Toplumsal, ekolojik ve kültürel meselelere yenilikçi ve sürdürülebilir çözümler geliştirmek üzere bir araya gelen birey ve kurumları desteklemek amacıyla 2016 yılında Zorlu Holding, ATÖLYE ve S360 ortaklığında ‘imece’ adlı bir sosyal inovasyon platformu kuruldu. 
imece o günden bu yana, sosyal faydayı odağına alan girişimcileri, gençleri ve çok alanlı paydaşları bir araya getiren bütüncül ve kapsayıcı süreçler tasarlarken; oluşturduğu topluluk ve içeriklerle sistemsel dönüşümü tetiklemek için uğraş veriyor.
Bu dönemde imece gibi yapıların rolü önemli. Zira yoksulluğu ortadan kaldırmak, gezegeni korumak ve tüm insanların barış ve refah içinde yaşamasını sağlamak için bir eylem çağrısı niteliğindeki Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na ulaşmak için sadece 10 yılımız kaldı. Diğer yandan, iklim krizinin yıkıcı etkileri her geçen gün daha fazla hissediliyor. 
İmece gibi yapıların, içinde bulunduğumuz olumsuz tabloyu olumluya çevirmek için daha adil ve sürdürülebilir bir gelecek yolunda yeni yaklaşımları desteklediğini söyleyen Direktör Mustafa Özer, “Pandemi süreci bize, karmaşık meselelerin tek bir birey, kurum, devlet ve şirket tarafından çözülemeyeceğini yeniden gösterdi” diyor. 
Imece Mart 2021’de, yerli ve yabancı partnerlerle ‘Imece Summit’ adlı kapsamlı bir zirve düzenleyecek. Aslında geçtiğimiz baharda yapılması planlanan ama pandemi nedeniyle askıya alınan zirvede imece’nin uluslararası partnerleri arasında, toplumsal sorunlara sosyal inovasyonla çözüm bulmak isteyenleri bir araya getiren sosyal inovasyon ağı SIX (Social Innovation Exchange) ve küresel ekonomiyi herkes için değer yaratacak biçimde şekillendirmeyi amaçlayan B Corp yer alıyor.  
Imece, “Bireylerin ve kurumların değişimi hızlandırmasını nasıl sağlarız? Kurumlar ve sektörler arasındaki iş birliğini nasıl hızlandırırız?” sorularına yanıt aranacak zirvenin öncesinde ise özel sektör, sosyal girişimcilik, sivil toplum ve kamu alanlarından katılımcılarla çeşitli online buluşmalar gerçekleştiriyor.

SİSTEMİ DÖNÜŞTÜRMEK İÇİN BİR ARAYA GELMEK ŞART

Imece ilk olarak 3 Haziran’da, Türkiye Sosyal Girişimcilik Ağı partnerliği ve ara studio kolaylaştırıcılığında ‘Birlikte Öğrenme: Ekosistem Buluşması’nı gerçekleştirdi. Decoder Kurucusu ve Imece Summit Direktörü Duygu Kambur bu buluşmanın amacını şöyle özetliyor: “Mayıs 2018’de SIX öncülüğünde Wayfinder 2018 buluşmasını İstanbul’da gerçekleştirmiştik. Akademiden özel sektöre, girişimlerden kamuya çok sektörlü bu buluşmada ‘Sosyal inovasyon ekosistemlerinin gelişmesi ve etki alanının artması için nasıl mekanizmalara ihtiyaç var?’ sorusu etrafında içeriklerimizi derlemiştik. Bugünlerde SIX, ‘acil zamanlarda sosyal inovasyonu şekillendirmek’ mottosuyla Wayfinder 2020’yi aşamalı olarak gerçekleştiriyor. Farklı ülkelerdeki buluşmaların amacı, biriken öğrenimleri ve gelişmeleri derleyerek daha büyük etki yaratabilmek için ortaklıklar kurulmasını ve iş birliğini kolaylaştırmak. ‘Birlikte Öğrenme: Ekosistem Buluşması’nı pandemi döneminde sosyal fayda odaklı yapıların nasıl bir süreçten geçtiğinin kaydını tutabilmek, birbirimizi duymak ve nasıl destek mekanizmaları yaratabileceğimizi keşfetmek amacıyla düzenledik. Wayfinder 2020’nin ana partnerlerinden biri olarak, elde ettiğimiz çıktıları şu anda Wayfinder sürecine de dahil ediyoruz.”
Buluşmada sosyal fayda odaklı organizasyonlar, pandeminin başlangıç döneminde topladıkları içgörüleri ve öğrenimleri diğer katılımcılarla paylaştı. Eğitimden bilime ve kültür sanata, kadından çocuğa, ekonomiden siyasete pek çok alanda ilham veren örneklerin yer bulduğu bu buluşmanın bence en önemli çıktısı, sistemi dönüştürmek için ‘bir araya gelmek’ gerekliliğine yapılan vurguydu. 

