Stockholm. 9 Aralık 2020 tarihinde İsveç’te Ortadoğu, Kuzey Afrika konusunda uzman gazeteci olarak tanınan BitteHammargren, Cengiz Çandar’ın İngilizce yayınlanan son kitabına ilişkin olarak İsveç  Dışişleri Enstitüsü bünyesinde bir book launch (kitap tanıtım) toplantısı yaptı. Zaten her ikisi de bu enstitüde bir çeşit kıdemli danışman statüsünde (senior associate).

Kitabın hemen ilgi çeken bir başlığı var: Turkey’s Mission Impossible/War and Peace with the Kurds ( Türkiye’nin Namümkün Misyonu/Kürtlerle Savaş ve Barış. (Lexington Books, London 2020).

Cengiz Çandar, biraz da Mission Impossible başlığı ile dalgasını geçiyor. Yani “Oğlum Kürtlerle ne barışmasını, ne de savaşmasını beceriyorsunuz.” anlamında.

İyimser olmak zor bunca yaşananlardan sonra.

Kitap, Brexit’in zorlaşan koşulları altında, eşimin bir yeni yıl armağanı olarak bir ay içinde ulaştı elime, posta yoluyla kitap sağlayan ad libris’in inatçılığı sayesinde.

Almanya’da gazeteci bir arkadaşım, İngiltere’den kitap sağlamanın zorluğundan bahsetti geçende.

Cengiz Çandar’ı ilk tanıdığımda AÜ SBF’de öğrenci derneği başkanı idi. Sonra ODTÜ’de akademik hayata başlarken buldum onu, ODTÜ Uluslararası İlişkiler bölümünde asistan.

Hayat bir anlamda başladığı yere dönüyor, ne altüstlükler yaşansa da. Şimdi Stockholm Üniversitesi bünyesinde yıllardır. Hiçbir titr e de ihtiyacı yok.

Elbette, Dr., Doçent, Prof., Ord. Prof. gibi titrler önemsiz demek istemiyorum. 

Ama bütün bu titrlerin içine etmeyi becerdik, birbirini izleyen darbeler sarmalı içinde.

Neredeyse, her kasabada bile üniversite açmayı başardık. Yüksekokul deyimi kalktı piyasadan. Üniversiteden aşağısı kurtarmıyor!

Asistanlar desen, hizmet eri statüsüne indi. Hocaların çanta taşıyıcısı. Hocam aşağı hocam yukarı!

Kitap desen intihal!

Üniversiteler desen kayyuma emanet, belediyeler gibi!

Kitabın önsözü Oxford Üniversitesi Ortadoğu Merkezi'nin yöneticisi Eugene Rogan.

Cengiz Çandar, harika bir gazetecilik yanında, aslında akademik dünya ile ilişkisini hiç kesmedi, Bilgi haşa üniversite iken orada ders verdiğini hatırlıyorum. Bunun dışında dünya üniversitelerinde, sayısız konferans, seminer, tebliğ vb.

2016 yılında 7 dava birden açılmıştı “hakaret” ten. Birilerine eleştiri hakaret gibi gelir. Hele dalkavuklarına on katı.

Tam, kitabın çıkmasına denk yeni bir dava daha açılmış . Galiba sosyal medya paylaşımından…

Elbette, ülke basınında bu kitabın çıkmasının haber değeri yoktu.

Cengiz Çandar, Ortadoğu’da Kürt olayını bir gazeteci olarak ilk kaynaklardan izleme yanında, Barış sürecinin de bir tanığı, taraflar arasında moderatörü oldu.

Bu deneyiminin kökünde, elbette Filistin ve İran devrimine tanıklıkları da var. Kitapları, yazıları ile…

Cengiz Çandar’ın son kitabı, sadece barış sürecini değil, sadece Türkiye’nin değil, bütün Ortadoğu'nun sorunu olan Kürt olgusunu ve tarihsel köklerini anlamak isteyen herkes için bir kılavuz kitap, işlevi görecek.

Kitap, Coventry Üniversitesinden Bahar Baser’in editörlüğünü yaptığı Kürt Toplumları, Siyasetleri ve Uluslararası İlişkiler serisinden çıktı. (*)

Bahar Baser’in dikkat çeken kendi çalışmaları da var (**) 


(*) Aynı dizide daha önce, The Kurds in the Middle East, Media and Politics in Kurdistan, Kurds in Turkey, The Geo-Politics of Turkey-Kurdistan Relations, Customized Forms of Kurdishness in Turkey, Methodological Approaches in Kurdish Studies, Kurdish Alevis and Case of Dersim, Social Media and Democratization in Iraqi Kurdistan, The Kurdish Model of Political Community gibi ilginç başlıklar taşıyan incelemeler yayınlandı.

(**) Bunlar arasında şukitapları sayabiliriz:  Diasporada Kürt-Türk Sorunu / Almanya ve İsveç’te İkinci Kuşak  (İletişim 2013);  Diasporas and Homeland Conflicts  (2015);  editörlüğünü yaptığı Diasporas from Middle East (2019); Research Methods in Kurdish Studies (2019); Migration from Turkey to Sweden (2017); Peacebuilding and Post-Conflict Reconstruction in Kurdistan (2015)