Yağmur KAYA


ARTI GERÇEK- Ayşe Özdoğan 4’üncü evre kanser hastası. Şu an cezaevinde. Özdoğan ailesinin hüzün dolu hikayesi bir kardeşlerini trafik kazasında kaybıyla başlıyor. Genç, zamansız ölüm ve ilk üzüntü. Bu nedenle ‘bize ikinci bir evlat acısı yaşatmayın’ diyen bir anne. Zorlukla konuşan, her anlattığında ağlayan bir anne. ‘Benim evladım kime ne yaptı! Serbest bırakın’ diye soran ve çağrıda bulunan acı yüklü bu yaşlı kadın, anlayamadığı bir acıyla yüklü.

Bu acı yüklü kadının yanında annesi ve babası görünmeyen bir suçtan cezaevinde olan bir torun var. Bu torun anneannesinin elini sıkı sıkı tutup uyuduğu halde her gece kabuslarla uyanıyor. 8 yaşında adı Burak olan bu çocuk yaşının çok üstünde bir acıyla karşılaştığı için delik kalbi hastalığını ağırlaşmış durumda. Konuşma ve davranış bozukluğu, kilo kaybı, okula gitmek istememe, geciken tedavi. Burak bu ülkenin sahip çıkamadığı binlerce hasta mahkum çocuklarından biri. Sistem annesini cezalandırdığını düşünürken aslında Burak’ın geleceğini de yok etmiş oluyor. 

Denizli Serinhisar’da yoksul bir köy evine misafir olduğumuzda kapının girişinde yere uzanmış zorlukla ders çalışmaya çalışan annesinden mahrum bırakılan Burak’la tanıştık. Burak’a ne söylemeli, nasıl davranmalıyı bilememe endişesiyle sessizce yandaki küçük odaya geçtik. Az eşya, temiz bir ev, duvarda Kuran-ı Kerim ve etrafta bulunan seccadeyle bezeli bir oda. Bu insanlara “Nasılsınız?” diye sormak en zor soruydu.

Bir avukat gibi yasaları öğrenmiş olan kızkardeş Emine Erdem, bizi hiç ummadığımız bir hikaye taşıdı. Ülke korkunç bir darbe girişimiyle sarsılmış, yüzlerce insan ve demokrasi yara almıştı. Darbe korkunçtu ama hiç ilgisi olmayan insanları da beraberinde sürüklüyordu.

34 yaşında Felsefe Öğretmeni Ayşe Özdoğan, uzun yıllar atanabilmek için çaba sarf etmiş ama atanamayınca ilk bulduğu özel ve resmi bir kurumda öğretmen olarak çalışmaya başlamış. İşte buradaki işiyle suçlanan Ayşe Özdoğan, herkes gibi hayatta kalmak için çalışmak zorundaydı. Kardeşi Emine Erdem’inde babasının çobanlık yaparak kendilerini okuttuğunu bu yüzden hayata tutunmak için yıllar sonra ilk buluğu işe girmek zorunda kaldıklarını vurguluyor. İki yıl boyunca çalıştığı bu özel ve resmi kurumda nasıl oldu da çalıştığı yerle ilgili sorgulanmaya başlandı.

Ya da bu sorgunun direkt muhatabı Ayşe Özdoğan mıydı? Ayşe Özdoğan’ın eşi de Milli Eğitimde öğretmenken ihraç edildiğini söyleyen kızkardeş Erdem, meslekten ihraç edildikten sonra eniştesinin çerez alıp sattığını ama tutunamadığını seralara domates toplamaya gittiğini ifa ediyor. Maddi sıkıntılar ve sürekli gözaltına alınma ya da tutuklanma korkusu yaşadıklarını söyleyen Erdem, “‘Acaba ne zaman gelip bizi alacaklar?’ sorusu bile insanları hasta etmeye yetti diyor. 

