İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nin, Anayasa Mahkemesi’nin Enis Berberoğlu hakkında verdiği kararı yerine getirmemesi nedeniyle, gözler Yüksek Mahkeme’de… 

Anayasa Mahkemesi Başkanı'nın çağrısıyla, dün Yüksek Mahkeme üyeleri olağanüstü bir toplantı yaptı. Saat 14.00’te başlayan toplantı tam 3 saat sürdü.

Toplantının ana gündem maddesi, Enis Berberoğlu kararıyla başlayan krizdi. Başkan ve üyelerin tavrı, “Krizin tırmandırılmaması” yönünde oldu. Kulislere yansıyan başka bir bilgi de toplantıda hem Enis Berberoğlu’nu hem de Anayasa Mahkemesi’ni bu krizden kurtaracak bir formülün de bulunduğuydu.

Adrese teslim bu formülün dayanağı daha önce aynı şekilde yaşanan başka bir kriz:

Şahin Alpay davası.

Anımsatalım,

Yazar Şahin Alpay, FETÖ davasından tutukluyken, bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesi’ne başvurmuştu. Yüksek Mahkeme 11 Ocak 2018 tarihinde, oy çokluğu ile “hak ihlali tespiti” yapmıştı. Anayasa Mahkemesi, ihlalin yeniden yargılama yoluyla giderilmesi için dosyayı yerel mahkemeye göndermişti. Yüksek Mahkeme’nin bu kararına karşın, yargılamayı yapan yerel mahkeme, Şahin Alpay’ın tutukluluğuna devam kararı vermiş, Anayasa Mahkemesi kararını dinlememişti.  

Aynı Enis Berberoğlu davasında olduğu gibi…

Şahin Alpay’ın avukatları, yerel mahkemenin tutukluluğa devam kararına karşı bir üst mahkemeye başvurmuştu. Üst mahkeme, başvuruyu reddetmişti. Alpay, bunun üzerine ikinci kez Anayasa Mahkemesi’ne başvurmuştu. Yüksek Mahkeme, ikinci kez “hak ihlali” tespiti yapmıştı.

Demişti ki,

“Anayasa Mahkemesi’nin verdiği hak ihlali kararının uygulanmaması nedeniyle Anayasa’nın 19. Maddesinde düzenlenen kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile 36. Maddesinde güvenceye alınan adil yargılanma hakkı ihlal edilmiştir.”

Anayasa Mahkemesi Şahin Alpay ile ilgili ilk kararını oy çokluğu ile verirken, yerel Mahkeme’nin kendi kararlarına uymaması nedeniyle gerçekleşen hak ihlali tespiti kararını ise oy birliğiyle vermişti.

Yüksek Mahkeme’nin gerekçeli kararında bir de Mahkeme’ye not vardı:

“Anayasa Mahkemesi’nin kararları bağlayıcıdır!”

İşte bu kararla

Şahin Alpay, tahliye olmuştu.

Anayasa Mahkemesi’nin Alpay’a bu nedenle 20 bin TL tazminat ödenmesine hükmettiğini de söyleyelim.

Anayasa Mahkemesi şimdi Enis Berberoğlu’nun Yüksek Mahkeme’ye ikinci kez başvurmasını bekliyor.

Berberoğlu önce İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nin bu kararı üzerine İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvuracak. Eğer bu başvuru reddedilirse, konu Anayasa Mahkemesi’ne ikinci kez taşınabilecek.

Dün Adalet Bakanı Abdulhamit Gül de aynı şeyleri söylüyordu aslında: 

“Anayasa Mahkemesi’nin kararları bağlayıcıdır” diyor Bakan, bir de ekliyor:

“İtiraz süreci devam ediyor.”

Bakanın itiraz sürecine işaret etmesi önemli. Kulislerde, bu işin İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nde de çözüleceği konuşuluyor. Çözülmezse ne mi olacak,

Anayasa Mahkemesi’nin Şahin Alpay kararı ortada.

Konuşulanlara bakılırsa,

İlk başvurusunda tazminat istemeyen Enis Berberoğlu, bu nedenle Yüksek Mahkeme’ye kadar giderse tazminat talebi dahi kabul edilebilir.

Enis Berberoğlu ile ilgili sürecin böyle dallanıp budaklanması akla mantığa ters bir durum… Anayasa Mahkemesi Berberoğlu ile ilgili kararında açık açık “Berberoğlu’nun dokunulmazlığına ilişkin bir tartışma” yürütüyor. Aslında topu direk TBMM Başkanı Mustafa Şentop’a atıyor, ama nasıl oluyorsa yerel mahkemeler bir yandan sosyal medya atışmaları bir yandan su bulandıkça bulanıyor…

Anayasa Mahkemesi, Berberoğlu kararında açıkça bir tespit yaptı:

Dokunulmazlıklara ilişkin geçici Anayasa maddesinin 2016’ya özgü yapıldığını, bu istisnanın bir kural olarak işletilemeyeceğini, Berberoğlu’nun 2018 yılında yeniden milletvekili seçilerek, dokunulmazlık hakkını kazandığını söyledi. 

Bu kararın direk muhatabı TBMM Başkanı Mustafa Şentop’tu.   

İşin ilginç yanı,

8 Ekim 2020’de Anayasa Mahkemesi, Berberoğlu kararında ne söylediyse bundan tam 4 yıl önce, 2 Mayıs 2016’da TBMM Başkanı Mustafa Şentop aynı şeyleri söylemişti. Tutanaklarda geçen ifadeyi aynen aktarıyorum:

BAŞKAN (MUSTAFA ŞENTOP): “Bir de malumunuz Anayasa’nın 83. Maddesinin 4. Fıkrası vardır. O da şudur: ‘Tekrar seçilen milletvekili hakkında soruşturma ve kovuşturma Meclis’in yeniden dokunulmazlığını kaldırmasına bağlıdır’. Dolayısıyla, bu hükme ilişkin bizim herhangi bir düzenlememiz olmadığı için burada bu hükmün yerinde olduğunu, geçerli olduğunu, dolayısıyla tekrar bir seçim olması halinde seçilenlerin dokunulmazlığını yeniden kazanacağını bu hüküm dolayısıyla burada ifade etmek istiyorum.”

Bu ifadelerine bakılırsa aslında TBMM Başkanı Mustafa Şentop’un haziran ayında hiçbir fezlekeyi Genel Kurul’a göndermemesi gerekiyordu.

Belli ki gömlek baştan yanlış iliklendi,

Şimdi de dolandıkça dolanıyor…