Bugün Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın HDP’liler hakkında başlattığı Kobane soruşturmasının 7. Günü… 

Yasaya göre gözaltı süresi 4 gün. Savcılık, ancak gerekli gördüğü hallerde gözaltı süresini ikinci kez uzatabiliyor. Savcılık soruşturma kapsamında bu hakkını kullandı ve hafta başında gözaltı süresini ikinci kez uzattı. İlk 4 günlük sürede hiçbir işlem yapılmamıştı, Emniyet ifadelerinin alınmasına henüz dün başlanabildi. Bu soruşturma kapsamında sadece son iki gündür bir işlem yapılabildi. 

7 gündür, önce Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın basına yaptığı açıklamalar ardından soruşturma kapsamında HDP’lilere sorulan sorulardan anlaşılan söz konusu soruşturmanın Kobane eylemleri kapsamında yapıldığı. Avukatların soruşturma kapsamında dikkatlerini çeken bir diğer konu ise bugünkü soruşturmaya dayanak sağlayan dosyanın esas numarasının 2014’e ait oldu. 

2014’e dönelim… 

6-7-8 Ekim Kobane olaylarının ardından, dönemin HDP MYK’sı tarafından alınan kararlar nedeniyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 2014 yılında bir soruşturma başlatmıştı. Bu soruşturma kapsamında, milletvekili olan HDP MYK üyeleri hakkında fezleke hazırlayarak, TBMM’ye göndermişti. Dokunulmazlıklara yönelik gerçekleştirilen Anayasa değişikliğinden sonra, TBMM’de milletvekillerinin vekilliklerinin düşürülmesine karar verildi. 

TBMM Başkanlığı Kobane fezlekelerini Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdi. Başsavcılık, “yetkisizlik” kararı vererek, dosyayı Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdi. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı da bir yargılama başlattı. Tutuklama kararları, Anayasa Mahkemesi’nin verdiği hak ihlalleriyle geçen 6 yıl… 

6 yıldır Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’ndaki yargılama hala sürüyor.  

O yargılama sürerken, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın aynı yıla ait bir soruşturma dosyası üzerinden yeniden işlem yapıyor olması dikkatleri çekiyor. 

Bu tam anlamıyla mükerrer yargılama… 

Salı günü gerçekleşenler de bu mükerrer yargılamanın en somut manzarasıydı… 

Salı günü Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 2014 yılında açılan soruşturma kapsamında başlatılan davanın duruşması vardı. Davanın sanıkları arasında Ayhan Bilgen, Altan Tan ve diğer HDP’liler bulunuyordu. 

Eğer HDP’liler, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Kobane nedeniyle yürüttüğü soruşturma kapsamında gözaltında olmasalardı, Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde aynı nedenle başlayan davada sanık sandalyesinde oturuyor olacaklardı. 

Hatta Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki davada, Savcının esas hakkındaki mütalaasının sunulması bekleniyordu. 

Ancak Ankara Cumhuriyet Başasvcılığı’nda yürütülen bu soruşturma nedeniyle olacak; Diyarbakır’da savcı mütalaa vermedi. Duruşmada hiçbir işlem yapılamadı, mahkeme heyeti davayı aralık ayına erteledi. 

Aynı eylem nedeniyle bir insan hem nasıl bir soruşturmada şüpheli, başka bir davada ise sanık olabilir? Aynı yıla ait aynı eylem nedeniyle nasıl bir Mahkeme’de dava sürerken, bir Savcılık ayrıca soruşturma açabilir? 

Hem evrensel hukuk kuralları hem de Türk ceza mevzuatı, mükerrer yargılamayı katiyen yasaklıyor. “Bir insan aynı eylem nedeniyle birden çok yargılanamaz” ilkesi açık açık çiğneniyor. 

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma dosyasına biraz daha yakından bakmakta fayda var… 

Başsavcılık soruşturması, Kobane olaylarına ilişkin yürüyor. Ancak Emniyet’te sanıklara yöneltilen sorular arasında Kobane’nin dışında bazı sosyal medya mesajları da soruluyor. 

Sırrı Süreyya Önder’in Emniyet ifadesi, bu anlamda ön plana çıkıyor. Emniyet’te Sırrı Süreyya Önder’e Facebook mesajları soruluyor. Önder, Facebook hesabının olmadığını belirtiyor. İşin ilginç yanı aynı nedenle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı daha önce de soruşturma başlatıyor. Önder yine Facebook hesabının olmadığını söylüyor. İnceliyorlar, hesap Önder’e ait çıkmıyor. Kovuşturmaya yer olmadığı kararı veriliyor. Özetle, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, yıllar önce kovuşturmaya yer olmadığı kararı verdiği bir konu hakkında yeniden soruşturma açıyor! 

Peki tüm bunlar nasıl olabiliyor? 

Yargılamaya ilişkin süreç, bugün sürpriz bir şekilde ortaya çıkmadı. 

Dayanağı tam bir yıl önce HDP ‘nin önceki dönem Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın yargılandığı davaya dayanıyor. 

Geçen yıl Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Demirtaş’ın siyasi nedenlerle tutulduğuna karar verdi ve derhal tahliye talebinde bulundu. O sırada Cumhurbaşkanı, AİHM kararına ilişkin olarak “Elimizde kozlar var” dedi… 

Ve Demirtaş, Kobane olayları nedeniyle tutuklu bulunduğu davadan AİHM kararıyla tahliye edilecekken, Kobane olayları ile ilgili başka bir soruşturma kapsamında yeniden tutuklandı! 

Cümle biraz karışık, 

Ama bu karışık cümlelere alışık olun, 

Misal: 

Anayasa Mahkemesi’nin yargılamalarında hak ihlali tespiti yaptığı Ayhan Bilgen’e yeniden soruşturma açılması, Başsavcılığın kovuşturmaya yer olmadığına karar verdiği bir olaydan Sırrı Süreyya Önder’i yeniden sorgulayabilmesi, Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nin zaten hali hazırda yargıladığı Altan Tan’ı yeniden gözaltına alabilmesi gibi…