Kardeş Erdem, Ayşe Özdoğan’ın ilk gözaltına alındığı gün ciddi bir psikolojik şiddete maruz kaldığını dile getirerek o güne dair yaşanılanları şöyle anlatıyor: “8 Nisan 2019’da kardeşim ve eşi gözaltına alındı. Gözaltına alındıkları gün Ayşe’ye çok ciddi psikolojik baskı uygulandı. ‘Sen bütün bildiklerini anlat. Kimsin? Nerede bulundun? Kimlerle görüştün’ gibi sorular soruluyor. Ayşe’de suçsuz olduğunu, bir suç işlemediğini ifade ettiğini söylüyor. Ve şu söylenmiş mesela: ‘Sen en az 13 yıl ceza alırsın. Çocuğun henüz küçük ve çocuğunu 10 yıl 20 yıl göremezsin’ diyerek tehdit edildiğini söyledi.  Ayşe de ‘benim hiçbir suçum yok. Suçlamaların hiçbirini kabul etmiyorum.’ diyor.” 

‘HUKUK VAR AMA İLDEN İLE HAKİMDEN HAKİME DEĞİŞİYOR’

Emine Erdem, kardeşi Özdoğan Isparta’da hakim karşısında hem kendisinin hem de çocuğunun hasta olduğunu ve ikisinin de tedavi olması gerektiğini söylemesiyle serbest bırakıldığını ancak başka bir mahkeme heyeti karşısında hastalık raporlarına bakılmaksızın tutuklandığını ifade ederek, “Hukuk var ama hakimden hakime değişiyor. Hukuk ilden ile değişiyor. Hukuk ağır cezadan ağır cezaya değişiyor” diyor. Kızkardeş Erdem, hala maruz kaldıkları duruma inanamadıklarını dile getiriyor. 

Erdem, Ayşe Özdoğan’ın mahkemeye katıldığında ameliyattan daha yeni çıktığını dile getirerek o gün Özdoğan’ın bayıldığını ve ameliyatlı olan yüzüne defalarca vurularak ayıltıldığını söylüyor. Erdem, yine bir başka mahkemede, mahkeme başkanının iki savunma avukatının savunma yapmasını mahkeme başkanın tarafından engellendiğini engellendiğini söyledi.

Erdem, “Tanınmayacak bir hale gelmişti. Hatta cezaevindeki görevliler ‘yoğun bakımdan hasta mı çıkardınız?’  diye sormuş. Bu derece dehşet. Fotoğrafını çekmek ve parmak izini almak istiyorlar ama ayakta duramıyor. Cezaevine girdiğiniz zaman bir hasta değilsiniz. Bir annede değilsiniz. Bir kadın değilsiniz. Bir insan değilsiniz. Onlar için sadece bir mahkumsunuz. Eşya gibisiniz” diyen Erdem, şu an cezaevinde olan kardeşi Özdoğan’ın evre kanser hastası ve tedavisi yetersiz olduğunu vurguluyor her an ölüm haberinin geleceğinden korktuğunu vurguluyor. 

          

‘KANUNLARDAN YARARLANMAK İSTİYORUZ’

Erdem, Özdoğan’a kanunda yer alan haklarının verilmediğini vurgulayarak şunları söylüyor:

“Biz bu ülkenin bize verdiği kanunlardan yararlanmak istiyoruz. Biz bu ülkenin birer vatandaşıyız. Biz bunları hak etmedik. Hiçbir zaman devlete, yönetime karşı gelmedik. Ayşe Özdoğan suçsuz olmasına rağmen af istemiyor. Kendisi felsefe bölümü mezunu. Felsefe bölümü mezunları da devlet kademelerinde herhangi bir iş yapamıyor. Biz zengin bir ailenin zengin çocukları değiliz. Fakir bir ailenin fakir çocuklarıyız. Biz hiçbir zaman devlete isyan etmedik.

Bizim tek suçumuz özel sektörde çalışmak ve çalıştığımız özel sektör devlet tarafından denetlenen yerlerdi. Ya da özel sektördeki maaşınızı almak için anlaşmalı olduğunuz banka; oda devletin denetiminde olan bir bankaydı.  O zaman bunları yapmak suç değildi. Çocuğunuzu gönderdiğiniz okul onlarda devletin denetimi altındaydı. Çocuğunuzu götürdüğünüz hastaneden bile yargılanıyorsunuz. Ve bu şekilde yargılan bir çok insan var. Ayşe sadece kanunda verilen hükümlerle kendisine muamele edilmesini ve infazının tedavileri gerçekleşene kadar ertelenmesini istiyor. Burak’ın annesinin 4’üncü evre kanser hastası olduğunu unutmamak gerekiyor.” 

