Stockholm. Talat Paşa ve biraderine Baku’dan selam çakılınca aklıma yine Emmanuil Efendi düştü. 2013 Aralığında İsveç yollarına düşmeden once, Verjine Svazlian’ın, içinde tehcir türkülerinin de yer aldığı magnum opus’u ile onun anılarını peşpeşe yayınlamaktan son derece mutlu olmuş, ülkeden huzur içinde ayrılmıştım.

Kapağında karavatlı takım elbiseli cihat ilanı resmi vardı ve Emmanuil efendinin fesli resmi…

Cihan harbi sırasında Osmanlı Meclisi’nde Aydın mebusu olan Emmanulidis Efendi'nin anılarını okurken, Horotius’un, “Burada anlatılan senin hikayen” saptaması düştü yine aklıma. Evet, burada anlatılan bizim hikayemiz. Ve hikayenin bize anlatılmayan parçası da var burada. Burada anlatılan sadece olayların gelişimi değil, aynı zamanda Meclis-i Mebusan’dan insan manzaraları…

Ondan bir alıntı: “Talat ateistti. Panislamizm onun bir siyaset aracı idi. Allah’tan korkusu olmadığı için sonunda vicdansız oldu.”

1919 yılında henüz bütün yaşananların anısı canlı iken, sıcağı sıcağına kaleme alınan bu kitapta, anlık değişen duygu ve tepkileri de görebiliyorsunuz. Balkan savaşlarında, Yunanistan’a umutla bakanlar, apansız Yunan düşmanı olabiliyorlar. Kitapta, Ermeni Soykımının, Rum sürgününün Meclis’e ilk yansımalarını da görebiliyorsunuz. Ve birbirinden farklı farklı tavırları...

Talat’ın Senato Başkanı İttihat ve Terakki’nin asıl kurucusu Ahmet Rıza’ya Mecliste alenen hakaret edişi… İstanbul Mebusu Zohrab Efendi ve Van Mebusu Vartkes Efendinin Çerkes Ahmet çetesi tarafından katledilişi haberinin Meclis’e ilk ulaştığı zamanki tepkileri…

İstanbul Emniyet Müdürü Bedri Beyin işleri… Devlet-i Muazzama’nın değişen rol ve manevralarını; Balkanlarda yeni oluşmuş olan ulus devletlerin çalkantıları…

Arap kimliği taşıyanından, Ermeni, Yahudi, Dönme, Rum, Ulah kimliği taşıyanlara Meclis’teki duruşları, birbirleri  ile olan ilişkileri, tepkileri. Bu arada Kürt ya da Süryani vb. kimliklerin Osmanlı Meclisinde hala çok gerilerde kaldığı….

Burada anlatılan aslında muhteşem bir çöküşün hikayesi… Kim bu Emmanuil Efendi diye soracak olursanız:

Emmanuil Emmanuilidis, 1860 Kayseri Tavlusun doğumlu. Babası Haralambos’tur. İstanbul ve Atina Hukuk Fakültelerinin en başarılı mezunlarındandır. İzmir ve Atina’nın en önde hukukçusu olmuştur. Birkaç kere İzmir’de Rum İhtiyar Kurulu’nun üyesi olmuştur. İzmir “Aktis” (Işın) dergisi başyazarı olarak Dimotiki (Çağdaş Yunanca, yani halkın konuştuğu dil) dilinin kullanımını savunduğu için, Kâdim Yunancayı (Katharevousa) yeniden zorunlu kılmayı ve bunu Yunan Meclisinde yasalaştırmayı  savunan muhafazakarların düşmanlığını kazanmıştı. Osmanlı Meclisi’nde İzmir ve Aydın Milletvekili olmuştur (1912-1919).

Libya Savaşından Arnavut isyanına,Balkan Harbinden  I. Cihan Harbine kadar bütün bu yılların içten bir tanığı…

Kitapta ilginç anılardan biri de, Lübnan mebusu Emir Adil Bey’in “Lübnan’ı çeviren dağlarının, askeri kordon altına alındığını ve çok azı  dışında, bütün canlı hayvan ithalleri yasaklandığını ve böylece büyük bir açlık baş gösterdiğini, 140 bin kişinin açlıktan öldüğünü anlatmasıdır. 

