DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, "Maşallah o kadar hızlı bir U dönüşü ki bu, yetişebilene aşk olsun. Sayın Erdoğan, biraz yavaş" sözleriyle Erdoğan'ın Avrupa Birliği (AB) açıklamalarını eleştirdi. 

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, partisinin Yozgat İl Kongresi'nde konuştu. Babacan, AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, "Biz kendimizi Avrupa Birliği’nde görüyoruz, geleceğimizi Avrupa ile birlikte kuracağız" sözlerini eleştirdi. 

"Bakın sizin peşinizde bol bol yandaş gazeteci, bolca troll, pelikan melikan çeşitli kuş sürüleri de var. Böyle hızlı manevra yaptığınızda, virajı alamayıp kaza yapıyorlar. Sağa sola savruluyorlar. Tamam siz on beş gündür böyle hızlı virajlar alıyorsunuz da arkadan gelenler yetişemiyor, kaza yapacak, kafa göz yaracaklar" diye konuşan Babacan, şunları kaydetti:

'YETİŞEBİLENE AŞK OLSUN'

"Şimdi ekonomiyi dibe batırdıklarını anlamaya başlayınca, 'İnsan hakkı' dediler bir de dün Avrupa Birliği’nden de söz etmeye başladılar. Pabuç pahalı tabii. Senelerce 'Eyyy Batı' diye diye siz ülkeyi içe kapattınız. Avrupa Birliği’ne 'biz yolumuza, sen yoluna' diye meydan okuyup durdular. Dün de kalkmış, 'Biz kendimizi Avrupa Birliği’nde görüyoruz, geleceğimizi Avrupa ile birlikte kuracağız' diyor. Cumhurbaşkanı’nın açıklaması bu. Sanki yıllardır Avrupa düşmanlığı yapan başkalarıymış gibi, hiçbir şey olmamış gibi, Cumhurbaşkanı daha dün birden ani bir viraj aldı, U dönüşü yaptı. Maşallah o kadar hızlı bir U dönüşü ki bu, yetişebilene aşk olsun. Siz düne kadar düşman ilan ettiğinize birden dönüp sarılmaya çalışıyorsunuz. Bütün dünya da böyle izliyor. 'Ne yapıyor bunlar?' diyor.

'KAZA YAPACAK, KAFA GÖZ YARACAKLAR'

Sayın Erdoğan, biraz yavaş. Bakın sizin peşinizde bol bol yandaş gazeteci, bolca troll, pelikan melikan çeşitli kuş sürüleri de var. Böyle hızlı manevra yaptığınızda, virajı alamayıp kaza yapıyorlar. Sağa sola savruluyorlar… Tamam siz on beş gündür böyle hızlı virajlar alıyorsunuz da arkadan gelenler yetişemiyor, kaza yapacak, kafa göz yaracaklar. Dikkat edin. 

EKONOMİK KRİZ

Ekonominin bu kötü durumda olmasının en önemli sebebi, şu andaki yönetimin hukuku çiğnemeyi bir alışkanlık haline getirmesi. Mafyanın, çetelerin, karanlık güçler kol gezdiği, Cumhurbaşkanı’nın desteğiyle mahkemelerin anayasaya uymadığı bir dönemde, hukuk reformundan bahsediyorlar. Beş adım geri, bir adım ileri adım atarak yürümeye başladılar. Şimdi bakıyorsunuz 'insan hakları eylem planı' hazırlığı yaptıklarını söylüyorlar. Ama 'bal bal' demekle ağız tatlanmıyor. 'Hukuk hukuk' deyince, insan hakları ihlalleri durmuyor.

Bakıyoruz açıklamalarına; insan hakları eylem planı hazırlıyorlarmış, bu kapsamda insan haklarını konularını 'Ekonomik hayatın paydaşlarıyla' tartışacaklarmış. Bu ne demek? Ekonomi dibe vurunca akıllarına insan hakları geliyor demek. Yani bu ülkenin petrol kaynakları, doğal gaz kaynakları olsa, hazırı satıp parasını yiyip dağıtarak yönetseler ekonomiyi, akıllarına insan hakları falan da gelmeyecek.

Samimiyseniz hemen şimdi yapmanız gereken ilk iş şu: Hakimlere ve savcılara sesleneceksiniz ve diyeceksiniz ki: 'Size gelen hiçbir pusulaya veya talimata göre hareket etmeyin. Aracıların tehdit ve teşviklerine kulak asmayın. Evrensel hukuk kurallarına uyun, anayasaya bağlı kalın, yasalara uyun, vatandaşın hakkını devlete karşı da koruyun. Vicdanınız rahat olsun.' Bu kadar. Ve diyeceksiniz ki, 'Benden de size artık bir talimat gelmeyecek. Rahat olun. Şöyle rahat bir nefes alın.' İnanın bu kadar basit. Çok basit.

'ŞUNU TUTUKLA, BUNU BIRAK DEMEYİN'

Sonra da tüm hakim ve savcılarımızın telefon numaralarını rehberinizden sileceksiniz. Sileceksiniz ki eski huylar depreştiğinde tekrar arayıp 'Şunu tutukla, şunu bırak' diyemeyin. Bu kadar basit. 'Reform, meform' diyorlar, tamam o da ihtiyaç ama o reformlara gelmeden önce yapılacak çok basit şeyler var. Samimi bir açıklama bu ülkenin sorunlarının yarısını çözer. Bakın bir bakan kayboldu gitti, boş koltuk, kur düştü. Boş koltuk görüntüsü bile piyasayı rahatlattı. Demek ki bizler, bu kadro bu işin başına gelse memleket nasıl kanatlanıp uçacak, bu onu gösteriyor bize. Hemen arkasından da kolluk kuvvetlerine dönün ve şunu söyleyin: 'Artık işkence bir ceza yöntemi olarak kullanılmayacak arkadaş. Bundan böyle işkence yapan her kimse en ağır şekilde cezalandırılacak. Hiçbir kişiye en ufak bir tolerans dahi gösterilmeyecek."