‘ANNESİNİN CEZAEVİNDE OLDUĞUNU SÖYLEYEMEDİM’

Erdem, Özdoğan’ın oğlunun durumuyla ilgili olarak şunları anlatıyor: “Burak iyice içine kapanık hale geldi. Davranış bozuklukları oluşmaya başladı. İlk zamanlar heyecanlı bir şekilde ‘annem ne zaman gelecek?’ diye soruyordu. Fakat süreç uzadıkça ağlamalı ya da kendini ifade edemeyen tarzda içine kapanık bir hal almaya başladı. İçinde fırtınalar kopuyor fakat yaşadıklarını ifade edemiyor. Psikolojik destek aldı. Şu an Burak’a yemek bile zor yediriyoruz. Annesine sarılıp uyuyan bir çocuktu. Şu an anneannesiyle birlikte yatıyorlar. Annem ‘çocuk yorganı başına çekip hıçkıra hıçkıra ağlıyor. Yorganı dişliyor.’ diyorum ya içinde çok fırtınalar kopuyor. Gece kabuslarla uyanıyor sık sık. Annesini sorduğu zaman net cevap veremiyorum;  çünkü annesinin cezaevinde olduğunu söyleyemedim. Sağlık kontrolüne götürdüler diye söyledim.”

       

‘DÜNYAYA ‘YAŞAMAK İSTİYORUM’U DUYURMAYA ÇALIŞIYOR’

Ayşe Özdoğan’ın aylardır “Yaşamak istiyorum”u dünyaya duyurmaya çalıştığını söyleyen Erdem, “Kardeşim sesini duyurmaya çalışıyordu. ‘Suçlu değilim suçlu olduğumu kabul etmiyorum ama afta istemiyorum. Ben infazımın ertelenmesini istiyorum. Tedavim tamamlanmadı. Tedavimi olabilmem için dışarda olmam lazım. Cezaevi şartlarında yaşayamam’ diye 3 aydır kendini ifade etmeye çalışıyordu” diyor. 

‘NE OLUR EVLADIMA YARDIM EDİN’

Çocuklarını zorlukla büyüten baba, “Benim kızım kaç kişiyi öldürdü de bırakmıyorlar” diyor. Bir evladını kaybeden ikinci evladını da kaybetmek istemediğini vurgulayan Ayşe’nin annesi, “Benim evladım hasta. Ne olur evladıma yardım edin. Yedikleri içtikleri burnundan geliyor. Ağzında diş yok. Damak kanseri. Olduğu yerden kalkamıyor. Yardımcı olun” diye topluma çağrıda bulunuyor.

'CEZA İNFAZ YASALARI KATIDIR AMA AYNI ZAMANDA İNSANİDİR'

Avukat Hüseyin Tolga Coşkuner Özdoğan'ın infazının ertelenmesi yönünde tek bir talebinin olduğunu söyleyerek şunları vurguladı:

"Ceza İnfaz Yasaları katıdır, bu doğru ama aynı zamanda insanidir. Yani insanı yaşatmaya, iyileştirmeye yöneliktir. Bir kişi hükümlü bile olsa hangi suçtan hüküm yendiğine bakılmaz. O kişinin sağlığı güvence altında olmak zorundadır. Bu sebeple Ayşe Özdoğan hastalığı ve daha önceki ameliyatları sebebiyle tek başına temel ihtiyaçlarını gideremiyor. Yüzde 72 kalıcı-sürekli engelli. Resmî sağlık raporlarında bile kısmen başkasına bağımlı olduğu yazmaktadır.

Ayşe Özdoğan'ın yetkililerden bir tek talebi var; kanserinin metastas yapıp yapmadığını henüz bilmediğini, buna rağmen üç ameliyat geçireceğini, bu ameliyatlarını cezaevi koşullarında yaşam hakkını koruyarak atlatabileceğinden ümidi olmadığını, en azından sağlığını büyük ölçüde iyice kaybedeceğini, ameliyatları tamamlanana kadar en az bir yıl infazının ertelenmesini talep etmekte. Ayrıca sık sık hatta her gün hastaneye gitmek zorunda olduğunu, bu sebeple hastane dönüşü karantina koğuşuna alındığını, bunun her defasında böyle devam ettiğini, normal koğuşa geçme şansı olmadığını. Temel ihtiyaçlarını desteksiz karşılayamadığını belirtiyor."