Devlet, vatan, toprak, mülkiyet. Sahipsin ve korumalısın. Bayrak, milli marş, ordu, ulu önder, milli şef, heykel, üniforma, para. Bütün bunlar kutsallarımız olur ve bizi yönetmeye başlarlar. 

Ve ele geçirilen ruhumuzun hapsettiği bedenimizi kaybederiz, insan olduğumuzu unuturuz.. 

Sevişmek devleti yönetenlerin dayattıkları üreme programına dönüşür. Bedenimiz araçsallaştırılırken onunla ilişkimiz kopar. Müzik, dans, kahkaha aklımıza gelmez. Bununla bitmez sistem üretim/ tüketim mekanizması bedenin doğasını ve ritmini bozar. Günlük zorunlu faaliyetlerimiz bile bu mekanizma tarafından yönlendirilir.

Rakıyı Karanfille İçen Adam (Ömer Faruk- Yarabıçak) konuyu Çingenelere getirir. “Çingenelerin bilinen tarihinin geçmişi yaklaşık bin yıl. Bin yıldır devlet kurmayan tek halk Çingeneler.” Yerleşik kültürün tahakküm ürettiğini tıpkı evlerini sırtlarında taşıyan kaplumbağa ve salyangozlar gibi yaşayan Çingeneler nasıl sezdiler? 

Ve devam eder. “Tam bir yersiz yurtsuzluk, akışkanlık, durmayı ret etme hali. Ev ve toprak özlemi, sahiplenme isteği olmayan bir zihniyet dünyasını nasıl kurarsın?”, “Devlet boyun eğmesi için tebaasına baskı uygular, rıza göstermelerini sağlamak için gerekirse öldürür. Rıza gösterildiği an devlet hükümranlığını pekiştirir. Çingeneler rıza göstermektense devletlerini değiştirmeyi deneyen, beceren tek halktır. Çingeneler tek tanrılı dinlerin tahakkümcü karakterine rıza göstermektense çekip gitmeyi seçen, bunu becerebilen tek halktır.” 

Abdülgaffar el Hayati “Okyanusu seçen ırmak durmaz, dolaşır, atlar, deler ve hep akar, Okyanus dalgalı, sınırsız ve meçhuldür. Çingeneler okyanusa akan ırmak suyu içmiştir” der.

Toprağa bağlanmak, hayvanları ehlileştirmek ve yerleşik hâle gelmek tarımla başlıyor. Tarımsal üretimin belli ellerde birikmesi sonucu bunun üzerinden devlet ve ordu kurumlarının ortaya çıktığı ve din kurumunun bu yapının destekçisi olduğu biliniyor. Böylece tahakküm kapitalistleşme süreciyle daha güçlenerek devam ediyor. Çingenelerin tahakkümü başlatan tarımı ret etmelerinin, insanlığın birbirlerine karşı işledikleri suçlara iştirak etmemiş olmalarının nedeni ne?

Rakıyı Karanfille İçen Adam bir Çingene bilmecesi sorar: “Bir kız kardeşim var, bacakları yok ama koşar, ağzı yok ama ıslık çalar” Mister Fa bilemez, bunun üzerine kendisi yanıtlar. “Rüzgâr. Hareketli olduğu için rüzgârı kardeş bilmişler. Gace’nin (Çingenelerin tüm Çingene olmayanlar için kullandığı ad) esintiyi eve hapsetmeye kalkmasına çok kızıyorlar.”

Nazilerin Yahudiler dışında soykırım yapmayı planladığı tek ırk Çingeneler. Yalnız Auschwitz’de yirmi bin Çingene öldürülmüştü ve toplam ölü sayısı 500.000’i buluyordu. Peki, neden Yahudiler gündemdeyken ve onlardan özür dilenirken, Çingenelerden hiç söz edilmiyordu. 

Çiftçi Yahudiler Filistin’e yerleşip tarıma başladılar ve din unsurunu başat hâle getirerek İsrail devletini kurdular. Devlet olmaktan gelen güçleriyle Nazi zulmünü hatırlatmaya devam ettiler. Ama onlar da devlet olmakla şiddet kullanmaya başladılar. 

Peki, ya Çingeneler? Adam devam eder. “Çingenelerde ise devlet kurma isteği yoktu, zaten onlar unutmayı seçtiler. Acılarını müziğe gizlediler. Başka çareleri de yoktu. Bu yüzden tarih onları görmezden gelmeyi seçti.”

Faruk, Çingenelerle ilgili şu tespitleri yapıyor: “Devlet kurmamış, kale yapmamışlar, düzenli orduları, bayrakları, milli marşları, ulusal önderleri, anıtları yok. Ekolojik kriz ve küresel ısınmada hiçbir payları yok. Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarının sorumluluğunu taşımıyorlar. Nükleer santral deliliğine düşmemiş, atom bombası patlatmamışlar. Heykel dikmiyor, mezarlık kurmuyor, ölülerin öldükten sonra da hüküm sürmesine, kendilerine hükmetmesine izin vermiyorlar. Gökdelenleri, uçak gemileri, barajları yok. Çokuluslu şirketleri, bankaları, borsaları yok. Seri katilleri yok. İstihbarat teşkilatları kurup, faili meçhullere bulaşmamışlar.”, “İnsanlık bütün bunlarla uğraşırken Çingeneler yürüyüp gitmişler. Üstelik Göbekçibaba Türbesi gibi başka halklarda kolay kolay rastlanmayacak biriciklikleri de var.”

Faruk şu önemli soruyu soruyor: “Yerleşikliğe dayanan tüm eski medeniyetler kapitalizme teslim oldu, Haçlı orduları değil AVM İslam’ı yendi. Büyük fotoğrafı görerek, medeniyet bilgisini edinerek, kapitalizmi aşmayı hedefleyerek, Çingeneleri dikkate alarak yeni bir medeniyet üzerine düşünmemiz gerekmez mi?”