonomik yanıt, yeni kömürle çalışan elektrik santralları inşa etme planlarını da içeriyordu. Çin’in 2030’dan önce en yüksek emisyonlara ve 2060’dan önce de karbon nötrlüğe ulaşma taahhütleri elbette küresel iklim kamuoyunda memnuniyetle karşılandı.

Carbon Action Tracker (CAT) tarafından hazırlanan ve ülkelerin iklim taahhütlerini analiz eden çalışmaya göre, Çin’in 2060 yılına kadar karbon nötr olma hedefine ulaşması durumunda, küresel ısınma 0,2-0,3 °C azalabilir.

CAT’a göre, Çin taahhüt ettiği hedefleri gerçekleştirebilirse, küresel ısınma tahminleri 2,7°C’den 2,4-2,5°C’ye düşebilir. Bu gelişmenin dünyayı ortalama küresel sıcaklık artışını endüstri öncesi seviyelerin altında tutma ve artışı 1,5°C’de sınırlama çabalarını sürdürme hedefine yaklaştıracağı tahmin ediliyor.

Uluslararası iklim politikasında bir dönüm noktası olan Çin’in yeni taahhüdü, Avrupa Birliği (AB) tarafından 2030 yılına kadar emisyonları en az yüzde 55 azaltma önerisinin hemen ardından gelmişti. AB, 2019 yılında 2050 yılına kadar karbon nötr olacağını açıklamıştı. 

Hem AB’nin hem de Çin’in yeni taahhütleriyle, şu anda benzer iddialı açıklamalar yapan 126 ülke bulunuyor. CAT verilerine göre, bu ülkeler hep birlikte küresel emisyonların yarıdan fazlasından sorumlu ve Çin bu verilere tek başına yüzde 25 katkıda bulunuyor. Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC), 2018 yılı raporuna göre bu emisyon hedefine 10 yıl önce ulaşılması gerekiyordu ve Çin’in 2060’a kadar sıfır emisyon sağlama hedefi, ısınmayı 1,5 ° C’de sınırlamak için yeterli olmayacak.

Bu izahattan sonra konuyu tekrar Adana’ya getirelim, yukarıda bahsettiğim rapordan alıntıyla devam edelim:

“Çin, her ne kadar yurtiçi yatırımlarında yenilenebilir enerjiyi önceliklendiriyor olsa da, 27 ülkede ithal kömüre dayalı termik santral yatırımlarına devam ediyor. Dünyada Çin haricindeki ülkelerde inşa halindeki 399 GW’lık kömür kapasitesinin 102 GW’lık kısmı Çin tarafından finanse ediliyor. Bu durum, Çin’de yenilenebilir enerji yatırımlarında özel sektöre karşı rekabetçiliğini koruyamayan kamu iktisadi teşebbüslerinin (KİT) kayıplarını telafi etmek üzere yurtdışı yatırımlara teşvik edilmesi ile ilişkilendiriliyor. Hunutlu projesinde olduğu gibi, Çin KİT’leri Kuşak

Yol Girişimi çerçevesinde kısa vadede devreye alacakları kömür yakıtlı termik santral projelerine yatırım yaparken, Türkiye de bu yatırımlar aracılığı ile Kuşak Yol Girişimi’ne dahil olmayı ve limanlar gibi girişimin küresel ticareti şekillendirecek kritik altyapı yatırımlarından pay almayı amaçlıyor. 

Tamamlanması durumunda 1.320 MW kapasiteye sahip olacak santralin yatırım maliyetinin, farklı kaynaklardan alınan bilgilere göre 1,7 milyar dolar ile 2,1 milyar dolar  arasında olduğu anlaşılıyor. Böylesi bir yatırımın, kömür ile ilgili yukarıda bahsi geçen eğilimler doğrultusunda, finansal açıdan sürdürülebilir olup olmadığı sorgulanmaya değerdir.”

