Sabah kahvaltı hazırlarken kızgın tavaya tereyağını koyduğumda bir cızırtı sesi çıkıyor. Sonra da güzel bir koku yayılıyor mutfağa. Tereyağının erimesi güzel bir manzara. Ardından yumurtayı kırıp tavaya attığımda çıkan cızırtı sesi sanki ikinci bir müzik enstrümanının sesi gibi geliyor kulağıma. Yumurtanın beyazı ile sarısı pişerken de yine etkileyici bir görsel değişim.

Kahvaltıdan sonra da bir bardak suyun içine, kalın bir metal paraya benzeyen turuncu C vitaminini atıyorum ya, o da ince bir cızırtı sesi çıkararak eriyor suyun içinde. Küçük hava baloncukları çıkıyor, su biraz turuncu rengini alıyor. Sonunda o ilk başta sert olan turuncu mini silindir, kaybolup gidiyor suyun içinde.

Hayrola? Sabah TV programının metni mi karıştı Artı Gerçek yazısına? Yoo karışıklık filan yok. Anlattığım bu iki sahne, bugünkü Saray rejiminin halini betimliyor: Dağıldılar, çözülüyor ve eriyor!

Son bir hafta on gün içinde meydana gelen olayları alt alta koyup tahlil edince, ortamı bir tek kelime ile tarif etmek gerekirse, herhalde en uygun sözcük ÇÖKÜŞ olsa gerek.

2. adam, Veliaht gibi sıfatları haiz delikanlı, derdini anlatacak mecra bulamayınca kendi özel Instagram hesabını kullanmak zorunda kalıyor. Ailece sahip oldukları kocaman medya imparatorluğu böyle anlarda hiçbir işe yaramıyormuş demek ki! Bir gün gelecek, bir başkası da aynı duruma düşecek, desem inanmayabilirsiniz ama olur mu olur.

Delikanlı şanslı. Osmanlı döneminde olsa sağır ve dilsiz cellatların kurbanı olacaktı. Yine de normal bir ülkede, bu kadar üst düzey bir yöneticinin görevden ayrılmasından sonra bunca zamandır sesi sedası çıkmaması garip karşılanır. İktisadın eski pilotu, ekonomiyi uçuracağım derken kendi uçtu gitti.

Kayınpederin durumu da hayra alamet değil. Yakın zamana kadar hakaretlere boğduğu Avrupa’dan medet umar hale geldi. Brüksel’dekiler de çok inandırıcı bulmuştur herhalde bu nedamet getirmeyi.

İktidar sözcüleri her yeni açıklamalarında bir önceki demeçlerini tekzip ediyor. At mı konuşuyor it mi konuşuyor belli değil.

Yaptırımlar geliyor diye, hiç belli olmaz, Uzun Adam yarın çıkıp “Charlie Hebdo karikatürleri, düşünce, ifade ve basın özgürlüğü çerçevesinde ele alınmalıdır” der mi? Böyle yazdı sosyal medyada bir arkadaş.

Okyanus ötesindeki kankasının durumu da Tek Adamı derin düşüncelere gark etmiş anlaşılan. Hele Trump’dan rica ederek, Halkbankası-Zarrab davasına bakan savcı Preetinder Singh Bharara’yı görevden aldırma başarısını göstermiş olan Beştepe’nin, şimdi aynı hukukçunun çok daha üst düzey bir göreve getirilme olasılığı karşısında endişeye kapılması çok doğal. “Erdoğan ve ailesinin mal varlığı” ibaresi geçiyordu mahkeme dosyalarında.

Paniği sadece Biden sendromu ile açıklamak yetersiz. İçeride, kamuoyu anketleri hep negatif ayrıca iktidar koalisyonunun bazı mensupları devreye Çakıcı gibi bir silahı sokunca da işler karışıyor.

İktidar kliğinin çeşitli fraksiyonları görev başında. 1 numara, yargı reformu diyor, pat, Kemal Kurkut’un katil zanlısı beraat ettiriliyor. Yetmiyor Diyarbakır’da avukat ve aktivistlere toplu gözaltı operasyonu yapılıyor. Arınç, Çiçek ve Bakan Gül’ü dinleyen yok anlaşılan. Bu ne biçim bir 1 numara? Eskiden bir söylediği anında yerine getirilen 1 numara şimdi oturup ortaklarının kurduğu engelleri temizlemeye çalışıyor.

Gelişmeleri, iktidar içi çekişmesi, kapışması hatta kavgası olarak değerlendiriyorsak durum 1 numara için hiç iç açıcı değil. Yok, her şey yine sadece 1 numaranın emir komutasında gerçekleşiyorsa, o zaman da durum parlak değil. Çünkü öyle olsaydı, yargı reformu açıklamasından sonra zanlı polis beraat etmez, avukatlar gözaltına alınmazdı. Demirtaş, Kavala, Altan tahliye edilirdi.

Yargıda reform yapılacaksa herhalde en önce Saray rejiminin yetkilileri yargılanacağı için Erdoğan’ın açıklamaları hiç inandırıcı değil.

Sokağa çıkma yasağını bile doğru dürüst açıklamaktan aciz bir yönetim var memleketin başında. Sorun Türkçe ya da ifade meselesi değil. Kendinden emin değilsen, güç kaybetmişsen, siyasi ve ideolojik olarak kafan karışıksa, Türkçen de kaçınılmaz olarak muğlak, anlaşılmaz ve karışık olacaktır. Oldu zaten. Ayrıca, virüsün yaşa göre davranıp mesai saatleri olduğunu sanan bir sağlık yönetimi var karşımızda.

Evet ÇÖKÜŞ. Ama bunu değerlendirebilecek bir muhalefet var mı? Cevabı belli.

Ekonomi çökmek üzere, COVID-19 her şeyi kemiriyor, içeride müttefiklerinle ihtilaf yaşıyorsun, dışarıda kimse artık sana inanmıyor. Kelimenin gerçek anlamıyla çıkmazdasın. Kurtulmak için, arkanı dönüp geriye gidiyorsun. Ama o da ne? Senin arkan da artık çıkmaz sokak!