2020 Yüksek Askeri Şurası 23 Temmuz günü toplandı…

Toplantı sadece 45 dakika sürdü. Komuta kademesinde değişiklik olmayınca rutin bir toplantı gibi algılandı.

Birkaç gün sonra aslında bu sessiz sedasız tamamlanan bu kısa YAŞ toplantısının büyük bir gümbürtü koparacağı anlaşıldı. Zira bu toplantıda bir üst rütbeye terfi eden, görev süresi uzatılan ve emekliye sevk edilen general ve amirallerle birlikte ile 624 albayın kadrosuzluktan emekliye sevk edilmesi kararlaştırılmıştı. 

Bu Türk Silahlı Kuvvetlerindeki albayların büyük bir çoğunluğunun tasfiyesi anlamına geliyordu!

YAŞ kararları 30 Ağustos Pazar günü itibariyle hayata geçiyor.

Bu ay sonu Deniz ve Hava Kuvvetlerinden yaklaşık 50’şer, Kara Kuvvetlerinden de yaklaşık 200 subay, görev süresini doldurmadan emekliye sevk edilmiş olacak. 6 yılını doldurup da uzatma alanlardan 300’ü aşkın albay da kadrosuzluktan emekliye sevk edilmiş oldu.

Bu 6 yılın bir sırrı var.

FETÖ’nün TSK’ya sızma girişimleri tam da 1990 dönemine denk geliyor. Harp Okulunu bitirenlerin orduyla ilk teması için 1994 ve sonrası işaret ediliyor. Bu dönemde TSK’da kadrolaşmaya başlayan FETÖ’cüler, 2000’li yıllardan sonra daha rahat rütbe ve önemli makamları elde etmek istiyor. Ve nasıl oluyorsa Meclis’ten bir yasa geçirilip, albaylıkta bekleme süresi 9 yıldan 6 yıla düşürülüyor. Böylece TSK’daki unsurlar bir şekilde tasfiye edilip, yerlerine yetişen FETÖ’cülere alan açılıyor. Albaylığı 6 yıla indirilmesi ile askerlerin sivil mahkemelerde yargılanmasının önünü açan yasa değişikliği ve Ergenekon-Balyoz davalarıyla birlikte düşünüldüğünde TSK’nın nasıl bir operasyonla karşı karşıya kaldığı ortaya çıkıyor. Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ da askerlerin sivil mahkemelerde yargılanmasının önünü açan yasa değişikliğine ilişkin “siyasi ayak” açıklamasıyla TSK’daki FETÖ yapılanmasına ilişkin bu sürece dikkat çekmişti.

O zaman FETÖ’cülerin TSK’da kadrolaşmak için yaptığı 6 yıllık düzenleme, diğer pek çok alanda olduğu gibi yine siyasi iktidarın işine yaradı. O 6 yıl şimdi de TSK’da yeni bir tasfiyenin kapısının açılması için kullanıldı. Dahası siyasi iktidar bugün yeni tasfiyenin kapısını açabilmek için, bazı subayların 6 yılını doldurmasını ya da albaylığı hak etmesini bile beklemedi.

Bir ayrıntı daha var: Kadrosuzluktan emekliye ayrılanlar için Kuvvet Komutanlıkları tarafından da bir dosya hazırlanmamış. Bu iddianın sahibi ise kamuoyunun adını Kardak krizinden bildiği Balyoz davasından mahkumiyet alan emekli Deniz Kurmay Albay Ali Türkşen.

Türkşen, iddiasını bir adım daha ileri götürüyor. Kuvvet Komutanının “terfi ediyorsun” diye haber verdiği askerin, ertesi gün YAŞ kararıyla tasfiye edildiğini söylüyor. Bu ne demek? Söz konusu listelerin direk siyasi iktidar tarafından hazırlandığı ve Kuvvet Komutanlıklarına, atama ve terfilerle ilgili olarak “liyakat, kıdem, başarı ve benzeri konularda” hiçbir söz hakkının tanınmadığı demek.

Bu iddialara bakılırsa, son YAŞ’taki tüm üst düzey terfiler ve devamındaki atamalar, siyasi iktidarın tercihine göre şekillenmiş.

FETÖ kendi adamlarını yerleştirmek için bu “6 yıl” düzenlemesini kullandı, peki siyasi iktidar ne için kullanıyor?

İyi Partili Ümit Özdağ, 2018 yılında Kara Harp Okulunda Cuma namazı yüzünden askeri öğrenciler arasında bir kavga çıktığı iddiasını dile getirmişti.

Kavganın nedeni mi?

Hangi cemaatin imamının askeri öğrencilere Cuma namazını kıldıracağından kaynaklanmıştı Özdağ’ın iddiasına göre bu kavga.

Anlaşılan o kavgada saflar belirmiş;

İki yıl sonra da düğmeye basılmış!

Peki YAŞ’ta kimler tasfiye edildi? Kimler terfi aldı.

Bugün incelediğim bir dava dosyası bir taraftan bu sorunun yanıtını ortaya koyuyor, diğer taraftan da kafa karışıklığı yaratıyor.

Dosya FETÖ şüphesiyle yargılanan bir askere ait. Askere Emniyet sorgusunda yöneltilen ve yargılanmasına neden olan soru şu:

“Kullanmış olduğunuz XXXX telefondan aşağıda ismi belirtilen FETÖ/PDY silahlı terör örgütü şüphelisi ile irtibatınız olduğu tespit edilmiştir. Doğru mu?”

O isim: Subutay Adaş.

YAŞ kararlarında Subutay Adaş, Tuğgeneralliğe terfi ettirildi.

Yargılanan şahıs ise tasfiye edildi.

Adaş’ın FETÖ’cü olduğunu biz bilemeyiz, böyle bir isnadımız asla olamaz. Çünkü Subutay Adaş hakkında FETÖ’den bilinen bir dava yok.

Ama burada Emniyet’in resmi belgesi var.

Ya Emniyet bunun farkında değil ve doğru dürüst araştırma yapmadan insanları, kurumları ve hatta doğrudan siyasi iktidarı zan altında bırakıyor.  

Ya da siyasi iktidar YAŞ’ta gözümüzün içine baka baka Emniyet’in FETÖ şüphelisi diye fişlediğini terfi ettiriyor!