Mevcut piyasa eğilimlerinin süreceği ve fiyatlarda aşırı bir dalgalanma yaşanmayacağı varsayımları ile hazırlanan rapor, Hunutlu Termik Santrali’nin yatırımcı şirketleri ve finansörleri için ekonomik açıdan anlamlı bir yatırım olmadığına işaret ediyor. Üstelik bu durumun, daha önceki dönemlerde de yaşandığı gibi, piyasa şartlarının kömür aleyhine gelişmesi durumunda daha da kötüleşeceğini ortaya koyuyor.

Rapora göre, ithal kömür için literatürde genel kabul gören ısıl değer 6.000 kcal/kg olsa da, santralde kullanılacak kömürün ısıl değerinin ÇED raporundaki üst limitten (6.400 kcal/kg) alındığı senaryo altında bile, santral işletmeye girdikten ancak 21 yıl sonra yatırımı geri ödeyebiliyor. Üstelik bu hesaplamada elektrik satış fiyatı en yüksek, projenin yatırım maliyeti ile sabit işletme giderleri ise en düşük değerden referans alınıyor.

Bu hesaplamalarda en yüksek değer 22 milyon dolar sabit işletme gideri varsayımında ortaya çıkıyor, santral işletmeye başladıktan 21 yıl sonra yatırımı geri ödeyebiliyor. Santralin, dört yıl inşaat ve 30 yıl işletme dönemi boyunca nakit akışının net bugünkü değeri, en iyi senaryo altında 260 milyon dolar olarak hesaplandı. Raporda, 21 yıllık geri ödeme süresi termik santraller için ortalama bir değere denk gelse de bu durumun ancak yüksek gelir ve düşük maliyet senaryosu altında gerçekleşebileceği vurgusu yapılıyor.

Toparlayacak olursak, İskenderun Körfezi, jeostratejik olarak önemli bir liman olsa da, Türkiye, Çin’in Kuşak ve Yol politikasının ulaşım ve lojistik ayağında yer alamadı.

Bunun yerine Türkiye, Hunutlu Kömürlü Termik Santrali gibi sıfırdan ve ağırlıklı Çin sermayesiyle yapılacak düşük kaliteli ve verimsiz bir kömür santrali projesiyle bu girişime dahil oldu.

Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi kapsamındaki diğer kömür yatırımlarının aksadığı bir dönemde Türkiye’deki yatırımının inşaatının başlamış olması, kısa vadede ticaret açığını finansmanla kapatma, doğrudan mali yardım ve istihdam yaratma sürecini göz önünde bulundurarak, yatırımın hükümet tarafından hızlandırılmış olmasıyla açıklanabilir. 

Enerji yatırımları Türkiye’nin iç politikada öncelik verdiği bir alan olmaya devam ediyor.

Aynı şekilde Shanghai Electric, Hunutlu Termik Santrali’nin Kuşak ve Yol içinde Türkiye ve Ortadoğu için en önemli proje olarak görüyor.

Yukarıda da bahsettiğimiz gibi, proje finansmanı Bank of China (BOC), China Development Bank (CDB) ve Industrial and Commercial Bank of China (ICBC) tarafından Kuşak ve Yol Girişimi altında sağlanıyor.

Dolayısıyla, bu ve dünyanın başka yerlerinde devam eden buna benzer yatırımları, ülkesinde karbon nötr hedefi açıklayan Çin’in, yenilenebilir enerji yatırımlarına karşı rekabet avantajını kaybetmek üzere olan fosil yakıt şirketlerine araladığı genişçe bir kapıdır. 

Halihazırda kentteki sanayi tesisler ve kömürlü termik santrallere yılın büyük bölümünde kirli hava soluyan Adana’nın yaşanmaz hale gelecek olması elbette ki, Çin’in derdi değil.

Bu tamamen Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında Türkiye’ye biçtiği rol ile ilgili, yani tamamen politik, tamamen “duygusal”…