KAYNAKLARIN TAMAMI COVID’E KAYDI

22 Eylül’de gerçekleştirilen Wayfinder 2020 ve imece summit Ekosistem Buluşması’nda ise sosyal inovasyon ekosistemi içinde yer alan ve sahada çeşitli çalışmalar yapan katılımcılar, şu anda sosyal inovasyonun nasıl gerçekleştiğine dair deneyimlerini ve gözlemlerini paylaştılar. 
KUSİF (Koç Üniversitesi Sosyal Etki Forumu) Yönetici Direktörü Dr. Gonca Ongan, bu dönemde yerelde insanlar ile kurumların dayanışma içinde hareket ettiğini gözlemleseler de, kaynak konusunda büyük bir sıkıntı olduğunu anlattı: “Sivil toplumun ve sosyal girişimlerin ayakta kalabilmesi için ciddi bir finansmana ihtiyaç var. Salgınla beraber, kaynakların neredeyse tamamı Covid ile ilgili çözümlere kaydı. Mevcut alanında çalışmaya devam eden ve dijitale de kayamayan kuruluş ve girişimler kaynaklara erişemiyor. Beklenen fonlar kapanıyor veya dönüşüyor. Örneğin kalkınma ajanslarının bu dönem sosyal girişimcilikte açacağı önemli mali destek fonları vardı; bu kaynakları Covid’e yönelik çözüm üretecek 3 aylık programlara çevirdiler ve tekrar ne zaman mali destek çağrısına çıkacakları belli değil. Aynı şekilde sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada fon veren büyük vakıflar hibelerini Covid odaklı yaptılar. Oysa herkes Covid çözüm odaklarını çalışmıyor. Burada denge sağlanamadı.” 
Her yaştan kız çocuklarını ve kadınları futbol yoluyla güçlendiren Kızlar Sahada platformunun Kurucu Ortağı Kiraz Öcal da finansman sıkıntısına dikkat çekerek “Covid sürecinden sadece Türkiye’deki firmaların değil, güçlü global firmaların da etkilendiğini hissettik. Bu firmalar ayrılmış bütçeleri dondurma, ödeme planlarını değiştirme gibi önlemler almak zorunda kaldılar. Haliyle anlaşılmış projelerde dahi finansal akışlar etkilendi. Bu anlamda bırakın yeni kaynaklar yaratmayı, mevcut kaynakların bile kullanılmasında duraklama dönemine girildi” dedi.  

DİJİTALLEŞME HER DURUMDA BİZİ KURTARIR MI?

Ani dijitalleşmenin sosyal fayda alanında çalışan sivil toplum kuruluşlarına ve girişimlere etkisinin de konuşulduğu buluşmada söz alan Vehbi Koç Vakfı Özel Projeler Yöneticisi Seçil Kınay Yılmaz, pandemiyle birlikte ani dijitalleşmenin müthiş bir kapsayıcılık ve erişim sağladığına vurgu yaptı: “Daha önce İstanbul, Ankara ve İzmir’de ‘Açık Sahne’ etkinlikleri yapıyorduk. Her bir etkinliğe belki 40 kişi gelebiliyordu. Ama pandemiyle beraber bu etkinlikleri çevrimiçine taşıyınca 200 kişilik açık sahne etkinlikleri yapabilmeye başladık.”
İstasyon TEDÜ Sosyal İnovasyon Merkezi Yöneticisi Berivan Eliş ise Covid-19 salgınında dijitalleşmenin kurtarıcı olduğunu ama içinde bulunduğumuz afetler çağında bir deprem ya da sel halinde elektrik altyapısının çökebileceğini ve o durumda şimdi dijital tarafa doğru yaşadığımız savrulmanın bizi kurtaramayacağını söyleyerek “Yüz yüzelik ve fiziki dayanışma alanları bizi kurtaracak. Bizim bir yandan da bunları kurmamız gerekiyor. Geleceğin mesleklerini konuşurken robotik, veri bildirimi vs diye sayıyoruz. Ama aynı zamanda geleceğin en önemli meslekleri arasında hemşirelik, bakım uzmanlığı da var. Dijital tarafa fazla kaydık ve orada dengeyi yitirip kendimizi de unuttuk. Ki bence Covid-19 salgını, bütün bu dijitalleşmeye rağmen yaşadığımız psikolojik bunalımlarla çok net gösterdi ki, o dengeyi yeniden sağlamamız gerekiyor.”