Dinin, adanmışlığın ve fanatizmin şehri Kudüs ile ilgili tartışmalar bitecek gibi görünmüyor.

Binlerce yıldır sadece tartışmalarla sınırlı kalmamış, yer yer büyük savaşlara ve kıyımlara neden olmuş Kudüs.

Binlerce yıl öncesinden başlayan kavga devam ediyor.

Çok kısada olsa neler olmuş, kimler yaşamış, kimler hüküm sürmüş bir bakalım.

Milattan çok önceleri ismi Uruşalim olan Kudüs, Davut peygamber tarafından ele geçirilir ve Yahudilerin başkenti yapılır. Şehrin önce ismi Davut daha sonrada Yeruşalim olur. Davut’un Ahit Sandığı da Musa peygamberin on emirin yazılı olduğu tabletlerde buradadır. Süleyman peygamberin hüküm sürdüğü yerde burasıdır. Süleyman tapınağı da buradadır. İbrahimin, İshakın yolu da buradan geçmiştir. Yahudilerin en büyük krallıkları burada hayat bulmuştur ama yeni birileri yani Persler sırasını beklemektedir.

Persler şehri ele geçirir ve Yahudileri değişik bölgelere sürgün ederler. Şehir ve tapınaklar yerle bir edilir. Bu süreçte Ahit Sandığı da kaybolur. Kendini adamış Yahudiler Yeruşalimden vazgeçmezler. Tekrar gelir şehri onarır ve tapınaklarını tekrar yaparlar.

Sıradaki Makedonyalıdır yani Büyük İskender. Şehri ele geçirir ve 300 yıla yakın süre Kudüs Helenlerin egemenliğinde kalır.

Daha sonra Romalıların egemenliği başlar. Romalılar kendi tapınaklarıyla gelip yerleşmiş ve çok sert önlemler alarak Yahudilerin birçok inanç ritüelini yasaklamış, büyük cezaların yanında ayrıca şehri onlara yasaklamışlardı. Böylece Yahudilerin büyük sürgünü de başlıyordu.

Hz. İsa da Romalıların egemen olduğu dönemde bu şehirde yaşamış, peygamberliğini burada ilan etmiş, burada yargılanmış ve burada çarmıha gerilmiştir. Hıristiyan inancına göre burada göğe yükselmiştir. Hz. İsa’nın buradaki yargılama, çarmıha gerilme ve göğe yükselme süreçlerine şahitlik ettiğine inanılan mekanlar Hıristiyanlarca kutsanmış ve hac niyetine buralar ziyaret edilmeye devam edegelmiştir. Çile Kilisesi, Diriliş Kilisesi ve Tüm Halklar Kilisesi gibi çok sayıda kutsal mekanları vardır Hıristiyanların. Hıristiyanlığın resmi din haline gelmesiyle şehir Hıristiyan bir kente dönüşür.

Romalılardan sonra Sasaniler Yahudilerin de yardımıyla Kudüs’ü ele geçirir ancak daha sonra kısa zamanda tekrar kaybeder.

Daha sonra Halife Ömer zamanında Kudüs Müslümanların eline geçmiştir. Emeviler döneminde İslam Peygamberi Muhammed’in göğe yükseldiği yer olduğuna inanılan taşın üzerine Ömer Cami yapılır. Müslümanlar arasında da zaman zaman el değiştirir.

Hıristiyanların kutsal merkezi olduğu gerekçesiyle Papanın yaptığı çağrıyla Haçlılar dönemi başlar. Haçlılar şehri ele geçirdikten sonra şehri Müslümanlara ve Yahudilere yasaklarlar.

Selahaddin Eyübi de Hıristiyanların Kudüs Krallığına son verip tekrar Müslümanların egemenliğini sağlar ve Yahudilerin şehre dönmelerini sağlar.

Osmanlı padişahı Yavuz, Kudüs’ü Araplardan alarak kendi topraklarına katar.

Birinci Dünya savaşı sırasında İngilizler kenti ele geçirip korumasına alır. Şehir ikinci dünya savaşından sonra kurulan Birleşmiş Milletlerin sorumluluğuna bırakılır. BM aynı zamanda bu topraklarda İsrailin kuruluşunu da ilan eder ve resmileştirir. Kudüs Ürdün ile İsrail arasında ikiye bölünür. İsrail kendisine bırakılan Batı Kudüsü başkent ilan eder.

Daha sonra Araplarla İsrail'in altı gün savaşları olur. Araplar yenilir ve İsrail Doğu Kudüsü de işgal ederek başkent ilan eder. Daha sonra Filistin Milli Konseyi Kudüsün başkenti olduğu Filistin Devletini ilan eder.

Ve 2017 yılının son günlerinde çatışmalar halen devam ediyor.

Kudüs 3 büyük semavi dinin mabedlerinin yan yana olduğu bir yer. Hatta her el değiştirdiğinde mabedin mabed üstüne yapıldığı yer. Her el değiştirdiğinde büyük kıyımların zulümlerin olduğu yer. Çok sayıda peygamberin yaşadığı ve dinlerini yaymak için önemli mücadeleler yürüttükleri bir yer.

İbrahimin İshak'ı tanrıya kurban olarak adamak istediği yer. Davut’un Süleyman’ın kutsal emanetleriyle hüküm sürdüğü, İsanın göğe yükseldiği, Muhammeddin miraca çıktığı yer.

Museviler, Hıristiyanlar ve Müslümanlar tümü de orada hak iddia ediyorlar. Aslında üç tek tanrılı dinin en yobaz, tutucu ve şiddete eğilimi olanlarının Kudüse herkesten daha fazla tutunduklarını, sahiplendiklerini görüyoruz. Bir başkasına saldırmanın aracı haline getiriliyor.

Üç dinin Tanrı adına oraya yaptığı mabetlerin kutsallığı hakkında hiçbir tartışmayı kabul etmezler ama Tanrının yarattığını söyledikleri insanının kanını akıtmaktan, zulüm yapmaktan hiç geri durmazlar. Onların gözünde insan o mekanların hiç birisinden daha kutsal değildir. Tanrının yarattığı üç din orada hiç durmadan savaş halindedir. Yukarıda söylediğimiz gibi mabed üstüne mabed yapanlar kan üzerine kan akıtmaya devam ediyorlar.

Birlikte yaşam, barış ve insanın kendisinin bir anlamı yoktur onlar için. Bunların hepsi iktidarlarının aracı haline getirdikleri o kutsal mabetlere ulaşmanın araçlarıdır onların gözünde.

İktidarlar ihtiyaç duyduklarında bu gibi yerler üzerinden çeşitli çatışmaların fitilini ateşlerler. Şimdi de yaptıkları bundan farklı değil. Türkiye, İsrail dahil tartışmayı yürütenlerin yönetim biçimlerinden, inançlara ve farklılıklarla bakış açılarında bir değişiklik görmüyoruz. Yöntemleri ve anlayışları aynı. Din,inanç, milliyet bir cila sadece. 

İnsanı, birlikte yaşamı, hoşgörüyü ve barışı merkeze alan bir bakış açısı oluşturmadan orada bir çözüm bulmak çok olası görünmüyor.

Mabedin yerine insanı, birlikte yaşam ve hoşgörü konursa o zaman bir şans olabilir.