Cemal Paşa'nın Arap aydınlarını astırması ve bunun tepkileri. Anadolu’da Hristiyanlara yapılanları Hz. Muhammed soyundan gelen Mekke Şerifi tarafından onaylanmayışını aktaran Emmanulidis Efendi, bütün bunların Arap isyanını körüklediğini ve Almanların da istemi ile çıkarılan Cihad kararını işlevsiz kıldığını belirtiyor. Şöyle diyor:

“İdamlardan önce Mekke Emiri Hüseyin Paşa’nın oğlu Faysal Bey, Cemal’in huzuruna çıkarak idam cezasına çarptırılan Arap aydınları için af diledi. Cemal Arap prensine en aşağılayıcı biçimde davrandı  ve Prens oradan büyük üzüntüyle ayrıldı. İdam cezaları infaz edildi. Temmuz 1916 da Hüseyin bağımsızlığını ilan ederek, bütün Hicaz’ı ele geçirdi. Mekke’de Osmanlı ordusunun kurşunları, İslam’ın kutsal sembolü sayılan Kâbe’yi vurdu. Hüseyin’in ihtilali, yalnız İttihat Hükümetine karşı olup,Halifeliğe karşı değildi. Bu durumu Sultana bildiren mektubunda söylenenler Osmanlı  çevrelerinde çok derin bir intiba bıraktı. Daha sonra Müslüman âlemine  hangi nedenlerden dolayı silahlarını ele aldıklarını açıkladı. İttihatçıların yaptıkları vahşetleri bir bir sayarak, Ermeni ve Rumlara  yapılanları da açıklamayı eksik etmedi. İslam’ın kutsal şehirlerinden, Peygamber’in soyundan gelen bir şahsın sesiyle, Osmanlı ülkesinde  Hıristiyanlara karşı yapılanlar, yalnız Hz. İsa’ya karşı yapılan bir küfür olarak kalmadığını, ayrıca Hz. Muhammed’in öğreti ve kurallarına karşı da bir hakaret olduğunu, bütün dünyaya duyurdu.”

1922 yılında, Sakallı Nurettin  sadece Yunan’ı değil  tüm Diyar-I Rum’u denize dökünce, Emmanuil Efendi Atina’ya sığındı,  sonra Liberal Parti’nin üyesi olarak Küçük Asya Siyasi Merkezi’nin Baskanlığını üstlendi. Yunan Parlamentosu Mülteci Komitesi’nin 1923-1925 yılları arasında başkanı olarak çalıştı. Batı Makedonya yöneticisi oldu (1922-23).

Aralık 1923’de ise Anayasayı değiştirmekle yetkili Kurucu Mecliste Atina-Pire temsilcisi olarak seçilmiştir. Daha sonra 1926, 1928 ve 1936 Parlamento seçimlerinde Atina vekili olarak seçilmiş olup aynı zamanda Venizelos Hükümeti’nin (1928-1931) Sosyal Dayanışma Bakanlığını üstlenmiştir. Bu görevi sırasında Anadolu muhacirlerinin barınma, yaşam ve genel sorunları konularında çok verimli çalışmalar yapmıştır. Emmanuilidis muhacirlerin sorunlarını en iyi bilenlerinden olup, karşılık beklemeyen çabaları ve özverileri yüzünden Anadolulu Rumlarının büyük takdirini kazanmıştır.  Venilizos ile Atatürk’ün buluşması ile Türk-Yunan ilişkilerinin yeniden iyileşmesine veb öylece Yunan vatandaşı olan. İstanbul Rumlarının İstanbul’da  kalabilmesine de katkısı olmuştur. İsmet Paşa’nın homurtusuna karşın. İstanbul Rumluğunu bitirme “şerefi”, 6-7 Eylül pogromuna değil, Sağır Paşanın 1961 de erke gelir gelmez kurduğu Azınlıklar Tali Komisyonuna aittir.

Birçok eserin yazarı olup; bunların arasında en önemli olanı, 1924 yılında Atina’da yayınlanan “Osmanlı İmparatorluğu’nun Son Yılları” adlı kitabıdır. (*) Atina’da 1943 yılında vefat etmiştir. Ruhu şad olsun.

(*) Emmanuil Emmanuilidis, Osmanlı İmparatorluğunun Son Yılları, Türkçesi:Niko Çanakçıoğlu, Belge Yayınları Ocak 2014.